Ermenistan neden kudurdu?

Ermenistan bilmez mi Azerbaycan’ın 1990’lardan bu güne kendisinden çok daha güçlü hale geldiğini? Bilirse neden, 27 Nisan gece yarısı, Dağlık Karabağ-Azerbaycan Hattı diye bilinen hat boyunda en az dört ayrı yerde Azerbaycan sivil yerleşim yerlerine ateş açar? 1991-98 arasında Cumhurbaşkanı olan Levon Ter- Petrosyan, Karabağ Ermenilerinin “maksimalist” diye nitelediği açgözlülüğünden yakınmış ve hatta Azerbaycan ile anlaşma yollarını arıyor diye suçlanarak, istifaya zorlanmıştı. Ama son saldırı, basit bir “maksimalist” tavır olmasa gerek.

ABD ile AB’nin, Kafkasları “Rusya’nın arka bahçesi olmaktan kurtarma” komplosuyla başlayan hareketler Ter-Potrosyan’ın destekçisi iken düşmanı haline dönen gazeteci Nikol Paşinyan’ın ateşli konuşmaları ile şiddet eylemlerine dönüştü. Bu olaylarda en az 10 kişinin ölümünden Paşinyan’ın sorumlu olduğu yazılıp söylenmişti. Serj Sarkisyan’ın parlamentodan yeterli oyu alamaması üzerine Paşinyan neredeyse tesadüfen başbakan oldu.

Paşinyan, belki protesto gösterisi yapan kitleleri cinayet işlemeye tahrikte çok becerikli ama tıpkı Yunan başbakanı Miçotakis gibi, ülke idaresinde tam bir hiç. Tıpkı Yunanistan gibi Ermenistan da iki yılda ekonomik iflasın eşiğine geldi.

Yunanistan ile Ermenistan arasındaki benzerlik burada bitmiyor: Birisi Türkiye’yi batıdan çeviriyorsa, öteki de doğudan çeviriyor. Bu kadar da değil: İki ülkenin başbakanı da Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un yeni edindiği en iyi dostları. Google’a göre, Paşinyan da Miçotakis de herhangi bir Avrupa başkentinden çok Paris’e gitmiş bulunuyorlar. (Bu arada Paşinyan’ın bütün Orta Asya Türkî cumhuriyetleri birkaç kere ziyaret etmiş olması da dikkat çekiyor.)

Fransa, bütün yeni medya ansiklopedilerinde her iki ülkenin de “stratejik” ortağı olarak kaydediliyor. Fransa, ithalat-ihracat tablolarında hem Yunanistan’ın hem Ermenistan’ın en büyük ticaret ortağı olarak görünüyor. Gerçi Fransa Almanya gibi Yunanistan’ın limanlarını, havaalanlarını satın alacak kadar zengin değil, ama yine de bu iki ülkenin en çok Fransa’ya mal sattığını görüyoruz.

Ermenistan’ın Yunanistan gibi petrol ve gaz çıkartması ihtimali olan denizlerde ekonomik bölgesi ve Türkiye’ye Akdeniz’i haram edecek adaları yok; ama onun da Türkiye’yi meşgul edecek, dikkatini çekecek ve dikkatleri Türkiye üzerine toplayacak değerli bir imkânı var: Devletleri ayrı olsa bile milletleri bir olan Azerbaycan ve ona saldırmaya her an hazır Karabağ milisleri.

İşte bu milisler, artık sadece kendilerinden değil Ermenistan’ın tümünden kat ve kat güçlü hale gelmiş olan Ermenistan’a, verecekleri kayıplara aldırmadan saldırdılar. Karabağ ve Ermenistan’ın propaganda makinaları hemen çalıştı: “Türkiye Azerbaycan’a yardım ediyor.”

Bunları Türkiye’ye karşı kışkırtan akıl kime aitse, o kişinin muhteris ama bir o kadar da kifayetsiz olduğu görülüyor. Bu kifayetsiz, Ege’de adaların ekonomik bölgesi olmadığı gibi Ermenilerin Karabağ’da bir karış hakkı bulunmadığını da bilmiyor.