Büyükşehir Belediyesi’nden, İzmirim kart kullanan vatandaşlara uyarı: Tanıtım merkezlerine bekliyoruz

18 Ocak 2021

HES Kodu’nu kartıyla eşleştirmeyenin toplu ulaşım araçlarına binememesi konusunda, Valilik talimatının uygulandığı belirtildi, “Kartınızı tanımlatmanız için bize başvurun” denildi12 Ocak 2021 Salı gününden bu yana, İzmirim Kart’ı olmasına rağmen toplu ulaşım araçlarına binemediğini söyleyen onlarca vatandaşımız şikâyette bulundu. Vatandaşlar, HES Kodu tanımlama işlemini yaptırmadıkları için hastane ve sağlık ocaklarından randevu alamadıklarını, Büyükşehir’e ait otobüs ve diğer toplu ulaşım araçlarına binemediklerini dile getirdi. Minibüs ve dolmuşun çalışmadığı bölgelerden arayanlar da, İzmirim Kartları olduğu halde işlerine gidemediklerini aktardı. Yaşlı vatandaşlarımız da bu işlemi nasıl ve nerede yaptıracaklarını bilmediklerini söyledi. HES Kodu’nu halen tanımlatmayan İzmirim Kart sahipleri için, biz de yetkilileri aradık ve süreci sorduk. İşte gelen bilgiler:
Ne yapacağız?
Büyükşehir, bu yaptırımın, İçişleri Bakanlığı’ndan gelen emir ve İzmir Valiliği İl Hıfzıssıhha Kurulu kararı sonrası uygulandığını bildirdi. Genelge gereği, toplu ulaşımda kullanılan İzmirim Kart’ını HES Kodu ile tanımlatmayanların toplu ulaşım araçlarından yararlanamayacağı belirtildi. Peki, kartlarını tanımlatmayanlar ne yapacak? Büyükşehir’in duraklarda dağıttığı broşürlerdeki bilgileri aynen aktarıyorum: “Akıllı telefonunuzdan, tabletinizden ya da masaüstü bilgisayardan; hes.eshot.gov.tr adresini yazıp tıklayın. İstenen bilgileri ve telefonunuza gönderilecek onay kodunu girmeniz sonrası HES Kodunuz, İzmirim Kartınıza tanımlanmış olacak.”

Kioskları kullanın

Ya internet imkânınız yoksa... Büyükşehir’in açıklamaları şöyle: “1. Seçenek: Yardım masalarına başvurun. Bornova, Halkapınar, Çankaya, Konak, Üçyol, Göztepe ve Fahrettin Altay istasyonlarında. Karşıyaka, Konak ve Bostanlı iskelelerinde. Havalimanı, ESBAŞ, Şirinyer, Hilal, Halkapınar, Alsancak, Salhane, Karşıyaka, Demirköprü ve Çiğli İZBAN istasyonlarında. Ve Konak Bahri Baba Aktarma Merkezi’nde bulunan yardım masalarında görevli personel, HES kodlarınızı İzmirim Kartlarınız ile eşleştiriyor. 2. Seçenek: Kioskları kullanın. Büyükşehir’in, metro istasyonlarında ve vapur iskelelerinde bulunan dijital bilgilendirme kiosklarında da HES kodu-İzmirim Kart eşleştirme işlemini yapabilirsiniz.”

Yazının devamı...

Acilen çözüm üretilmeli

15 Ocak 2021

Denetimsiz şekilde çalışıldığını öne süren meslek odası yetkilileri, Kovid-19 nedeniyle ağız ve diş sağlığı birimlerinin zor günler geçirdiğini kaydetti

Kasım 2020’de Kovid-19 süreci içinde kutlanan diş hekimliğinin 112. yılı nedeniyle İzmir Diş Hekimleri Odası, bilimsel diş hekimliğiyle ilgili bir açıklama yapmışlardı. Ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunun vurgulandığı açıklamada, Kovid-19 döneminin diş hekimlerinin karşısına çıkardığı sorunlar dile getirilmiş ve bunlara çözüm getirilmesi istenmişti. Salgının, üretimdeki krizi daha da derinleştirdiği, ekonomik çözülmelerin halkın yaşam standardını etkilediği kaydedilmişti.

‘Kurullara da alınmalıyız’

İzmir Diş Hekimleri Odası, salgın sürecinde yaşanan krizden kamu ve özelde çalışan diş hekimlerinin fazlasıyla etkilendiğini dile getirdi ve şunları dile getirdi: “Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın, defalarca gündeme getirdiğimiz çözüm önerilerini hayata geçirmesini istiyoruz. Kovid-19’un yaşandığı şu sıralar halkımız ağız diş sağlığı tedavilerinde büyük sıkıntılar yaşamakta ve ADSM’lerde aşırı sayıda hasta birikmektedir. Bunu gidermek için, ağız diş sağlığı hizmetlerinin de özelden satın alınmasını talep ediyoruz. Komşu ülkelerden gelen göç dalgası, ülkemizi etkiledi. Ülkemizde şu sıralar, diş hekimi olduklarını iddia eden, denetimsiz çalışan Suriyeli göçmenlerin yarattığı sorunlara da çözüm üretilmesini bekliyoruz. Toplumun ağız diş sağlığında gerçek anlamda düzelme; ancak diş hekimlerinin özelde ve kamuda emeklerinin karşılığını alabildiği, insanca çalışma ve yaşama talepleri karşılandığı zaman görülecektir. Kamuda çalışan diş hekimleri, görev tanımında da yer almayan, is¸ sağlığı ve güvenliğinden yoksun, meslek tanımına ve onuruna yakışmayan görevlendirmelerle de karşı karşıya kalıyor. Halkın dental tedavileri yapılamıyor. Döner sermaye uygulaması ve performans sistemindeki yanlışlıklar; salgın döneminde acı sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Sorunların tespit ve çözümü için meslek örgütlerinin acilen sürece dahil edilmesi gerekir. Meslek örgütleri, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’na alınmalı, odalarımız il pandemi kurullarında temsil edilmelidir. Türk Diş Hekimleri Birliği ve 37 diş hekimleri odası ulusal ağız ve diş sağlığı politikalarının oluşmasında katkı yapmaya hazırdır.”

‘Acımız sonsuz’

İzmir Diş Hekimleri Odası son olarak şunları dile getirdi: “Kamuda hizmet veren diş hekimlerinin filyasyon görevlendirmeleri, filyasyondakilerin sorunları, ağız-diş sağlığı merkezlerinde hizmet verenlerin sorunları ve azalan hizmetler nedeniyle hastaların sorunları ele alınmalıdır. Serbest çalışan diş hekimlerinin ekonomik ve malzeme temin sorunları da unutulmamalıdır. Salgınının başından bugüne kadar 400’e yakın sağlık emekçimizi kaybettik. Acımız sonsuz. Kovid-19’un sağlık emekçileri için meslek hastalığı olarak kabul edilmesini ve bunun yasalaştırılmasını istiyoruz.”

Yazının devamı...

'Sorunumuz, bu ülkede hayvansever olmaması'

11 Ocak 2021

Özdemir, “Biz anladık ki, bu ülkede kimsenin veteriner hekimlerle derdi yokmuş. Olay, hayvan haklarına saygının ne olduğunu bilmemekmiş” dedi.

“Gün geçmiyor ki, hayvan hakları ihlallerine dair haberler izlemeyelim. Gün geçmiyor ki, hayvancılık sektörüne vurulan darbeleri görmeyelim. Özellikle de ‘veteriner hekimlik’ mesleğini küçük düşürücü yazılar okumayalım. Gün geçmiyor ki hayvancılık sektörüne vurulan darbeleri görmeyelim.

