Hatada ısrarın mutlaka bedeli vardır

Uluslararasındaki açık ilişkilerin çoğu zaman (hatta daima) bir de açık olmayan tarafı vardır. Açık mizanda geri adım veya eksi kazanç gibi görünen ögeler, bu kapalı tarafta ya dengelenmiş ya da artıya dönüştürülmüştür. Zamanla bu iki tarafta birden bilinmeden yapılan değerlendirmeler, en iyisi yüzeysel olarak kalır, en fenası, ülkelere zarar verir.

Örneğin Türkiye-Arap Dünyası ilişkileri... Türkiye, bu dünyanın önde gelen bazı üyelerinin tutum ve davranışlarında kendi ilkelerine, çıkarlarına aykırı unsurlar görüyordu. Bu durum, elbette Türkiye gibi böylesine aktif ve çok cepheli dış politikası olan bir ülkenin, sonsuza kadar böyle devam etmesine izin vereceği bir durum olamazdı. Olmadı... Bütün Arap yönetimlerinin bir Katar veya Kuveyt olması da beklenemez. Ülkeler, kişilerden farklı olarak, mizan hesabında çok katı davranamazlar.

Bir diğer örnek ABD ile ilişkiler olabilir. Bu ülkenin Yunanistan Büyükelçisi Geoffrey Pyatt’ın, “Kathimerini” gazetesine verdiği demeci okuyan kişi, Türkiye’nin ABD ile nasıl olup da hala “dost ve müttefik” kalabildiğine inanamaz. Adam, açıkça, ABD’nin Yunanistan’ı Türkiye’den koruduğunu, iki ülke de NATO’da kaldığı sürece Yunanistan’ın bir Türkiye saldırısından korkmasına yer olmadığını söylüyor. Dahası da var... Büyükelçi Pyatt, ABD’nin, Türkiye’nin bütün komşularına karşı “iyi bir NATO müttefiki gibi” davranmasını sağladığını söylüyor. Şimdi, 5,5 yıldır Atina’da ülkesini temsil eden 60 yıllık bir diplomatın, ülkesinin siyaseti hakkında tam bilgi sahibi olduğundan kuşku duyamazsınız değil mi? Bu zatın doğru söylediğini varsaymak gerekmez mi? O zaman ABD ile nasıl olup da hala dost kalabildiğimizi nasıl açıklarsınız?

Milletler, kişiler gibi her söyleneni, her iddiayı, kanıtı-delili, sadece söylemden ibaret olan yakıştırmaları, benzetmeleri dikkate alamaz. Ulusların ilişkilerinde açık ögelerin yanında yer alan kapalı ögelerin bir kısmını sadece dış politika yönetim kadrosu bilir hatta açık tarafa yansıyan şeyleri öğrenen biz bireylerden çok daha önce ve çok daha fazlasıyla bilir. Elçi efendi “Ege adaları” değil “Yunan adaları” mı demiş, bu adaların “tüm bir Yunan hükümranlığı altında olduğunu” mu söylemiş? Siz, ABD’ye ve elçisine aldırmadan, her Yunan ihlaline, her Yunan provokasyonuna misliyle karşılık verir ve Yorgo’ya geri adım attırırsınız. ABD ile ilişkiler de diplomatik düzeyde gülücüklerle devam eder gider.

Ulusların birbirine karşı hatalı adım atmasının mutlaka bir bedeli olur. Suriye sınırlarımızı güvende tutabilmek ve ABD’nin PKK uzantısı örgütlere para, silah ve eğitim desteği vermesini önlemek için bu gülücüklere ihtiyaç vardır. ABD’nin yeniden kurmaya çalıştığı küresel tahakküm tekelinin ona yarar değil zarar vereceğini anlatmak ve hatta göstermek gerekir. Bu bile tek başına milletlerin, bireylerden farklı bir yutkunma esnekliğine sahip olmasını zorunlu kılmaya yeter.
Diploması kervanı ancak böyle yürüyor.