ABD Filistin’de barışa hizmet edecek son ülke

Biden’a bağlanan ümitlerin dile getirildiği Filistin, Mısır, Ürdün ve Lübnan gazetelerinin makaleleri hâlâ hatırımızda. Libya’da bile, ülkeyi paramparça eden, beslediği hainleri, mesela ülkenin doğusunu hâlâ elinde tutan Halife Hafter’i el altından destekleyen ABD olduğu halde, yine de Trump’ın gitmesi özlenen birleşmeyi getirecek adil ve serbest bir seçim için umutları artırmıştı.

11 günlük son Gazze katliamı Biden’ın ilk uluslararası sınavı değildi; kendisi 8 yıllık Obama döneminde sayısız İsrail vahşetine tanık olmuştu. Obama’nın, İsrail’in Arap topraklarını işgalden vazgeçmemesi ve Netanyahu’nun kendisini adam yerine koymadığını açıkça belli eden tutumu, Başkan Yardımcısı sıfatıyla Biden’a çok büyük bir hareket alanı bırakmıyordu. Belki de bu nedenle sekiz yıl boyunca Obama ile Biden, Netanyahu karşısında iyi polis-kötü polis oyunu oynamışlardı.

Trump ise Netanyahu’nun tam da aradığı nimetti. İşgal altındaki Arap topraklarını kendi malı imiş gibi parsel parsel İsrail’e bağışlayan ve Arap-İsrail barışını bir gayrimenkul anlaşmasına çeviren Trump, toprakları işgal altında bile olsa, Filistin’in başkenti olan Doğu Kudüs’teki ABD konsolosluğunu kapatmış, Filistinlilere mali ve insanı yardımı durdurmuş, diğer Arap ülkeleriyle ilişkilerini İsrail ile normalleşme anlaşması imzalamalarına bağlamıştı.

Oysa İsrail’in komşularıyla iyi ilişkiler kurma arzusu, işgalden vazgeçmesi ve Filistin’in kurulmasına engel olmaması için bir diplomatik manivela olarak kullanılabilirdi ve kullanılıyordu. Bu manivelanın başında da İsrail’in Türkiye ile ilişkilerini eski düzeyine getirme arzusu yer alıyordu.

Ne var ki o zaman başkan adayı olan Joe Biden, 16 Aralık 2019’da New York Times gazetesi yayın kuruluyla yaptığı toplantıda, AK Parti hükümeti ve Erdoğan yönetimiyle ilişkilerini “Erdoğan’sız bir Türkiye” ilkesi üzerine bina edeceğini açıkladığından bu yana, ABD Türkiye’nin bölgedeki önemine ve mevkiine uygun davranmaktan vazgeçmiş bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanı Tony Blinken, 60’dan fazlası çocuk 200’den fazla Filistinlinin katledildiği katliamın sonrası, bölgeye yaptığı ilk ziyarette ne Türkiye’ye ne de Gazze’ye uğradı. Gazzeliler ve Kudüslüler, sembolik demeçlerden öte ne Mısır’dan ne de Ürdün’den bir destek görmedikleri halde, Blinken “Bölgedeki paydaşlarımız” dediği bu iki ülkeyi ziyaret etti. Ama Blinken, Netanyahu ile bir Türkiye haritasının başında fotoğraf vermeyi ihmal etmedi.

Türkiye, İsrail’in var olma hakkını ilk tanıyan bölge ülkesidir; ancak İsrail’in Arap topraklarına saldırısını ve sonunda işgalini de 1947’den beri kınayan, BM Güvenlik Konseyi’nin son Gazze katliamına seyirci kalması üzerine genel kurulu harekete geçiren ülkedir.

ABD, bölge sorunlarına ilişkin çoktan yitirdiği dürüst arabulucu sıfatını tekrar kazanmak istiyorsa, Ankara ile, Erdoğan ile ortak olduğunu hatırlamaya mecburdur.

Biden, 530 gün önce attığı yanlış adımı geri almak zorundadır.