Bunların hepsi ‘veteriner hekimleri’ doğrudan ilgilendiren konular. Bugüne kadar hep sorunun ‘veteriner hekimlik’ mesleğinin yeterince tanınmadığı olduğunu düşünmüştük. Haberleri yapan ilgililerden ya da sosyal medyada paylaşanlardan düzeltmeler talep ettik. Meğerse yanılmışız” diye sözlerine başlayan İzmir Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Başkanı H. Gökhan Özdemir görüntülü ve sesli (TV ve Radyo) basın kurum ve kuruluşları ile kamuoyuna serzenişlerini bakın nasıl dile getirdi:

“Meğerse yanılmışız. Oysa sorun bu ülkede gerçekten bilinçli hayvansever bir kitlenin olmamasıymış. Neden mi? Bir gün ana haber bültenlerinde yer alan ‘iki yıllık laborant veteriner sağlık bölümünü bitirdi, 71 yaşında veteriner hekim’ oldu haberi ve haberin takdirle karşılanması bizi şaşırttı. Bu haber, bu ülkede gerçek ve bilinçli bir hayvansever kitlenin olmadığını ortaya çıkardı. ‘Veteriner hekimlik’, ‘hayvan doktorluğudur. Bildiğiniz ‘doktorluk’, bildiğiniz ‘hekimlik’ yani. İki yılda ‘doktor ve hekim’ olunmaz. İki yıl okumakla hayvan hastalıklarına çare de olunmaz. Üniversitelerin veteriner hekimliği fakültesi beş yıl eğitim verir. İki yılda veteriner hekim olunacağını haber yapan yayın organı aslında; kedileri, köpekleri, inekleri, atları, ayıları, kuşları ve doğadaki kendisinden başka yaşayan yaratıkları canlı olarak göremiyor demektir. İki yılda ‘hekim’ olunacağına ikna oluyorsanız, hayvanların da can taşıdığının, hastalıklarının insan hastalıkları kadar karmaşık olabileceğinin ve gerçekten acı çektiklerinin farkında değilsiniz demektir. Kusura bakmayın ama bu haberi yapanlar ile bu bilgilerin doğruluğuna inananlar hayvansever olamaz. İşte en basit mantıkla her canlının temel hakkı olan sağlıklı yaşama hakkını sağlayan meslek grubu olan ‘veteriner hekimlik’ hakkında bu kadar bile fikriniz yoksa, hayvan haklarına dair yaptığınız haberlerin samimiyetine nasıl inanalım bilemedik.”

‘DÜŞÜNMEYE DAVET EDİYORUZ

“Hayvana acı çektirecek eylemlerin yasal yaptırımı 2020 yılında sadece 947 lira iken, hiçbir hayvana zarar gelmemiş hatta tedavileri başarılı olarak yapılan tek bir doz ilaç kaydını sehven işlememiş bir ‘veteriner hekime’ verilen ceza 13 bin 934 lira. Biz anladık ki, bu ülkede kimsenin veteriner hekimlerle derdi yok aslında. Olay hayvan sevgisinin ve hayvan haklarına saygının aslında ne olduğunu bilmemek. Veteriner hekimler olarak hayvan sağlığının, haklarının ve refahının ‘canım kedim ve köpeğimden’ daha ileri bir kavram olduğunu göremeyen gördüğü halde kabullenmekte güçlük çekenleri bir kez daha düşünmeye davet ediyoruz.”

Yazının devamı...

Mera alanına patlayıcı üretim tesisi mi olur?

8 Ocak 2021

Tire’de imar planlarında mera ve çayır alanı olan 102 bin metrekarelik alanın üçüncü ve beşinci sınıf tarım arazisi olarak gösterildiğini bildirildi

Bu konuyu, köşemize Tireli okurlarımız aktardı. “İzmir’de mera alanına patlayıcı üretim tesisi yapmak için ÇED süreci başlatıldı” diye ilettikleri sorunlarını şöyle sürdürdüler: “İlçemizin imar planlarında çayır-mera alanı olarak ayırılan 101 bin 840 metrekarelik alanda patlayıcı üretimi tesisi için ÇED sürecinin başlatıldığını öğrendik. Tesis için gösterilen bu alan ve civarının, üçüncü ve beşinci sınıf tarım arazisi vasfında olduğu belirtilmiş. Bu bilgileri, ÇED dosyasından öğrendik. Bu bölge sulu ve susuz tarımın yanında zeytin, kiraz, kestane, ceviz ve antepfıstığı gibi bitkilerin yetiştirildiği bir alan.”

Bu kadar da olmaz!

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın söz konusu mera ve çayır alanına patlayıcı tesisi kurulmasına olumlu görüş verdiğini öğrendiklerini öne süren vatandaşlar, “Yetkililerin bu konuda bizi aydınlatmasını bekliyoruz. ÇED dosyasına göre Alacalı Mahallesi’ndeki 101 bin 840 bin metrekarelik alanda yıllık 15 bin ton patlayıcı (anfo) üreten bir tesis kurulacakmış. Söz konusu alan, Eski Oba Mahallesi’ne 2 bin 155 metre, Işıklar’a 3 bin 470 metre, Yeni Oba Mahallesi’ne 1575 metre, Alacalı’ya da 1970 metre uzaklıkta. Tesisin, yerleşim yerlerine bu kadar yakın olmasını istemiyoruz. Projenin iptalini, Büyükşehir ile ilçe belediyemizin de bu konuyu ele almasını istiyoruz.”

İZELMAN, yüzde 37.5 zam yaptı

Konak’taki resmi bir kurumda yarım saatlik işi için Beydağ’dan aracıyla gelen okurumuz, bakın ne diyor: “Hükümetin zam furyasına Büyükşehir Belediyesi de katılmış. İzmir’e zaman zaman geliyor ve Konak Katlı Otopark’a aracımı park ediyorum. Geçen yıl 2 saat için park ücreti 8 liraydı, 1 Ocak 2021’den itibaren 11 lira yapılmış. Yüzde 40’a yakın zam çok değil mi? Bu, acımasızlıktan başka bir şey değil. 2 saatlik ücretin 7.50 lira olmasını istiyoruz.”

Yazının devamı...

'Antik sütun başının yeri burası olmamalı'

4 Ocak 2021

MÖ 1182’de Agamemnon Kaplıcaları’nda kurulan ‘Dünyanın İlk Hastanesi’ne ait sütun başlıklarının, Balçova Termal Tesisleri girişinde cam bir fanus içinde sergilenmesi isteniyor.

Balçova Termal Tesisleri girişindeki havuzun fıskiyesinin başlığında gördüğümüz sütun başının tarihi belgelerde de belirtildiği gibi, Kral Agamemnon tarafından Tanrı Apollon adına, dünyanın ilk hastanesi olarak yaptırılan mabetten kalan bir eser olduğu ifade ediliyor. Bugün Balçova Termal Tesisleri ve Kaya Termal Otel olarak geçen iki tesiste değerlendirilen kaplıca suyunun geçmişten günümüze kadar geçen 3205 yıldır insanlara şifa dağıttığı belirtiliyor. Yine tarihi belgelerde yer alan bilgilere göre, Makedon İmparatoru Büyük İskender, Kral Agamemnon’dan 850 yıl sonra bu kaplıcalara gelmiş, kendisini ve ordusunu bu suda tedavi ettirmiş. Son 40 yıldır Balçova Termal Tesisleri ve sonraki yıllarda inşa edilen diğer otel ile birlikte hizmet veren bu kaplıcalar, Türkiye’nin yanı sıra, özellikle Kuzey Avrupa’dan gelen on binlerce hastayı sağlığına kavuşturuyor.

‘4 dilde tanıtılmalı’

3205 yıl öncesine dayanan bu tarihi değerin parçalarına sahip çıkılmadığını bir kez daha yetkililerin dikkatine sunan araştırmacı Gürol Tulunay, bakın ne diyor: “MÖ 4. yüzyıla tarihlenen ve Apollon için yaptırılan tapınağın tek kalıntısı; Balçova Ata ve Sakarya caddelerinin birleştiği meydandaki bir havuzun fıskiyesinin üstünde duruyor ve görsel şölen (!) yapmaya devam ediyor. Bu İon antik sütun başının ait olduğu yerde, yani Balçova Agamemnon Kaplıcaları’nda bir cam muhafaza içinde sergilenmesinin daha uygun olacağını sosyal medyada defalarca paylaştım. Gazetelerde köşe yazılarımda aktardım. Hiçbir netice alamadığımı defalarca paylaştım. Bir kere ben yetkili değil, sıradan bir vatandaşım. Bu değeri tespit ettiğimde ve fıskiye üstüne koyduklarında Narlıdere’de oturuyor ve İzmir’de gazetecilik yapıyordum. Çok geç gördüm. Yetkili biri olsaydım veya ihbarlarımı yetkililere inandırabilseydim, bu sütun başlığı kaplıca tesisleri içinde cam muhafazada etrafı seyrediyor, altına da 4 dilde yazılan yazıları okuyanlara bakıyor olacaktım. Tesise gelen aileler ve çocukları, fanusun çevresinde oynarlarken bu tesisin geçmişten günümüze kadar geçen 3205 yılda milyonlarca insanın sağlığına hizmet ettiğini öğreneceklerdi. Ayrıca termal tesis önünden Mithatpaşa Caddesi’ne kadar uzanan alanın ele alınarak arkeologlar gözetiminde yapılacak kazılarla tarihi değerin tamamının ortaya çıkarılmasını öneriyorum.”

‘Belediyeler sahip çıkmalı’

Gürol Tulunay, son söz olarak şunları dile getirdi: “İonlara ait olduğu belirtilen, bu kıymetli sütun başı, ivedilikle bulunduğu yerden alınmalı ve bugünkü Agamemnon Kaplıcaları’ndaki Balçova Termal Otel’in giriş kapısı önünde bulunan, tek palmiye ağacının önüne bir platform üstüne yerleştirilip bir cam fanus ile korunmalıdır. Güneş ışınları içinde bir gölgelik düşünülmelidir. Sütun başının platformunun altına da 3 veya 4 lisanda Balçova’nın ilk kurucusu Kral Agamemnon ve Makedonya İmparatoru Büyük İskender’in kaplıcamızda tedavi olduğu ve askerlerini de tedavi ettirdikleri yazılmalıdır. Bunları antik çağ yazarları, kitaplarında geçirmişler. İzmir’deki tarih ve arkeoloji bilim insanları ile kentimizin yöneticileri niçin bu tarihi değeri ele almıyor?”

Yazının devamı...

‘Güvenli ve temiz bir kent istiyoruz’

28 Aralık 2020

Kovid-19 süreci boyunca, başta sağlık çalışanları olmak üzere, belediye başkanları ve ekiplerinin özveriyle iş yaptığını belirten okurlarımız, 2021 beklentilerini iletti.

Okurlarımız, 2020 yılının dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok iyi hatırlanmayacak gelişmeler olduğunu belirtti, “Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamasına göre, önümüzdeki yıllarda da devam edeceği belirtilen koronavirüs salgını nedeniyle binlerce vatandaşımız yaşama veda etti. 10 aydır peşimizi bırakmayan Kovid-19 salgını tarih boyunca unutulmayacak” dedi.

