Savaşmadan işgal etmek!

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, NATO’ya karşı “muhasara sendromu” ile başlattığı irade savaşı, salı gününe kadar haklı görünen bir konumda sürüyordu. Putin’in, eski Sovyetler Birliği’nin Rusya’dan sonra ikinci en büyük sanayiini yaratmış olan bir halkın 105 yıl önce kurduğu Avrupa’da Rusya’dan sonra ikinci en büyük ülkesini yok sayarak, ayrılıkçı bir azınlığın ilan ettiği Donbas cumhuriyetlerini meşru siyasal varlıklarmış gibi tanıması ve bu sözde ülkelere Rus birlikleri sevk etmek üzere parlamentodan yetki alması bir anda ibrenin değişmesine sebep oldu.

Moğollardan Osmanlılara, Ruslara, Kazaklara birçok milletlerin işgalinde kaldılar ve şu anda ülkelerinde (Ruslar başta olmak üzere) diğer birçok etnik grubun varlığı sebebiyle oranları yüzde 77’ye kadar düşmüş olsa da bir Ukrayna halkı vardır ve 105 yıldır kendi anayasaları, milli marşları ve para birimleriyle, Birleşmiş Milletler’in bütün üyeleri tarafından tanınan ülkelerinde yaşamaktadırlar. 1992’de Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) üyesi olan Ukrayna, 1998’den beri, AB Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması’na taraftır.

Evet, Ukrayna’nın Belarus, Rusya, Moldova ve Romanya ile sınır ihtilafları vardır. 2014 yılında ülkedeki işçi huzursuzluğu kitlesel ayaklanma hareketine dönüşmüş ve seçilmiş Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç, Onur Devrimi veya Turuncu Devrim denen bir kitle ayaklanmasıyla devrilmişti. Rusya lideri Putin, bu noktadan sonra Ukrayna’nın sadece siyasal yöneliminden rahatsızlığını ifade etmekle kalmadı, aynı zamanda ülkenin büyük kısmını oluşturan Kırım Yarımadası’nı önce işgal, sonra ilhak etti. Dahası, aynı tarihte Putin, iki vilayette, Donbas denen Donetsk ve Luhansk’ta yaşayan Rus azınlığı azdırarak, bağımsızlık ilan ettirdi.

Putin şimdi bu iki sözde cumhuriyete “barış gücü” adı altında Rus birliklerini sokmak üzere gerekli emri verdi. Böylece Rusya, savaşmadan Ukrayna’nın tümünü değilse bile beşte birini işgale -kendine göre yasal zeminde- imkân bulduğu kanısında.

Ukrayna’daki darbenin o tarihte başkan olan Barack Obama ve yardımcısı Joe Biden tarafından kotarıldığı çok yazıldı, söylendi. Darbenin mimarının Açık Toplum Vakfı kurucusu iş adamı George Soros olduğu da çağdaş komplo teorileri arasındadır. Bu iddianın, eski ABD başkanı Donald Trump tarafından da dile getirilmesi Ukrayna’yı soğuk savaş sonrası dönemin en karmaşık bilmecesi yaptı.

Putin’in işgal adı vermediği askeri hamlesi ve Biden’ın NATO’nun AB’li üyelerinin gönülsüz desteğiyle açıkladığı bir ayağı sakat yaptırımlar ortaya öyle bir yavaş çekim postmodern çatışma hali çıkarttı ki gelişmelerin yönü ve yoğunluğu hakkında tahmin yapmayı imkânsız hale getirdi.

Dünyanın patronu olarak Biden’ın, “Amerika’nın doğası gereği diğer ülkelerden farklı olduğu” ideolojisini canlandırmak üzere dünyaya NeoCon perspektifle yeni bir nizam verme niyeti tartışılırken, şimdi de ortaya Putin’in Sovyetler’den bile geriye giderek Çarlık Rusya’sının egemenlik haritasını canlandırma hayaliyle karşı karşıyayız.