Türkiye’nin dünyadaki yeri

“Türkiye’nin Rusya ile arasının açıldığı” haberlerinin kasıtlı arttığı meydanda. Rusya’nın İdlib’e hava harekâtı düzenlediği yalanından sonra, 38 bin ton domatesten 40 tonu (yani iki vagon dolusu) çürük çarık diye geri gönderilince, bu bir tür krize tahvil edildi. Bütün bunlar S-400 teslimatı yaklaştığı için oluyor.

İçerdeki yalan rüzgârını, dışarıdaki “wishful thinking” fırtınası izliyor. Sözlükler bunu “hüsnü kuruntu” diye çeviriyor. Belli ki “hüsn-ü zan” (iyi sanı) teriminden türetilmiş bir argo. Kuruntunun iyisi olmaz!

Bir yazarın, kendi dileğini, bir akıl yürütme süreciyle vardığı sonuç gibi sunmasına “wishful thinking” deniyor. Açın Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) sitesini ve benzerlerini, bakın “analist” sıfatı taşıyan Merve’lerin, Hümeyra’ların, Greg’lerin, Tom’ların yazılarına. Hepsinin bir “haber üslubu” ile başladığını, ama bir iki paragraf sonra ya “adının açıklanmasını istemeyen” bir uzmanın ağzından ya da “kaynakların verdiği bilgiye göre” devam eden yorumlar göreceksiniz.

S-400’ler ABD’li siyasetçileri o kadar öfkelendirmiş ki... Askeri uzmanlar Erdoğan’ın S-400’den vazgeçmeyerek Türkiye’yi NATO’dan uzaklaştırmasından dolayı kaygılarını ifade ediyorlarmış... Türkiye Rusya ile uyum çabalarını Batı ülkelerine ödetmek istiyormuş.

Bu sonuncusu yorum sanatına da tüy diktiriyor: Doktora öğrencisi bu kişinin analizine göre, Türkiye NATO’da kalarak savunma harcamalarını asgaride tutuyor; ama Rusya’ya da milyarlarca dolar aktarmış oluyormuş.

Bu analizcinin aklına, konuştuğu uzmanlara veya hükümet yetkililerine “NATO Türkiye’nin savunma harcamalarının yüzde kaçını ödüyor?” diye sormak gelmiyor. Tıpkı “Bir savunma sistemi kurmak ile Batı silahlarına sahip olmanın birbirine uymayan tarafı nedir?” diye sormadıkları gibi.

Türkiye’nin S-400’lere NATO saldırı silahlarının kodlarını yükleyerek, Rusya’ya karşı bütün Batı savunmasını etkisiz hale getireceği bu yazarların ortak hareket noktası. Ama hiçbirinin aklına, Türkiye’ye “Sizin bu füzelere vereceğiniz kodları Ruslarla paylaşacak mısınız?” sorusunu sormak gelmiyor. Oysa Savunma ve Dışişleri bakanları kısa bir süre önce ABD’de idiler ve bu soruları pekâlâ onlara sorabilirlerdi.

Bu arada hepsinin dilinde bir tehdit! “S-400’ler sebebiyle konulacak ambargo ve ticaret yaptırımları, Türkiye’ye 10 milyar dolara mal olur” imiş. ABD yeni ittifaklar kurdukça Türkiye’yi bu ittifakların dışında tutarmış. Ve kendilerine göre öldürücü darbe: Türkiye Doğu Akdeniz petrol arama ve çıkartma süreçlerinin dışında bırakılır ve buradan tek kuruşluk petrol, gaz edinmesi önlenebilirmiş.

Evet, ABD bunların hepsini yapabilir. Hele yönetimdeki tutarsızlıklar dikkate alındığında yapabilir değil, yapar demek bile mümkün. Trump bir papaz için neler yaptı, unutmadık.

Peki, sonra ne olur? Bu soruya 55 yıl önce, cumhuriyetin ikinci kurucusu İsmet İnönü şu cevabı vermişti:

“Batı ittifakı yıkılabilir... Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de bu dünyada yerini bulur.”