Bu süreçte yaşamını yitiren, bunun yanında hizmetlerini halen özveriyle sürdüren tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ettiklerini dile getiren okurlarımız, şu noktalara değindi:  “7/24 hizmet veren belediye başkanları ve ekiplerine de şükran borçluyuz. 26 Aralık verilerine göre, Kovid-19’dan ülkemizde ölüm sayısı 19 bin 500, dünya genelinde 1 milyon 729 bin 800 kişi. Dünyadaki vaka sayısı 79 milyon civarında. Siyasetçilerden, özellikle ekonomide 2021 yılı içinde destek ve kalıcı çözümler istiyoruz. Toplum olarak barış içinde, kardeşçe yaşamak istiyoruz. Kadınlarımıza ve çocuklarımıza karşı şiddet ve tecavüzün sona ermesini, yasaların ağırlaştırılmasını istiyoruz. Bugüne kadar 271 kadınımız şiddet kurbanı oldu. Yeter artık! Hayvan hakları yasasının da bir an önce çıkarılmasını bekliyoruz.”

Maske-Mesafe-Temizlik

Bu satırlar da benden: “Benim önerim; önceki yıllarda olduğu gibi sağlıklı, birbirimize sarılarak, neşe ve huzur içinde yaşam sürdürmek istiyorsak; Sağlık Bakanlığı’nın, Bilim Kurulu’nun ve Türk Tabipleri Birliği’nin birincil olarak önerdiği ‘Maske-Mesafe-Temizlik’ kuralına en az 6 ay daha titizlikle uymamız gerekiyor. Ayrıca terör ve felaketler konusunda da dikkatli ve hassas olmalıyız. Yeter artık, can kaybı istemiyoruz. Suriye’nin İdlib kentindeki Türk konvoyuna saldırıda 54 şehit verdik. 24 Ocak’ta Elazığ depreminde 41, 30 Ekim’de İzmir depreminde 117 vatandaşımızı kaybettik. Van Bahçesaray’daki çığ felaketinde 42, Giresun’daki sel felaketinde 11, Sakarya’da, havai fişek fabrikasındaki patlamada 7, Gaziantep’teki özel hastanede patlayan oksijen tüpünden 12 vatandaşımızı kaybettik. 2020’nin, salgın dersleri aldığımız bir yıl olmasını umuyorum. Ancak bir konu var ki, süper oldu; insanlar artık ellerini daha sık yıkamayı öğrendi... 2020’ye güle güle diyor; 2021’in tüm dünyaya sağlık, barış, mutluluk, adalet, eşitlik ve huzur getirmesini diliyorum. Sevgi ve saygılarımla...”

Yazının devamı...

‘Diş bakımında örnek olun’

25 Aralık 2020

Prof. Dr. Necdet Erdilek, “Anne babalar, çocuklarının ağız ve diş sağlığını ihmal etmemeli. Ayna karşısına birlikte geçip alışkanlık kazandırmalı” dedi

Bilimsel diş hekimliği eğitiminin 22 Kasım 1908’de başlaması nedeniyle bu gün Türkiye’de ‘Dünya Diş Hekimleri Günü’ ve ‘Ağız ve Diş Sağlığı Haftası’ olarak kutlanıyor. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Bölgemizin ilk diş hekimliği fakültesi olarak, bugüne kadar 5 binin üzerinde diş hekimi yetiştiren fakültemiz, toplam 8 bölümde öğrencilerini geleceğe hazırlıyor” dedi. Fakülte Dekanı Prof. Dr. Necdet Erdilek de, “Ağız ve diş sağlığı, tüm sağlığın temelini oluşturur. Pandemi dönemi, ebeveynlerin, evlerine kapanan çocuklarına örnek olmaları için en uygun zaman” dedi ve şunları dile getirdi:
“Ağız ve diş sağlığı bakımı alışkanlığı, çocuklara küçük yaşlarda kazandırılmalı. Anne ve babalar, bu bakımı mümkünse çocuklarıyla birlikte yapmalı. Doğru beslenme de diş sağlığını etkileyen faktörler arasında. Özellikle şeker ve şekerli ürünler ağza alındıktan sonra 7 ile 10 dakika içinde aside dönüşüyor. Asit de çürüğe neden oluyor. Gazlı içecekler de dişleri çürütüyor. Asidik ve şekerli gıda maddeleri tüketildikten hemen sonra diş fırçalanamıyorsa bile, ağız çalkalanabilir. Fırçalamadan önce, dişlerin aralarındaki boşluklarda biriken yiyecek kalıntıları, diş ipiyle çıkarılmalıdır. Protez kullanan veya implant yaptıran vatandaşlarımız da diş aralarını ara ve yüz fırçalarıyla temizlemeli.”

