Bir anlamda ‘mutlu son!’

3 Ekim 2019

Volkswagen’in, şirket kurulumuyla birlikte neredeyse kesin hale gelen fabrika planı, uzun yıllar sonra, Türkiye’ye “sıfırdan” yapılmış ilk büyük otomotiv yatırımı olacak. 1.4 milyar euro’ya mal olacağı söylenen ve yıllık 300 bin kapasiteli olması öngörülen fabrikayla birlikte, Türkiye’nin 2 milyon adede ulaşan üretim kapasitesi, 2.5 milyona yaklaşacak. Halen resmi açıklama yapılmasa da, Alman basınında verilen haberler, fabrikanın 2022’de faaliyete geçeceği, yeni nesil Volkswagen Passat ve yeni nesil Skoda Superb’i üreteceği yönünde. Elbette bu iki modelin yanında, gerekirse, Seat ve Skoda’nın küçük SUV modellerinin de üretime alınabileceği de yazılıp çizilenler arasında.

Ancak şu bir gerçek ki, söz konusu yatırımın Türkiye’ye gelmesi, Türk ekonomisi ve ihracatına önemli bir katkı demek olacak. Yıllık 20 milyar doların üzerinde seyreden otomotiv ihracatı, VW ve Skoda’nın katkısıyla 30 milyar dolara yaklaşabilir. Elbette burada yan sanayi firmalarına yapacağı katkıyı henüz hesaplamıyoruz bile...

Tüm bunların yanında, Türkiye, VW ile iyi bir şans yakalamış olacak. Bunun nedeni de, son yıllarda, özellikle Avrupa’da büyük çaplı otomotiv yatırımlarının giderek azalmaya başlaması. Nitekim bir dönem ellerindeki tesislerin kapasitelerini verimli kullanmak ve doldurabilmek için sürekli hesap yapan, zarar ettiği gerekçesiyle Avrupa’da fabrika kapatan Avrupalı ve Asyalı üreticiler, uzun süredir yatırım konusunda hayli “eli sıkı” davranıyordu. İşte bu yüzden de Türkiye’nin VW yatırımını çekmesi önemli.

Veee, son cümle...

Yazının devamı...

Elektrikli otobüse 165 milyar dolar!

15 Temmuz 2019

Sadece otomobillerde değil, toplu taşımada kullanılan otobüslerde de “elektrikli” hamlesi başladı. Çin, bu konuda liderliği ve öncülüğü elinde tutarken, 2026 yılında elektrikli otobüs pazarının tüm dünyada 165 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Tüm dünyada, küresel ısınma, dizel skandalı ve sıkı emisyon kuralları nedeniyle başlayan elektrikli otomobil çılgınlığı, özellikle şehir içinde toplu taşımada kullanılan otobüslere de sıçramış durumda. Özellikle, bazı kentlerinde kirlilik nedeniyle sokağa çıkmanın zorlaştığı Çin’in öncülüğünde başlayan elektrikli otobüs çılgınlığının, 2026 yılında tüm dünyada 165 milyar dolarlık bir pazar yaratacağı tahmini yapılırken, Türkiye’deki otobüs üreticileri, bu konuda hazırlıklarını neredeyse tamamladı.

Dizel motorların kentlerinde yarattığı kirliliği azaltmak amacıyla acil ve sert önlemler alan Çin, dünyanın önde gelen elektrikli otobüs pazarı haline gelirken, yine dünyanın önde gelen elektrikli otobüs üreticisi oldu. Geçtiğimiz yıl tüm dünyada 425 bin adet elektrikli otobüs satışı gerçekleştirildiği belirtilirken, bunun 421 bin adedinin Çin’de satıldığı kaydediliyor. Yine geçen yıl Avrupa’da 2 bin 250 adetlik elektrikli otobüs satışı olurken, ABD’deki elektrikli otobüs satışının sadece 300 adet olması dikkat çekiyor. Bununla birlikte küresel otobüs pazarının, 2018’de, bir önceki yıla oranla yüzde 28’lik artış kaydettiği de vurgulanıyor.

