Fatih Hoca'yla Çankaya...

"Cumhurbaşkanı seçimi ne olacak?"Oysa, ben de bir haftalığına siyaset penceresini kapatmak niyetiyle yola çıktım İstanbul'dan.Önce Atina, sonra Frankfurt.Yunanistan ve Norveç milli maçlarıyla kafamın içi boşalırken, futbol geyiğinin keyfine kendimi kaptırırken, Selahattin Duman'a inat futbol bilgimi de geliştirecektim.Ama bırakmıyorlar.Ben futbolun o tatlı geyiğini tetiklemek için soruyorum:"Alacak mıyız Norveç maçını da?" diye söze giriyorum, ama onlar topu hemen benim sahaya atıyorlar:"Ne olacak Çankaya seçimi?""Emre Belözoğlu oynayacak mı?""Tayyip Erdoğan Çankaya'ya çıkacak mı?""Ne olacak Galatasaray'ın hali?""Türkiye'yi karıştıracak mı Cumhurbaşkanı seçimi?""Gözünü seveyim, siyaseti geçin.""Ben futboldan bıkmışım. Seni yakalamışken biraz da siyaset konuşmak istiyorum."İyi güzel.Baktım olmuyor, ben de topu Fatih Hoca'nın sahasına atmaya karar verdim.Dün öğle vakti, seyircisiz Norveç maçının oynanacağı Commerz-Arena stadında Fatih Terim'in düzenlediği basın toplantısının sonuna doğru elimi kaldırdım soru sormak için.Dikkatler bana döndü.Biraz şaşırmış halleri vardı, ne soracak bu adam diye...Ağır aksak lafa girdim:"Fatih Hocam, Atina'da maç öncesi yaptığınız basın toplantısında yüz hatlarınız gergindi, asıktı. Tedirgin bir hava içinde göründünüz bana..."Herkes soruyu bekliyor.Ben devam ettim:"Şimdi bakıyorum, yüz çizgileriniz yumuşak, rahat. Gözlerinizin içi gülüyor, gergin değilsiniz."Salonda hadi artık soru gelsin havasını hissetmeye başladım.Aldırmadım:"Futbol sorularından sıkılmış olabilirsiniz. Neşeli de bir haliniz var. Onun için size değişik bir soru yöneltmek istiyorum. Bu arada belki bana da bir haber çıkar."Yandan bir dirsek geldi. Salonda mırıltılar kulağıma çalındı. Hadi artık sor havası iyice bastırınca sorumu sordum Fatih Hoca'ya:"Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olacak mı?"Fatih Hoca gülmeye başladı.Bu da nereden çıktı havası gazeteci milletini sardı. Norveç'li gazeteciler ne olduğunu tam kavrayamadılar.Ama hava bir anda dağıldı. Hoca'nın iki yanındaki Tuncay'la Sabri de gülüyorlar. Baktım herkese eğlence oldu benim soru. Ben de gülmeye başladım.Ama Hoca, Allah için, kıvrak bir çalımla girdi konuya:"Siyasetle futbolu hiç karıştırmak istemem ama..."Bu ama hoşuma gitti. Yanıt garantiydi. Dikkatle dinledim söylediklerini.İki noktayı vurguladı:(1) Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesine demokrasinin kuralları açısından herhangi bir engel yok. Meclis aritmetiği de buna uygun. Seçilirse, buna demokrasinin gereği olarak saygı gösterilir.(2) Ancak Cumhurbaşkanlığı önemli bir konu, bir makam. Bu seçimi herkesin içine sindirmesidir isabetli olan. Bütün halkın sonucu benimsemesi ve mutlu olması daha iyi olur.Demek istedi ki:Erdoğan isterse seçilebilir, buna bir engel yok; bu seçimi yapan iradeye de saygı gösterilir; ama cumhurbaşkanı seçimi herkesi mutlu kılacak yaygın bir uzlaşma ile gerçekleşirse daha iyi olur.Ben de böyle düşünüyordum.Futbol derken, siyasetten yine kurtulamamıştım. Fakat Fatih Hoca'nın Çankaya'yla ilgili demokrasi oyununun kurallarına uygun bakış açısını tespit etmiş olmaktan da memnun kaldım. Üstelik bir de yazı çıktı.Hoca sonra futbola döndü.Bir soru ilginçti.Yunan Milli Takımı'nın ünlü kalecisi Nikolopolidis, cumartesi akşamı bizden dört gol yerken 'kabul günü'nde değil miydi?Sorunun arkasında tabii bir hinlik yatıyordu. Gazeteci milleti bunu yapmadan duramaz. Fatih Hoca da damardan girdi konuya:"Yani ille de birşey bulacağız ya... Nikolopodis o golleri yemeseydi, ne olurdu düşüncesi... Altında bir şeyler aramak yerine, galibiyetin sevincini yaşasak, bunu öğrenebilsek, daha iyi olur diye düşünüyorum."Bir galibiyetin, bir başarının sevincini yaşamak... Bunu öğrenmek de zaman alıyor. Başarıya susamış toplumlarda sevinci yaşamak kolay olmuyor. Ancak başarılarımız çoğaldıkça, bunun sevincini tatmayı da, yaşamayı da öğreneceğiz. h.cemal@milliyet.com.tr Futbolun peşinde koşturan gazeteci milleti, bu spor yazarları bir tuhaf. Beni görünce akıllarına daha çok siyaset geliyor: