Manzara-i umumiye

Telaş içinde telefona koşup gelmiş.
Biz gazeteciyiz ya, her şeyi biliriz ya!
Sesi ürkek, titrek ve heyecanlı:
“ - Nedir, ne oluyor?
- Nerede ne oluyor?
- Güneydoğu’da.”
Lafa girdik:
“ - Kürdistan diyebilirsiniz.”
Bu sefer daha çok telaşlandı.
“ - Dur dur, heyecanlanma, daha antetli kâğıtla vilayetin kapılarına tabela asmadılar, şimdilik ‘T.C.’ sembolü duruyor.”
***
Anlaşılan ilk defa duyuyordu.
Oysa olanları ya da olacakları 2009’dan beri yani 5 yıl önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli açıklamış, tahmin etmiş diyebilirsiniz.
Yalnız kuru bir tahmin değildir bu.
Bahçeli Meclis konuşmasında bu günleri, o günden kimine göre müjdelemiş, kimine göre de felaketi haber vermiştir.
Bahçeli, o tarihte, 13 Kasım 2009’da tabloyu şöyle çizmiştir.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Semih Yalçın şöyle demektedir:
“Sayın Genel Başkanımızın o günkü ifadeleri, bugün olacakları ferasetle gördüğünün delilidir.
Maalesef zaman Sayın Bahçeli’nin ikaz ve tespitlerinde ne kadar haklı olduğunu ortaya koymuştur.”
Prof. Yalçın, Sayın Bahçeli’nin ne kadar isabetli görüşlerle bu günleri tespit ettiğini ifade etmiştir.
***
Nedir bu günkü durum?
Çizilen tablo şudur, Prof. Yalçın şöyle demektedir:
“Artık oralara açık seçik Kürdistan deniliyor, maçlarda İstiklal Marşı yuhalanmaktadır.
Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, Doğu Anadolu’nun bazı kent ve kasabalarında hatta kırsalda bugün artık devlet otoritesi ortadan kalkmıştır.
Bölücü terör örgütü kent ve kasabalarda kurtarılmış mahalleler oluşturmakla kalmamış, bütün bölgeyi etkileyecek şekilde alan hâkimiyeti test edilmiştir.”
Prof. Yalçın bu tespitini şöyle genişletir:
“Hükümet yeni yol haritası adı altında yeni bir teslimiyet planını hayata geçirmeye hazırlanmaktadır.
Kamuoyunda ise türbülansa giren sözde çözüm sürecinin hükümetin sorunlu davranması halinde yeniden şekillendiği ve PKK-KDP tutumuna göre tavır belirleneceği havası yayılmaya çalışılmaktadır.
Aslında yol haritasını İmralı canisi ve PKK’nın belirlediği apaçık ortadadır.”
***
Yani Prof. Yalçın açık açık söylemekte ve Türkiye’nin ciddi partilerinden biri adına “Memleket bölünmektedir“ demektedir.
Söylemez mi?
Niye söyleyemeyecekmiş?
Düşünce açıklaması varsa, fikir özgürlüğü varsa, niye söyleyemesin?
Bilmem kaç imzalı bildiriler yayımlanıyorsa, bütün olan bitenlerin demokrasi adına yapıldığı söyleniyorsa...
Prof. Semih Yalçın “Meselenin en üzücü ve vahim tarafı şudur” demektedir.
“Sayın Bahçeli uyarılarında haklı çıkmasına rağmen bu güne kadar yapılan hataları telafi etmek için hiçbir adım atılmamıştır.
Aksine, bölücü terör örgütüne açılım ve çözüm süreci adları altında affedilemez tavizler daha da genişletilmiştir.
Türkiye geri dönülmez bir parçalanma sürecine girmeden, çok geç olmadan içinde bulunduğumuz değerli Türk aydınlarının bu umursuz gidişine dur demek üzere MHP’nin feryatlarına katkı vereceğine olan inancımızı belirliyoruz.”
Seçime kaç ay, kaç gün kaldı ki?
İnandınız mı?