Azerbaycan’a bin füze!

Azerbaycan’ın adeta üzerindeki ölü toprağını silkip, 27 yıl Ermenistan’ın işgali altında bulunan Karabağ ve çevresindeki yedi bölgeyi kurtarmasından sonra İran’ın duyduğu rahatsızlığı anlamak mümkün. Onaylamak değil elbette ama 1979’dan beri sadece İran’ı değil Güney Azerbaycan’ı da bir cehennem cenderesi altında tutan mollaların telaşının kaynağını görmek çok kolay.

Bugün, Farsi İran’ın, İran diye bildiğimiz toprakların üçte birinden küçük olduğunu, ülkenin diğer bölümlerinin sadece Güney Azerbaycan’dan değil ama Horasan, Belucistan, Kaşkay, Loristan, Türkmenistan ve Arabistan’dan oluşan üçte ikisinin bir azınlığın işgali altında bulunduğunu söyleyenlerin var olduğunu biliyoruz. Mollalar da biliyor. İslam’ı, hatta Şiiliği bir tür sosyal tutkal olarak kullanan mollaların bildiği bir şey daha var: Azerbaycan, zengin uluslararası ilişkileriyle, petrol zenginliğini halkına adil şekilde paylaştırmasıyla, kalkınma çabasının her gün biraz daha muhteşem sonuçlarını dünyaya göstermesiyle de başta Güney Azerbaycan olmak üzere bütün İran’a “kötü örnek” olmaktadır. Mollaların hoşlanmadığı budur.

Geleneksel olarak Kuzey Azerbaycan olarak bilinen bugünkü Azerbaycan Cumhuriyeti, Güney Azerbaycan olarak bilinen bugünkü İran’ın Azerbaycan eyaletiyle kalkınma açısından mukayese bile edilemez. Farsi mollaların eğitimin gelişmesini önlemek için kalkınmadan pay almasını önledikleri Güney Azerbaycan’da nüfus sayımı bile yapılmıyor. Mollalar, nüfusu 10 milyon olan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 30 milyonu bulan güneyli kardeşleriyle adeta konuşmasını bile yasaklıyorlar.

Azerbaycan’ın dikkatli bir diplomasi ve becerikli bir askeri stratejiyle Dağlık Karabağ sorununu halletmiş olması hem kalkınma alanında hem de Güney ile ilişkileri açısından yeni bir dönemin başlangıcı sayılabilir. Azerbaycan’ın bu dikkatli ve ustaca diplomatik çabalarıyla mukayese edildiğinde, İran yönetimin bir zücaciye dükkânında gezinen file benzediğini görmemek mümkün değil. İran, küresel bir kaos oluşturarak kıyameti çabuklaştırmak ve böylece Mehdi’nin ortaya çıkmasını sağlayarak kendilerine cennetin kapısını açmaya çalışan mollaların yönetiminde, halkını daha fazla yokluk ve yoksulluk zinciri altında ne kadar tutabilir?

Dağlık Karabağ’ın kurtarılması çabalarında ateşkesin sağlanmasından bu yana İran’da giderek artan Azerbaycan (ve dolayısıyla Türkiye) aleyhtarı söylem ve eylemlerin sebebini anlamak mümkündür; ama bunun bir Ermenistan ittifakına doğru evrilmesinin kabul edilmesi mümkün değildir. Hele hele ulusal medyada Azerbaycan’a karşı savaşı kışkırtan yayınlara izin verilmesi, “Azerbaycan’ı şu kadar saatte yerle bir ederiz; bin füze atarsak, Bakü yok olur!” gibi ifadelerin gazetelerde, televizyonlarda yer alması mollaların iyice yollarını şaşırdıklarını göstermektedir.

İsrail’i nükleer silahla haritadan silme çabası, şimdi Ermenistan ile ittifaka dönerse, korkulacak olan tek şey, İsrail’in değil İran’ın haritasının değişmesi ihtimalidir.