Ayağını ağzına sokmak

Biden’ın gafları o kadar meşhurdu ki Obama bir ara bu gaflara yönelik eleştirileri (yani kahkahaları) durdurabilmek için, “Bırakın, Joe, Joe’luğunu yapsın!” demişti. Google’dan bakarsanız, Time dergisinin Biden’ın En Meşhur 10 Gafı diye bir sayfasını bulacaksınız. Müstehcen konuşmalar mı dersiniz, hukuk fakültesinde kopya çekip sınıfta kalmalar mı dersiniz... Amerikalılar bu tür gaflar için renkli bir deyim kullanırlar: Ayağını ağzına sokmak!

Joe’nun ayağı bu anlamda ağzından çıkmamıştır; çıkacağa da benzemiyor.

Ne var ki “Ermeni Soykırımı” denen hadsiz, yakışıksız ve tarihsel realitelere aykırı açıklamasını böyle bir gafla izah etmek olanaksız. Çünkü bu, Biden’ın “Kaliforniya seçmenlerine söz verdim” tarzı bir siyasal yatırım veya “Reagan da o kelimeyi sarf etmişti, ben de edeyim” tarzı bir siyasetçi yarışması değil, fakat kendisinin ileride “Biden Doktrini” diye anılmasını istediği bir tutumun, tavrın birçok tezahüründen biridir.

Biden’ın Delaware senatörü olarak Kongre’de kurduğu ekibe bakarsak, şimdi Dışişleri Bakanı olarak hükümete aldığı Tony Blinken’in 2002 yılından beri dış siyaset ve güvenlik danışmanı olarak yanında bulunduğunu görebiliriz. Bu şahıs, liberal-demokrat bir geçmişten geliyor ama Bush’tan miras kalan “Şahinler” (yeni adlarıyla Yeni Muhafazakâr, NeoCon’lar) arasına katılıyor. Makaleleri, özellikle bu akımın kurucu babalarından Robert Kagan ile Brookings araştırma kuruluşundaki çalışmaları incelendiğinde, bu şahsın ve dolayısıyla Biden’ın fikrî (!) gelişiminin yönünü kolayca görebiliyoruz.

Reagan da Kaliforniya eyaletindeki Ermeni seçmen çoğunluğunun oylarını elde edebilmek için 1981’de adayken “Soykırım” lafını telaffuz etmiş; ancak başkan seçildiğinde bunun Türkiye ile ilişkilerde açacağı yarayı görerek vazgeçmişti. Obama da adayken benzeri taahhütte bulunmuş ancak başkan koltuğundaki sekiz yıl boyunda bu düşünceyi kafasından kovmuştu.

Bugüne kadar bütün ABD başkanları, meselenin sadece dost ve müttefik Türk halkını rencide edeceği faktörü üzerinde durmuşlardı. Ta ki Blinken-Biden, giderek başkan yardımcısından çok “eş başkan” olmaya başlayan Kamala Harris ile iş birliğinin verdiği cesaretle yeni doktrinlerini kelimelere dökünceye kadar. Biden bildirisinin son paragrafının ikinci cümlesinde özetlenen “Bizim yönetimimiz artık ülkelerle ilişkilerimizi ikiyüzlülük esasına dayamayacağız” sözde ideali bunu özetliyor.

Bu görüş ilk defa dile gelmiyor. Biden, 2019 New York Times yayın ekibiyle konuşmasında “Erdoğan’ı yıkmak” planını açıklarken de “Türkiye’yi tecrit etmek” istediğini söylemişti. Biden, 100 günlük başkanlığı sırasında, İsrail’e, İran’a, Rusya ve Çin’e “ilişkilerimiz ikiyüzlülükten kurtulacak” mesajını verdi. Buradaki temel fikir, görünüşte “Hiçbir ülkeyi hoş tutmak zorunda değiliz” siyasetidir ama gerçekte vurgulamak istediği “liderler arası siyaset” yerine yeni bir “güç siyaseti” arzusudur.

Elbette ısırdığı bu kadar çok lokmayı yutabilecek değil. Hele ağzında ayağı varken!