Tarihi bir sorun olmaktan çıkarmak...

Tarihi bir sorun olmaktan çıkarmak...


       Ermeni karar tasarısının ABD Temsilciler Meclisi'nde rafa kaldırılması gerçekten hayırlı bir gelişme oldu. Tarihi siyasete malzeme yapmak isteyen dar kafalı politikacıların bu başarısızlığı, aynı zamanda tarihten düşmanlık çıkarılmasını da, Türklerle Ermeniler arasında yeni husumet tohumlarının ekilmesini de önledi.
       Bu gelişme önemli bir fırsatın da altını çiziyor. Türkiye'yle Ermenistan, Türklerle Ermeniler arasında yeni bir dönemin kapısı bu sayede açılabilir.
       Dahası var:
       Türkiye, çağdaş dünyadaki ilişkilerinde geçmişini, tarihini bir sorun olmaktan tümüyle çıkarabilir artık.
       Bazı gerçekler şöyle özetlenebilir:
     (1) Türkiye'nin yaşadığı coğrafyadaki, Balkanlar - Kafkasya - Ortadoğu üçgenindeki büyük önemi bir kez daha kendini belli etti. Avrupa Parlamentosu'ndan sonra Başkan Clinton yönetimi de bu ağırlığı tescil etmiş oldu. Bir kez daha anlaşıldı ki, kendi evinin içini düzene sokmuş bir Türkiye barış ve istikrar açısından daha da vazgeçilmez bir güç haline gelir bölgesinde.
     (2) Ermeni Diasporası birkaç yıl sonra ABD'de yeni bir seçim dönemiyle birlikte konuyu yeniden ısıtabilir. O zamana kadar Türkiye 85 yıl önce yaşanmış çok acı, trajik olayları dünyaya daha iyi anlatmanın yollarını açabilmeli.
     (3) Türkiye'yle Ermenistan arasında, TESEV Direktörü Özdem Sanberk'in deyişiyle, 'sivil toplum diyaloğu' için seferberlik başlatılmalıdır. Türk - Yunan örneğinden hareketle Türk ve Ermeni gazetecileri, işadamları, sanatçıları, akademisyenleri arasında temasların kapısı açılmalıdır.
     (4) Büyükelçi Şükrü Elekdağ'ın bir önerisi var. 'Propaganda savaşı'na artık son verip, 'tarihi yargılamak yerine, tarihi gerçekleri bilimsel araştırma süreci'nde ele almak... Elekdağ, bu konuda inisiyatifin hükümetler dışında gelmesini savunuyor. Nitekim, Bilkent Üniversitesi'yle gazetemiz Milliyet bu sivil inisiyatife destek sözü vermiş durumda...
       Elekdağ, Türkiye ve Ermenistan'dan tarihçilerin bir bilim kurulu oluşturabileceklerini belirtiyor. Bu kurulun Türk, Rus, Fransız ve halen kapalı olan Erivan'daki Ermeni arşivlerinde çalışmalar yapabileceğini ve bu çalışmaların 'bilimsel ciddiyet ve düzen içinde' yürütülmesi için de Unesco'nun 'noter görevi' üstlenebileceğini söylüyor.
       Özetle:
       Tarihi tarihçilere bırakmak...
       Savaş koşullarında, neredeyse bir yüzyıl önce yaşanmış büyük acıların hem Ermeni hem Türk toplumlarının vicdanlarında açtığı yaraların sarılması için elbette zamana ihtiyaç var.
       Bunun için hiçbir dayatmaya yol açmadan, bir yandan Türkiye'yle Ermenistan arasında 'halktan halka ilişkileri' başlatırken, öbür yandan bilimsel mekanlarda tarihi gerçekleri araştırmak, tartışmak ve düşünmek lazım.
       Tarih hiç kimseye yük olmasın! Ya da yüzyıl önceki trajediler başımıza yine bela olmasın. Tarihi bir sorun olmaktan el birliğiyle çıkaralım.

       * * *

       Bir açıklama...
       19 Ekim 2000 tarihli yazımda Dünya Bankası iktisatçılarından Dr. Fahrettin Yağcı'dan bir alıntı yapmıştım. Bu konuda Prof. Zeyyat Hatipoğlu bir açıklama gönderdi:
       "Sayın profesör, Türkiye'de 1950 - 1978 arasındaki büyüme hızı yüzde 6.4 iken, 1978 - 1999 arasında bunun yüzde 4.3'e inmesinin en önemli nedeninin son dönemdeki yüksek düzeyli enflasyon bulunduğunu savunuyor.
       Kesinlikle hayır.
       Sakın enflasyonun iyi bir şey olduğunu ve bununla yaşamamız gerektiğini savunduğumu sanmayın. Bu beladan bir an evvel kurtulmalıyız. Ama büyüme hızının düşmesinin nedeni kesinlikle enflasyon değildir.
       Burada Türkiye'de hiç konuşulmayan üç neden vardır: 1- Sermaye stokunun 1950 ile 1990 arasında pek fazla büyümesi ve tekniğin gelişmesi nedeniyle bunun amortismanının artmasıdır. Ve bu, büyümeyi 1/2 puan azaltmıştır. 2- Emeğin tarım kesiminden tarım dışı kesime kaymasındaki azalma, büyümeyi 1/2 puan azaltmıştır. 3- 1980'den sonra emek yoğun malların fiyatı emek yoğun olmayan mallara göre azalmıştır.
       Bu arada milli geliri hesaplamaya baz alınan 1968 fiyatları yerine 1987 fiyatlarının alınması büyüme hızının sanki 1 puan azalmasına neden olmuştur. Hepsi 2 puan eder. Son derecede hayati olan bu konudaki görüşlerimi çok kısa biçimde belirtmeyi yararlı gördüm. Profesör Zeyyat Hatipoğlu."


Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr