Doğu Alman Ferrari’si: Melkus

Hiçbir lüksü olmayan bir otomobil satın almak için bile 5-10 yıl beklenen Doğu Almanya’nın tek seri üretim spor otomobiliydi... Ferrari’ye benzeyen Melkus, bir Lotus’a kızıp spor otomobil üretmeye girişen bir direksiyon eğitmeni ve yarışçının eseriydi...

Doğu Alman Ferrari’si: Melkus

Bu fıkra aklımdan hiç gitmez... Adamın biri bir gün Doğu Almanya’da “Trabant” (Doğu Almanların efsane küçük otomobil markası) bayisine gider ve bir otomobil almak istediğini söyler. Görevli, “Elbette...” der demez, adamımız söze devam eder:

“Ancak, altı kırmızı, üstü beyaz olsun istiyorum... Kliması, dört kapısı ve güçlü bir motoru olsun. Ayrıca disk frenler...”

Görevli adamımızın ağzını tıkar ve “Sanırım delisiniz, en iyisi ambulans çağırayım!” der...

1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla tarihe karışan Doğu Almanya, tıpkı diğer sosyalist ülkelerde olduğu gibi otomobil sahibi olmak için pek de uygun bir ülke değildi. Sözünü ettiğimiz, bol dumanlı iki zamanlı motora sahip kibrit kutusu kadar Trabant için
10-15 yıl, “üst sınıf” olarak kabul edilen ve biraz daha güçlü iki zamanlı (yine bol dumanlı) Wartburg’u satın almak içinse
10 yıl beklenen bir ülkeydi. Hatta çocukların doğar doğmaz otomobil için sıraya yazdırıldığı bile söylenir... Yeni bir modelin üretilmesi ise kolay değildir. Bunun için ülkenin en üst kurullarından izin çıkması, planlamasının yapılması gerekmektedir.

Doğu Alman Ferrari’si: Melkus

Melkus RS 2000 tutmadı ve şirketi iflasa götürdü. (üstte)

‘Sollamaya kızınca...’

Ancak “Doğu Alman Ferrarisi”, tam da bu dönemde, biraz da yaratıcısının şansı ve zekâsıyla ortaya çıkar. Nitekim aynı zamanda Doğu Almanya’da bir sürücü kursu bulunan yarışçı Heinz Melkus, Ferrari ve Lotus marka otomobillere hayrandır. Kendi halinde bir mekanik iken yarışlara meraklı olduğundan, kendi tasarlayıp imal ettiği Formula 1 tarzı otomobillerle yarışır. Bunun için hurda otomobillerin parça ve motorlarını kullanır. Örneğin ülkede önemli yarışlar kazandığı otomobile, 2. Dünya Savaşı sırasında Batı Almanya ordusunun terk ettiği bir Volkswagen arazi aracının motorunu takar. Alüminyum gövdeli otomobil, ona büyük başarılar kazandırırken, başkaları için de yarış otomobilleri yapar.

Doğu Alman Ferrari’si: Melkus

Bu arada özel izinle yurt dışındaki yarışlara da katılır. O dönemde Doğu Almanya’nın Michael Schumacher’i gibidir. Bir gün yine sahibi olduğu Wartburg ile yurt dışına çıkan Melkus, Yugoslavya’da otobanda bir Lotus tarafından sollanır. Biraz sinirlense de, o gün Melkus’un aklına, otobanda da kullanılabilecek hızlı bir spor otomobil yapma fikri düşer.

Fırsat, bu fırsat!

Heinz Melkus’un bu hayaline ulaşması pek kolay değildir. İzin almak, hele de o dönemde sosyalist bir ülkede rahatça parça temin etmek hiç değil... Ancak aradığı fırsat, ayağına gelir. Doğu Almanya’nın kuruluşunun 20. yılı kutlanacaktır. Bunun için gösterişli bir otomobil yapılması hiç de kötü bir fikir değildir. İşte Melkus RS 1000, böylece doğar. Yarışlardan dolayı kendisini tanıyan Doğu Almanya Otomobil Kulübü, ona destek olur ve özel izinle bu otomobili üretmesine izin verilir. Alıcılara yarış lisansı şartı konulur. Parça desteği bulamadığı için bir yıl boyunca büyük Doğu Alman üreticilerinin hurdalıklarını tarar. Buradan parça, hatta motor toplar.

Otomobil 1969’da Dresden’deki garajda üretilmeye başlandı. Fiyatı 30 bin Doğu Alman Markı idi. Yani Trabant 601’in üç katı. Araçlar için elde yapılıyor, 2 yıl bekleniyordu. 1986’ya kadar sürekli geliştirilerek sadece 101 adet üretildi. Torunu ve onun oğlu, 2006’da 15 adet özel seri Melkus RS1000 üretir. Ardından yeni Melkus RS2000 modeli gelir. 25 adet üretilmesi planlanırken, 18 adet satılır ve firmayı iflasa sürükler. Halen siparişle RS 1000 üretiliyor.

Doğu Alman Ferrari’si: Melkus

Herkes alamaz!

Otomobilin tasarımı hayli tanıdık ve biraz da garip. Melkus’un Ferrari sevgisi kendini belli ediyordu. Ön farları ve plastik kaplamaları, ön çamurlukları ve bagaj kapağı, hatta tavan çizgileri bile Ferrari Dino ve 250 GTO’yu çağrıştırıyordu.

Doğu Alman Ferrari’si: Melkus


Tamamen fiberglastan yapıldığı için ön cam çerçevesi ve arka koltuğun arkasında takla kafesi vardı. Araç yaklaşık 1 metre kadar yüksek olduğundan, “kanat kapılar” tercih edilmişti ama yine de oturmak zordu. Ayrıca 25 litrelik iki benzin deposu, sağ ve sol kapının altına yanı sürücünün “dibine” konuşmuştu.
Bagajı sabitleyen zincirler lavabo tıkacından, direksiyonu bir tekneden, kapı tutamakları ve yan camlar Wartburg’tan ve arka stoplar ise karavandan sökülmüştü!
Doğu Alman Ferrari’si: Melkus

Her parçası toplamaydı!

Heinz Melkus, otomobil projesi için farklı yerel markalardan yararlanır. Elinde Wartburg 353 şasisi ve motoru vardır. 50 beygirlik iki zamanlı ve 3 silindirli bu motoru biraz modifiye eder. Tek karbüratör yerine MZ motosikletlerden aldığı 3 karbüratör kullanır, Barkas ticari araçlarının silindir kafalarını adapte eder. Böylece 75 hatta 120 beygir elde eder. Yol versiyonu 165 km/s hıza çıkar. Sonradan üretilen 90 beygirlik motor seçeneğiyle 175 km/s’ye kadar ulaşabilmektedir. Tabii arkasında hatırı sayılır bir duman bulutu ve kulak yırtan bir ses bırakarak...

Doğu Alman Ferrari’si: Melkus


O dönemde 4 ileri olan Wartburg vites kutusunu 5 vitese çıkartır. Sürücü 5. vitese takmak için vites kolunu sağ aşağıda bulunan 4. vitesten çıkarıp, tam sola alarak aşağı çekmek zorundaydı. Geri vites mi? Maalesef yoktur. Fiber gövdesi 650 kilodur ve bu sayede 0-100 km/s hızlanmasını
15 saniyede tamamlardı.