Türkiye’nin gözündeki Rusya

Olgu kadar, hatta ondan önce, algının etkili olduğu zamanlarda yaşıyoruz. Sosyal medya, algıyı olağanüstü boyutlarda büyütmeyi sağlıyor. Söz gelimi bir reklam hatası, bir siyasetçinin kamuoyunun şu ya da bu hassasiyetini dikkate almayan bir çift sözü, 10-15 yıl önce o reklamı gören, o konuşmaya denk gelen kişilerin arasında kalırdı.

Yeni medya işi her anlamda çığırından çıkarttı; artık yapılan hata, katlanarak büyüyor ve ummadığınız genişlikte bir kesimi etkiliyor. Bu etki hem olumlu hem olumsuz yönde işleyebiliyor.

Söz gelimi, Türkiye’nin hava tehditleri açısından bir anlamda savunmasız kaldığı dönemde, Rusya’nın S-400 hava savunma sistemleri vermeyi kabul etmesi, halkın Rusya imajını yüzde 50 oranında olumlu etkilemişti. Bu sonuçları ortaya koyan Sociall Araştırma Kurumu’nun raporuna göre, Rusya’nın bu tutumundan etkilenmeyen kişilerin oranı ise yüzde 25’i buluyordu. Bu yüksek orandaki etkilenmemenin tarihsel bir geçmişi var.  Osmanlı’nın 16’ncı yüzyılın ortasından 18’nci yüzyılın başına kadar, 150 yıl içinde yedi ciddi savaş yaptığı tek ülke olan Rusya, sadece Türkiye’ye değil ama tüm Türk dünyasına yaptığı saldırılan, sebep olduğu kıyımlar ile nezdimizde, kendisiyle dostluk fikrinin bağdaşmayacağı atasözlerine girecek kadar kötü bir imaja sahiptir.

Komünist ihtilalinin ilk zamanlarında Avrupa’dan ve ABD’nin çılgın başkanı Woodrow Wilson’ın öfkesinden korunmak için, genç Kuvayı Milliye’ye destek olması, bu imajın değişmesi yönünde kamuoyunu değilse bile yönetici seçkinleri etkilemişti. ABD’nin çabasıyla bu değişim kısa ömürlü oldu ve Türkiye kendisini NATO’nun içinde buluverdi. Komünistlerden sonra Rusya’nın daha realist bir siyaset izlemesi öngörülüyordu. Ne yazık ki sadece olayları yanlış okumasıyla değil, ama en az komünistler kadar değneğinden başkasını bilmeyen kör hassasiyeti ile hareket eden Putin ve ekibi, ne yazık ki, zor kazandığı Türk dostluğunu çok kolay kaybedecek gibi görünüyor.

Irak ve Suriye’de terörist diye nitelenmesi gereken gruplar elbette vardır. PKK’sından, DAEŞ’ine kadar, aralarında bizzat Rusya’nın da bulunduğu yabancı güçlerin besleyip büyüttüğü bu teröristlerle ilişkisinde Putin ve generalleri, ABD’li meslektaşlarından daha dikkatli değiller. Hele Rusya’nın Suriye’de başından beri bir katil rejimle iş tutuyor olması, Türkiye’nin daima diken üstünde durmasını gerektirdi. Nitekim bu işbirliği, Rusya’yı verdiği sözleri çiğnemeye kadar itti.

Sadece İdlib değil bir paramiliter örgütün Libya’da darbeci Hafter’e personel ve lojistik takviyesine engel olmaması da Rusya’nın Türkiye konusunda nihai tutumuna ilişkin çok ciddi kuşkulara sebep oldu. Sociall’ın araştırması görüşü sorulan her 10 kişiden altısının Rusya hakkında olumsuz düşünceler edindiğini gösteriyor.

Ama öyle görünüyor ki Rusya, Türkiye’nin hassasiyetleri konusunda, geleneksel atasözündeki benzetmeye uygun davranmayı sürdürmeye kararlı.

Ama Putin bilmeli ki, “(Yemek zamanı kaşık hayat kurtarır.)