Yerlilerin çoğu hazır

Araştırmalar, 2026 yılına kadar elektrikli otobüs pazarının 165 milyar dolara ulaşacağını ortaya koyarken, Çin’in öncülüğünü sürdüreceğini belirtiyor. Avrupa ise, bu açıdan Asya kıtasını takip ediyor. Elektrikli otomobil ve otobüste “gelişmekte olan pazar” kabul edilen Avrupa’da, Polonya, Hollanda, İngiltere ve Fransa’da ciddi çalışmalar yapıldığı, yakın zamanda bu ülkelerin ciddi elektrikli otobüs müşterisi olacağı belirtiliyor. Çinli üreticiler, Avrupa’daki elektrikli otobüs taleplerine yetişmeye çalışırken, Avrupalı üreticiler elektrikli otobüs modellerini henüz yeni yeni ortaya çıkarıyor.

Elektrikli otobüs kullanımı konusunda Eskişehir, Antalya, Kayseri gibi birkaç kentte girişimler yapılırken, Türkiye’deki yerli markaların elektrikli otobüs modelleri geliştirme ve piyasaya sunma çalışmaları daha hızlı bir şekilde ilerliyor. Nitekim Otokar, Temsa, Karsan, Anadolu Isuzu, BMC, Bozankaya gibi üreticiler, bu konuda hızlı davranırken, dış pazarlarda da adlarından söz ettirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bu anlamda 165 milyar dolarlık pazarda, Türkiye de, yerini almaya şimdiden hazır.

Yazının devamı...

Geleceği ‘gök’te arayacaklar...

12 Mart 2018

Otomotiv üreticileri, bir yandan elektrikli ve otonom araçlar üzerinde çalışırken, diğer yandan da “göklerde” bir gelecek olup olmadığına bakıyor. “Uçan araçlar” geliştiren firmalara yatırım yapan devler çoğalıyor...

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde büyük kentlerin, “trafik sıkışıklığı” sorunuyla giderek daha fazla karşılaşması, küresel otomotiv üreticilerinin sadece alternatif enerji seçeneklerine değil, alternatif ulaşım seçenekleri konusuna da el atmasını sağladı. Bir yandan elektrikli ve otonom (kendi kendine gidebilen araçlar) teknolojiye sahip araçlar için çalışmalarını hızlandıran, kaynaklarını buraya yönlendiren dev üreticiler, diğer yandan da “alternatif ulaşım” konusuna yatırım yapmaya başladı.

Ulaşımın yeni boyutu

Elektrikli araçlar geliştirilmesi için enerji şirketlerine, otonom araç teknolojilerinin yanı sıra araç paylaşımı platformları için de “melek yatırımcı”lara ortak olmaya başlayan otomotiv devleri, “yeni nesil ulaşım” konusu için de “uçan araçlar geliştiren” şirketlere yönelmeye başladı. Dünyanın mega kentlerinde “yoldan çıkmak” ve “kurtuluşu havada bulmak” isteyenler için yatırım yapan, alternatif geliştiren Daimler, Geely, Italdesign gibi firmalara, Volkswagen çatısı altındaki Porsche de eklendi.

Cenevre Fuarı’nda açıklama yapan Porsche yetkilileri, çok uzak olmayan bir gelecekte, büyük kentlerdeki insanların “klasik ulaşım çözümleriyle” evlerinden havalimanlarına ulaşmakta bile zorluk çekeceğini vurgularken, “Ulaşımda şu an hiçbir sıkışıklık yaşanmayan, yeni bir boyut var. Biz, niçin bu konuda birşeyler geliştirmeyelim?” ifadesini kullanıyor. Porsche yetkilileri, Meksika veya Brezilya’nın büyük kentlerinde 20 kilometrelik bir mesafenin kimi zaman 4 saatte kat edilebildiğini hatırlatırken, bunun, uçan araçlarla sadece birkaç dakika alabileceğini de vurguluyor.

Mercedes’i de çatısı altında bulunduran Alman devi Daimler, “üç boyutlu ulaşım” diye de nitelendirilen “uçan araçlar” konusunda “Volocopter” şirketine ortak olmuştu. Volocopter, iki kişilik “uçan taksi” geliştirme konusunda çalışıyor. Volvo’nun sahibi Çinli Geely Holding ise, Amerikan uçan araç üreticisi olan ve ilk modelini gelecek yıl piyasaya sürmeyi hedefleyen Terrafugia’yı satın almıştı.

