Yapmak ve yaptığını anlatmak

Bizim milli hasletlerimiz kâğıda dökülecek olsa, içinde “yaptığıyla övünmek” yer almaz. Ama dünya bizim hasletlerimize uygun bir tutum ve davranışla yönetilmiyor. Tam tersine, bugün dünyaya kendilerine göre şekil verenler ve onların medyası, gerçeği kendilerine göre yontarak, abartarak ve kendilerinden olanı parlatarak yaşamaya ayarlanmış vaziyetteler.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden biri olan New York Times, 2000’lerin başından beri bariz bir Türkiye aleyhtarlığı gösteriyor. Gazetenin İstanbul’da sürekli bürosu var; bu büroda epeydir daha önce çalıştığı televizyon kanalı terör bağlantısı yüzünden mahkeme kararıyla kapılmış olan bir şahıs da görevli. Hatırlayacaksınız, bu gazete Kovid-19 salgınının ilk günlerinde, İstanbul’u, hastaların sokaklarda süründüğü bir görselle yansıtmaya çalışmış, fotoğrafın Türkiye’den değil, başka bir ülkeden alındığı yüzüne vurulunca, bunu düzeltmek zorunda kalmıştı. Gazetenin sabıka kaydı çok gerilere de gider; örneğin 15 Temmuz’dan sonra Fetullahçı Terör Örgütü elebaşısının bir makalesini bile yayımlamıştı.

Bu gazete, Trump’ın ABD’nin salgınla mücadelesini karalamak için dünyadan başarılı ülkeler seçerek, onların mücadelesini abarttığı yazısında Almanya’yı da örnek göstermişti. Almanya virüsle mücadelesinde belki ABD’den daha başarılı olmuş olabilir; ama yine de Türkiye’nin sağladığı kadar başarı elde edemedi. Örneğin Almanya’da bir milyon kişi başına virüsten ölen insan sayısı 83 iken, Türkiye’de 40 olarak kaldı. Aynı tarihte Türkiye ABD ve Almanya’ya salgınla mücadele için yardım yapıyordu. Okuyucusuna saygılı bir gazete Kovid-19 mücadelesinde öne çıkan ülkeleri bir makaleye konu edecekse, o yazıda kesinlikle Türkiye’yi de okuyucularına sunması gerekirdi. Türkiye’nin 60 ülkeye koruyucu malzemenin yanı sıra bazı ülkelere kendi imalatı solunum cihazlarını da verdiği, ABD’ye bu cihazların parçalarını hibe ettiği de dikkate alınırsa, bir ABD gazetesi art niyetli değilse, Türkiye’den de başarılı ülkeler arasında söz etmeliydi.

Ama etmedi. Eskiden olsa (eskiden derken, ülke yönetiminin kamu diplomasisi kavramına yabancı olduğu 2002 öncesini düşünmek gerekir) “Etmedi ise etmedi. Amerika’nın gazetesine yalvaracak mıyız?” der geçerdi Türkiye. Ama mesele öyle değil. Artık diplomasi sadece dışişleri ve diğer bakanlıklar arasındaki münasebetlerden ibaret sayılmıyor. Ülkelerin kamuoyları arasında, halktan halka bir alışveriş var. Birçok eski kafalı insanın bu salgın günlerinde bu kadar ülkeye bunca yardımı anlamamasında bu yeni olguyu kavramamak yatıyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Fahrettin Altun’un New York Times’a ayıbını yüzüne vuran mektubu, Türk halkının, başka halklar nezdinde hakkını-hukukunu savunma çabasıdır.

Kamu diplomasisi, medyaları, bakanları, törenleri atlayarak artık halklar arasında doğrudan kurulan kanallarla sağlanıyor. Bir yabancı ülke havaalanına inen Türkiye uçağından çıkan salgınla mücadele malzemesi bu kanalın kurulması içindir.

Bununla övünmeliyiz.