Trump ve Madde 5

Başkan Trump Suudi Arabistan, İsrail, NATO ve G7 zirvesi gibi yerlerde kendini rahat hissettiğine göre, bu hafta kendisini Washington’da ne gibi felaketlerin beklediğini tahmin etmek zor değil. Kendisini henüz Sicilya’nın sıcak atmosferinden Washington’ın rutubetli havasına atmadan önce, damadı ve özel danışmanı Jared Kushner’In Rusya’da birileriyle kendisi arasında güvenli iletişim hattı kurulmasını istediği iddiası ABD’yi sarstı bile.

Gaflar (Sicilya’nın kime ait olduğu gibi), hatalar (İslam’ın en mukaddes iki binasının da Suudi Arabistan’da bulunduğu gibi), kabalıklar (Karadağ Cumhurbaşkanı Markoviç’i kolundan tutup itmek, Fransa’nın çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı Macron’ın elini neredeyse kırmak gibi) aslında Trump’a aradığı ilgiyi toplaması açısından fena bile olmadı. Narsistik kişilik bozukluğunun birinci semptomu bu aşırı ilgi beklentisidir denir. İslam’ın kutsal mekânları sorunu ne kadar önemli olsa da geçen haftanın gündeme getirmesi gereken meseleler bu kadar değildi.

Trump’ın NATO’nun yeni genel karargâh binasının hizmete girişi dolayısıyla yaptığı konuşma, birçok Amerikalı diplomatı ve devlet adamını utandırdı; bu konuşmada dile getirilen gerçek ne kadar önemli olsa da tarz, “daha çok para” vurgusunun bu kelimelerle ve tüm dünyanın izlediği bir törende yapılıyor olması, en azından utanç verici idi. Evet NATO’nun savunma harcamaları için ulusal gelirin yüzde 2’si diye bir hedefi vardır ve ABD, dünyanın bekçiliğine soyunduğu günden beri payını arttıra arttıra, yüzde 3.6’ya çıkartmış bulunuyor. Şimdi şu var: Diyelim ki siz İtalya, Estonya, Kanada veya Türkiye olarak savunma harcamalarınızı arttırmaya karar verdiğiniz zaman sonuç ne oluyor? Amerika’nın savunma sanayi ihracat gelirleri artıyor. Yani Trump “Daha çok para harcayın” derken, ne demiş oluyor?

Bu bir. Aynı konuşmada ikinci sorun, sayın başkanın, NATO harcamalarının yüzde 70’ini karşılayan ülke olarak bu ittifakın yeni karargâh, yeni üyeler, ve terörizmle mücadelede görev üstlenmesi gibi yeni bir anlayışın ortaya atıldığı zirvede, ağzından bir cümle ile dahi “eski vecibeler” konusunda teyidin çıkmamış olmasıdır.

NATO’ya varlığını kazandıran ittifak anlaşmasının özü, Trump’ın “para, para” diye haykırdığı salona adını veren Madde 5’tir. Buna göre NATO üyeleri, bir diğer üyeye yapılan saldırıyı kendine yapılmış gibi sayacaktır. Sayacak mıdır?
Bu “ittifak” hâlâ geçerli midir?

NATO bir terörle mücadele aracı değildir. Dev uçak gemileri, inanılmaz büyük bir komuta kademesi, üye ülkelerden siyasetçiler ve askerler ile ancak, söz gelimi, Polonya’yı Rusya’dan korumaya yarar.

Düzenli orduların terörle mücadelede kullanılabilmesi için iyi eğitilmiş, iyi donatılmış özel harekât birimlerine ihtiyaç vardır. Türkiye’deki Polis ve Jandarma Özel Harekat birimleri gibi. ÖH birimlerine güç kazandıran ise eğitim, sürekli eğitimdir.

Şimdi NATO, bu saatten sonra DAEŞ veya El Kaide teröristlerine karşı ne zaman bu birimleri oluşturacaktır?

ABD, terörü terörle bastırma aşırılığından şimdi züccaciye dükkânına
fil sokma aşırılığına savruluyor.