Org. Edip Başer İlkokulu

Yazı ve konuşma dünyasında bazı şeylerin, sözcüklerin neden kullanıldığı pek anlaşılmaz.
Yani bazı kelimeler su yüzüne çıkarılır, kullanılır.
Sonra o kelime kaybolur gider.
Son aylarda en çok kullanılan kelimelerden biri “vesayet” kelimesidir.
Toplumun artık vesayetten kurtulduğu sık sık tekrarlanır.
En çok da ordu vesayetinden söz edilir.
Ama vesayet kelimesinin orduyla birlikte kullanılması yeni moda değildir.
Türk halkı yeni doğan, büyüyen erkek çocuklarını da “paşa” diye sever, çocuk iyi huyluysa lakabı paşadır.
Çocuğun karakteri hemen bir kelimede özetlenir:
“Paşa gibi...”
Eskisi kadar yan yana olmasa bile çocuklara paşa denmesi usuldendir.
Olaya bir başka türlü bakarsanız halkın “paşaya” olan ilgisi kolay kolay terk edilmez.
Bu yakınlık sanki bir vesayetmiş gibi yorumlanır.
Oysa o paşa deyimi bir sevginin belirtisidir.
Sadece bu kadar değil, mesela müşkül halde bile paşalardan umut beklenir...
Emekli Orgeneral Edip Başer’in “Kanatsız Uçmak”
anı kitabında bunun çok
güzel örnekleri vardır.
(Remzi Kitabevi)
Ana babası çocukluktan ordu komutanlığında olan Orgeneral Başer, İkinci Ordu Komutanlığı yaparken sık sık geziye çıkar, halkla ilişki kurar.
Bu gezi sırasında özellikle müteahhit ve yatırımcıların hızlanmalarını dikkate alır.
Onun bu gezilerine de Olağanüstü Hal Bölge Valisi Gökhan Aydıner ilgi gösterir.
Orgeneral Edip Başer yaşadığı bir olayı şöyle anlatır:
“ Şırnak bölgesine sık sık yaptığım denetleme gezilerinden birinde Şenova beldesine uğradık.
Orada vatandaşlarla biraz vakit geçirmek istedim.
Ağaçlık bir yerde küçük bir suyun kenarında vatandaşların getirdikleri sandalyelere oturduk.
İkram edilen çayları içerek sohbet ediyorduk.
Bir ara yerdeki bir selvi ağacının arkasından üç genç kızın bize ilgiyle baktıklarını fark ettim.
Biriyle göz göze geldik ve bakışlarından bana bir şey söylemek istediklerini anladım.
- Kızlar bir şeyler söylemek istiyorsunuz herhalde, buraya gelin, söyleyin.
- Siz buraya gelseniz!
- Olur, ben gelirim.”
Üzerlerinde herhalde orta-okul veya lise üniforması olan kızlar orgenerale dert yandılar.
“ Yanlarına gittim, beni topluluktan biraz daha uzağa götürdüler, lise çağında gibi görünüyorlardı, sözcü kız hepsinin adına konuştu:
- Komutan amca, bizim
sizden bir dileğimiz var, kız olduğumuz için babalarımız
bizi Şırnak’taki yatılı bölge okuluna gönderiyor. Biz buraya, Şenova’ya yatılı bir bölge
okulu istiyoruz.”
Orgeneral Başer bu konuda karar vermeye yetkili olmadığını fakat yetkililerle konuşup yardımcı olacağını anlattı.
***
Aradan bir süre geçti, soruyorlardı:
“Okula hangi adı verelim?”
Vatandaşlar Edip Başer adını vermek istiyorlardı.
“Elbette bu öneriden mutluluk duymadım desem yalan olur.
Fakat yine de ‘Bir şehidimizin ismi verilseydi daha uygun olurdu’ düşüncesini hep korudum.”
Bunlar sık sık rastlanan isteklerdi, taleplerdi, o yüzden yadırganacak bir şey yoktu.
Elbette vatandaş derdini “paşaya” anlatacaktı.
İstek yapacak, talep edecekti.