Süper Mario

İtalya da sonunda “ideoloji-sonrası” akımına kapıldı. Bu akım, Trump’la başladı, Macron’la devam etti. Bizim yakından tanıdığımız, Ermenistan’ın Paşinyan’ı bu akımın ürünüdür. Siyasetlerine çok aşina olmadığımız, Slovakya’nın Meciar’ı, Venezüela’nın Chávez’i, Bolivya’nın Morales’i, Macaristan’ın Orban’ı da liberal demokrasinin vaz geçilmez ögesi olan siyasal parti olgusunu kenara iterek iktidara gelmiş kimi sağ, kimi sol popülistlerdir.

Mümtaz Soysal hocamız “popülizmi” halkçılık diye değil “halk dalkavukluğu” diye aktarırdı. Hele post-politics (siyaset-sonrası), bir partiye, onun iktidara taşımak istediği inançlar bütünü olan bir ideolojiye manzumesine dayanmayan popülizm, örneklerinde görüldüğü üzere, iş başına gelişi, işbaşında kalışı ve yeniden seçilme mücadelesi ile “Ne geçerli ise o! Nasıl kazanırsam öyle! Her şey mubah!” ilkeleriyle hareket eden oportünist bir harekettir. Bütün hareketleri fikirsiz-zikirsiz fırsatçılık olarak nitelemek doğru olmaz. Ama örneğin Trump gibi Bush’tan bu yana gelmiş-geçmiş bütün başkanların adamlarını iş başında tutan veya Paşinyan gibi pahalılığa ve işsizliğe çare bulmak üzere kimse kazanamadığı için hükumet kuran ve ilk işi komşusu Azerbaycan’ı topa tutmak olan popülistler, sadece ülkelerine değil “ideoloji-sonrası” siyasete de kara bir leke sürdüler.

İtalya’da son on yıl içinde geleneksel siyasal partilerin yerini popülist hareketler alıyordu.

Kurucusu komedyen Beppe Grillo olan Beş Yıldız Hareketi (Movimento), aşırı sağcı Lig, bir diğer aşırı sağ grup Forza Italia, solcu Özgür ve Eşit ve sayılamayacak kadar çok küçük örgütler sık-sık kurulan ve aynı hızla dağılan koalisyon hükumetleri kurdular. İtalya’da 1946’dan bu yana bir hükumetin ortalama ömrü 10 ay olarak hesaplanıyor.

İtalya şimdi yine yeni bir “büyük koalisyon” denemesine başladı. Bunun diğer koalisyonlardan farkı, “partiler-üstü” olması. Daha önceki hükumetleri koalisyon ortaklarından biri kurarken bu kez işbaşına son 8 yılda Avrupa Birliği Merkez Bankası başkanlığını yapan ve Euro’yu gerçek değere sahip bir para birimi haline getiren Mario Draghi getirildi.

Ekonomi ve finans dünyasında (en eski bilgisayar oyunu kahramanına atfen) Süper Mario denilen Draghi, Dünya Bankası’nda çalıştı, İtalyan Hazine Genel Müdürlüğünü yürüttü; İtalya’nın en büyük bankasının başkanlığını yaptı. 2008’deki Büyük Durgunluk’ta sadece ülkesinin değil fakat tüm Avrupa’nın istikrara kavuşmasında rol oynadı.

Ne kadar “süper” olursa olsun Mario Draghi bir siyasetçi değil ve dünyada siyasal sorunlara “siyaset dışı” kişilerin çözüm bulabildikleri kolaylıkla gösterilemez. Bunu başaranlar sadece “siyaset üstü” sıfatlarını görevde bulundukları sürenin belirli bir noktasında siyasetçi gibi davranmaya başlayanlardır.

İtalya Başbakanı Draghi, adını aldığı Süper Mario’nun bir süre hoplayıp zıpladıktan sonra sıhhî tesisatçılıktan süpermenliğe sıçraması gibi ya bir ideolojiye sıçrayacak ya da benzerleri gibi istifa edecektir. Ülkeleri süpermenler değil liderler yönetir.