‘Fırça seçimi önemli’

Dekan Prof. Dr. Erdilek, çocuklar için diş fırçasının düz ve orta sertlikte olması gerektiğini vurguladı. İdeal fırçalamanın, ağzın ön temizliğinin ardından fırça ıslatılmadan üzerine mercimek tanesi kadar macun sıkılmasıyla başladığını kaydeden Erdilek, şöyle devam etti: “Ağız, hafif çalkalandıktan sonra fırça, üst ve alt çenenin diş ile diş etleri arasında 45 derecelik açı olacak şekilde yerleştirilir. Fırçanın kılları ara yüzlere erişebilecek şekilde hafif hareketler ile üst çenede yukarıdan aşağıya alt çenede aşağıdan yukarıya doğru temizleme işlemi yapılır. Fırçalamanın, etkili olabilmesi için en az 2-3 dakika sürmesi gerekir. Bu alışkanlığı alan çocuklar, ağız ve diş sağlıklarıyla birlikte vücut sağlıklarına da kavuşur.”

Yazının devamı...

Kent doktorunuz olsun!

21 Aralık 2020

“Bir başkanın bilemeyeceği şeyler de vardır” diyen Tulunay, “Başkanlar kenti her gün, atayacakları donanımlı kişilerle dolaşmalıdır” dedi

Araştırmacı-gazeteci Gürol Tulunay, ‘kent doktoru’ ifadesini, iletişim ve halkla ilişkiler açısından ele aldığını belirtiyor, “Başkanların kentte güzel iz bırakmaları açısından kent doktoru önerim çok önemli. Belediye başkanının atayacağı bu kişilerin bütün işi her gün kenti taramaktır. Onlar, ellerinde bir bloknot ve kalemle eksik gediği not edip her akşamüstü elde ettiği doneleri belediye başkanına bırakacak” diyen Tulunay, bu önerisini şöyle açıkladı:

‘Tuzak vazifesi’

“Halkınızın beklenti ve ihtiyaçlarını sağlıklı olarak belirlemenin yolu, bu araştırma için gezenlerin getirdikleri raporlar olur. Biraz meşakkatli bir iştir ve piyade, yani yaya olarak gezmek gerekir. Hareket halinde detaylar görülmez. Oysa ben bir kaldırım taşının kenarından fırlamış bir ‘direnişçi bitkinin’ dahi iyi gözlem yapan bir kent doktoru gözü tarafından görülüp belediyenin bir parkına transfer edileceğine inanırım. Gelen raporların neticesinde bildirilen aksaklıklar zamanında giderilebilirse, Başkan’ın halkından bol teşekkür alması da kaçınılmaz olur. Benim çok takıldığım bir konuyu da burada geçeyim, görme engelliler için imal edilen sarı sert plastikten yapılma çizgilerle döşendikten sonra ilgilenen yok. Ucu kalkık bu plastikler, engelliler için tuzak vazifesi görüyor. Bu konunun bakımı yapılamayacaksa masraf edip döşemenin ve birilerini sakatlamanın da âlemi yoktur bence.”

İşte öğreneceklerimiz

Tulunay, sözlerini şöyle tamamladı: “Kent doktorları, bozuk bir kaldırım taşından, yerinden oynamış yer döşeme plakasını, kaldırım işgal eden esnafı, su patlağını, alınmayan çöpleri veya birkaç gün gecikmiş çöp arabasını, motorlar tarafından işgal edilmiş yaya kaldırımlarını ve buna benzer konuları tespit eder ve raporlarını her gün muntazam olarak başkanlığa iletir.”

SORUNUNA SAHİP ÇIK!

Yazının devamı...