ABD artık Ege’de aracı olamaz

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo önce Güney Kıbrıs’ı, ardından Girit’i ziyaret etti. Kıbrıs’ta Rumların lideri Anastasiadis ve GKRY Dışişleri Bakanı Hristodulides ile, Girit’te ise Başbakan Miçotakis ile, ne sosyal, ne fiziki mesafe gözeterek, adeta sarmaş dolaş turistik fotoğraflar çektiren Pompeo, Ekatimerini gazetesine göre “Doğu Akdeniz’de arabuluculuk” yapmak istiyormuş.

Yapamaz. Arabulucunun önce haktan ve haklıdan yana olması gerekir ki hakkı sahibine teslim edebilsin. Buna diplomasi dilinde “honest broker” (dürüst arabulucu) denir. Arabulucunun önce dürüst olması gerekir.

Kıbrıs’ta Rumlara neden 1987’de silah ambargosu konmuştu? O sebeplerden hangisi ortadan kalktı ki şimdi ABD Kıbrıs’ı yeniden barut fıçısı haline getirmek istiyor? Rusların Rumlar üzerindeki etkisinin artmasından korkuyormuş ABD!

Evet! Dünyanın bu kesiminde kimse gazete okuyup, televizyon seyretmiyor! Bu sebeple, Ruslarla Kıbrıs Rumları arasında artan ilişkiler olduğunu hiçbirimiz duymamışız!

Pompeo, şuna açık ve seçik, Trump’ın “savaş kışkırtıcısı generaller” diye nitelediği ABD Savunma Bakanlığı ile NeoCon’ların hâlâ koridorlarında cirit attığı Dışişleri Bakanlığı’nın pompaladığı “Türkiye aleyhtarı tutum” dese de herkes rahatlasa çok daha dürüstlük etmiş olur.

Ama olmaz! Trump iki ay sonra seçimi eli siyaseten güçlenmiş olarak kazanırsa belki! Ama o sonucu gerçekten belirsiz, hatta kendisi için tehlikeli bir seçime hazırlanırken, Pentagon’un generalleri ve Dışişleri’nin bürokratları istedikleri siyaseti Beyaz Saray’a empoze edebiliyor. Bırakın empoze etmeyi, fiilen icraya yelteniyorlar.

Pompeo, üç buçuk yılda dördüncü dışişleri bakanıdır ve sadece bu bile o yerin adamı olmadığını, bürokrasinin rüzgârı nereden esiyorsa oraya doğru savrulabildiğini göstermeye yeterlidir. Eski asker, iş adamı, avukat ve 14 ay CIA başkanlığı yapmıştır; bu tarihten önce haritada Türkiye’nin yerini bile gösteremeyecek kadar uluslararası deneyimi olduğu söylense, yanlış olmaz.

Bırakın ABD Dışişleri Bakanı’nı, yardımcısının danışmanı bile Güney Kıbrıs’a gittiğinde, mutlaka Kuzey’e çıkardı. Bu gelenekti. “İncirlik’teki ABD üssü Girit’e nakledilecek!” söylentilerinin ayyuka çıktığı zaman, ABD Dışişleri Bakanı, yanına karısını alıp, Girit’e arsa bakmaya gider gibi geziler yapmaz, yapmamalı.

Eğer Yunanistan Fransa’nın tahriklerinden vazgeçip masaya dönme kararını açıklamış ise bu ABD’nin ağzının bir yarısından Sevilla Haritası’nın anlamsız olduğu açıklamasıyla değil, Türkiye’nin kararlı tutumuyla gerçekleşmiş bulunuyor. ABD’nin şu son iki hafta içindeki tutumuna bakınca, Miçotakis’in masayı bir kere daha tekmelememesi mucizedir.

ABD, dürüstlüğünü ve onunla birlikte arabulucu rolü oynama hakkını da yitirmiş görünüyor. Trump seçimden güçlenerek çıkarsa, bu dürüst tavrı ve generallere karşı üstünlüğü yeniden kazanabilir.

Ne gariptir ki bölgenin ve Akdeniz’in kaderi, güçlenmesi bir tarafa, seçimi kazanıp kazanmayacağı bile belli olmayan bir Trump’ın kaderiyle örtüştü!