Dijital sanat devrimi

Piksellerin, megabaytların yaratıcılığa şekil verdiği yeni nesil bir dijital sanat akımı geliyor. Artık tablet, cep telefonu ya da bilgisayarla sanat eseri oluşturmak mümkün. Türk sanatçılar da bu alanda dünyada öne çıkıyor

Dijital sanat ya da sayısal sanat… Son dönemde sıkça duymaya başladığımız bir terim. Artık dijitalleşen dünyada sanatçılar duygu ve düşüncelerini ifade etmek için teknolojik cihazlar kullanıyor. Bu cihazlar bilgisayar, tablet ya da cep telefonu olabiliyor. Teknolojinin ilerlemesiyle sanat artık bir tual veya çerçeveden çok daha ötesine geçerken, piksellerin, megabaytların yaratıcılığa şekil verdiği yeni nesil bir dijital sanat akımı gümbür gümbür geliyor. Adeta sanat için yeni bir Rönesans’ın eşiğindeyiz. NFT teknolojisinin gelişmesi ve bu alana olan ilgi de dijital sanatın gelişiminde önemli rol oynuyor.

Dijital sanat devrimi

Türkler ön sıralarda

Sakıp Sabancı Müzesi’nde, David Hockney’nin ‘Baharın Gelişi, Normandiya 2020’ sergisini gezme fırsatı da buldum. Burada dijital sanatın büyüsüne kapılmadan edemedim. Dijital sanatta dünyada Türk sanatçılar da bir hayli ön sıralarda. Refik Anadol, Murat Pak, Beril Bilici, Hakan Yılmaz, Candaş Şişman, Deniz Kader, Ecem Dilan Köse, Yasin Yaman, Emre Yusufi, Selay Karasu, Beril Bilici, Necmi Deniz Akıncı, Süleyman Yılmaz, Barış Kabalak, Okan Uçkun gibi sanatçılarımıza haklarını teslim etmek lazım.

Dünyada ve Türkiye’de pek çok marka da bu alanda sanatçılar için platformlar duyuruyor. Samsung, dijital sanat platformu dART’ı lanse etti. Türkiye’de dijital sanatçı yetişmesine katkı sağlayacak. Bu lansman sırasında tanıştığım dijital sanatçı Hakan Yılmaz’la sohbet etme şansı yakalıyorum. Hem sanat hem de teknoloji seven biri olarak ondan dijital sanatın Türkiye’deki gelişimini dinliyorum.

Yılmaz, “Bugün dünyanın en iyi 10 dijital sanatçısını sayın deseniz, bunların 5’i Türk çıkar” diyor. Türkiye olarak bu alanda gerçekten trendleri belirleyen durumundayız. Yılmaz, tüm dijital alanlarda olduğu gibi dijital sanat alanında da sınırsız fırsatlar olduğunu vurguluyor: “Telefon, tablet ya da bilgisayar gibi bir cihazla sanat eseri oluşturmak mümkün. Araştırmanızı buradan yapabilir, eskizlerinizi burada oluşturabilir. Oluşan eseri online mecralarda sergileyebilirsiniz ve NFT olarak satışa sunabilirsiniz. Geleneksel eserlerin aksine malzeme için harcama yapmanız, sergilenmesi için para vermeniz gerekmiyor. Tablet ve bilgisayarla sınırsız eser üretebilirsiniz.”

Dijitalleşme sanatı da demokratikleştiriyor. Peki, dijital sanat nasıl yetenekler gerektiriyor? Hakan Yılmaz, bu sorumu şöyle yanıtlıyor: “Her sanat alanında olduğu gibi dijital sanat alanında da yeteneğe değil, disipline ihtiyacınız var. Sanat, üretim metodundan bağımsız olarak bir disiplin alanıdır. İster geleneksel, ister dijital metodlar olsun en çok kim yaparsa, en iyi o yapar. Elbette bu sürece başlamadan önce temel sanat eğitimi almak gerekir. Fakat bu eğitimi illa da bir akademiden almanız gerekmiyor. Online ortamlarda ücretli ya da ücretsiz birçok temel sanat eğitimi alabileceğiniz kurum ve kuruluşlar var.”

Dijital sanat devrimi

Metaverse de bir sanat

Metaverse’te dijital sanatı soruyorum, Yılmaz’a: “Metaverse kavramının kendisi bir dijital sanat eseri. Uzun yıllardır inanılmaz bir hızla gelişen oyun dünyası mimarlarının başyapıtı. Biz dijital artistler için oldukça tanıdık bilindik bir yer. O dünyaları üreten insanlar da dijital artistler zaten. Metaverse denilen kavramın gözüken kısmı zaten bir dijital sanat çalışmasıdır.”

Ya yapay zeka kendi kendine sanat yaparsa? Hakan Yılmaz, “Bu çok kompleks bir konu. Bir insan ve bir yapay zeka birlikte bir eser üretebilir elbette. Fakat yapay zeka kendi başına ancak bir ‘görsel’ üretebilir. Çünkü yapay zeka, acı çekemez, aşık olamaz, hiç kimseyi özleyemez ve hiçbir zaman mutlu olamaz. Eğer duygu yoksa, sanat da yoktur. O ancak bir görsel üretebilir” cevabını veriyor.