Eleştirinin sınırı, sınırın eleştirisi

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Ahmet Ünal Çeviköz, üç ülkede, Azerbaycan, Irak ve İngiltere’de başkentte, Türkiye’yi temsil ettiği halde, sadece uğradığı Bağdat suikastı girişimiyle hatırımdadır. Diplomat olarak NATO’da görev yaptığı sırada Brüksel Üniversitesi’nde yüksek lisans diploması almıştır. Vikipedi’ye göre, İngilizce, Fransızca, Rusça, Almanca ve İtalyanca bilmektedir. İki yıldır CHP Parti Meclisi üyesidir, partisinin kamu diplomasisinden sorumlu genel başkan yardımcısıdır. Bu görevler onun partisi tarafından dışişleri bakanı adayı olarak görüldüğünün göstergesi sayılabilir.

Sn. Çeviköz, Euronews Internet sitesine geçen hafta sonu İngilizce bir yazı yazarak, Türkiye’nin dış politikasını beş noktada, uluslararası dengeyi bozucu, savaşlara karışması, hatta kışkırtmayı teşvik edici, sorumluluktan uzak, tarafsız arabulucuya yakışmayan davranışlarda bulunmakla itham etti; bu politikanın askeri güç kullanımına doğru gittiğini, caydırıcı etkiyi kaybettiğini öne sürdü.

Bir kere, parti genel başkan yardımcısı ve milletvekili olan kişi, bu şikâyetlerini, bakana, yardımcısına ve cumhurbaşkanına bizzat bildirebilir; parlamentonun her hangi bir komisyonunda istediği gün dile getirebilir. Özellikle tam Berlin Konferansı gibi, Türkiye’nin uluslararası bir güç sınavı öncesi, “Bak, Türkiye’nin tutumu ana muhalefet tarafından bile kınanıyor!” denilerek kullanılabilecek bir yazı yersizdir. Ancak yazının maddeleri bilinmeyen hususları içermiyor. Tespitlerin tümü çıkarsama olup, çıkartıldıkları gelişmelerle rasyonel bağı yoktur.

Örneğin Türkiye’nin dış politika hataları yaptığı, diplomasiyi ihmal ettiği kanıtsız delilsiz ifade ediliyor ve bundan Doğu Akdeniz’de ciddi siyasal boşluk ve dengesizlik yarattığı hükmüne varılıyor. Oysa bütün dünya tanıktır ki, Doğu Akdeniz’de her şey vardır, ama boşluk ve dengesizlik yoktur. Tersine, Türkiye-Libya Deniz Alanları Anlaşması, İsrail’i ve Mısır’ı Türkiye’ye yaklaştırmanın, Filistinlilere ait gaz alanlarına İsrail’in tasallutunun önüne geçmenin kapılarını açmıştır.

Libya ile anlaşmanın askeri işbirliğini öngörmesinin, “çok aşırı bir adım” olduğu görüşü, Sn. Çeviköz’ün yazısı yayınlanalı İtalya ve Almanya dışişleri bakanlarının konuşmaları ile çürütülmüştür; Berlin Konferansı’nın sonuçları ile önümüzdeki dönemde daha da çürütülecektir. Türkiye, işbirliği anlaşması ile Libya’yı bir darbecinin elinden kurtarmış, Libya, Mısır ve Filistin halkının deniz kaynakları hukukunu garanti altına almıştır.

Türkiye’nin bölgesel sorumluluklarının farkında değilmiş gibi hareket ettiği ifadesi ile Sn. Çeviköz, tam tersine kendisinin bir eski diplomat olarak Türkiye’nin bölgesel güç olarak sorumluluklarının farkında olmadığını göstermektedir.

Boşuna değil 10 yılı ve üç büyük ülkeyle ilişkilerimizi kapsayan görev süresince, eski diplomatımız önemli bir eylem, işlem veya söyleme attığı imza ile değil, uğradığı suikast girişimi ile hatırımızda kalmayı başarmış bulunuyor.