VW Grubu bünyesindeki Italdesign ise, a “Pop.Up Next” adını verdiği ve kendi kendine gidebilen bir otomobil ile insansız hava aracından (drone) oluşan konseptini tanıtmıştı. Italdesign, bu konuda uçak üreticisi Airbus ile birlikte çalışıyor.

Yazının devamı...

Renault’nun ‘abi’ SUV’u

11 Mart 2018

Fransız üreticinin SUV sınıfındaki en son ve en büyük numarası olan Koleos, öncelikle heybetli görüntüsüyle tavlıyor. Ona sırf bu yüzden bile “Abi” diyebilirdim...

Bugünlerde, model yelpazesinde bir tane SUV olmayan markaların neredeyse “silik kaldığı” bir dönemi yaşıyoruz malumunuz. Bu nedenle her markada, bu yönde hummalı bir çalışma, bir telaş filan... Fransız üretici Renault ise, bu sınıfa “Bulunsun, bulunsun...” diyerek bir değil, tam üç farklı SUV modeli sunuverdi. Koleos, bu üçlünün hem en sonuncusu hem de “ismen” en tanıdık olanı...

Renault’nun ilk kez 2007’de tanıttığı, ikinci nesliyle de yeni bir hayat verdiği Koleos’tan bahsediyorum. Bu kez adını aldığı önceki modelden daha heybetli ve büyümüş halde yollara inen Koleos, bu özellikleriyle markanın SUV ailesinin “abisi” konumunda. Bambaşka bir formülle aramıza dönen Koleos, her ne kadar Talisman’ı andırsa da, markanın yeni nesil tasarım diliyle şekil bulmuş. İri radyatör ızgarası, yine iri sayıbilecek (ya da bana öyle geldi) Renault amblemiyle dikkat çeken Koleos, bolca krom detayla hafiften lüks de görünmeyi başarıyor.

Arkadaysa, özellikle stop lambalarında Talisman tam bir “Talisman etkisi” göze çarpıyor. Tamponun orta kısmında yer alan ve egzost çıkışı hissi verilen krom detaylar, araca farklı bir hava katmış.

Renkler ve zevkler

Aracın iç mekanı ise, tıpkı dışarıdan hissedildiği gibi geniş ve ferah. Bu, sadece önde değil, arkada da aynı hissediliyor. Her ne kadar kullandığım araçta deri döşemeli koltuklar bulunsa da, Renault, bu aracı daha fazla lüks ile şımartmak yerine sadelik ve fonksiyonellikle ödüllendirmiş gibi geldi bana.

Bununla birlikte araçta böyle lüks detaylar yok demedim, yanlış anlaşılmasın. Çünkü ön koltuklarda ısıtma/soğutma fonksiyonu, orta konsul ve vites kolu çevresinde ahşap döşeme, farklı renklerde iç ışıklandırma seçimi gibi bir çok farklı unsur, konfor için unutulmamış. Buna müzek sistemi, otomatik klima gibi şeyleri dahil etmedim bile...

Yazının devamı...

İzmit’e SUV 2021’de gelecek!

8 Mart 2018

Koreli Hyundai’nin deniz aşırı ilk tesisi olan Hyundai Assan’ın İzmit fabrikası, yeni konuğuna hazırlanmaya başlayacak. Daha önce de üretileceği açıklanan ancak detayları kesinleşmeyen yeni SUV modelin, 2021’de bantlardan inmaya başlayacağı, ihracat ağırlıklı bir model olacağı bildirildi.

Hyundai Assan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, söz konusu modelin üretimiyle ilgili kararın büyük ölçüde belirginleştiğini, hatta Hyundai Motor Başkanı Chung Mong Koo’nun, yatırımla ilgili müjdeyi Başbakan Binali Yıldırım’a Aralık 2017’deki Güney Kore ziyareti sırasında verdiğini açıkladı. SUV modelinin 2021 yılından itibaren İzmit fabrikasında üretilmeye başlanacağını belirten Kibar, “Böylece ürettiğimiz yerli model sayısı i20 ve i10’la birlikte 3’e çıkacak” dedi.

‘Kapasite ayarlanacak’

İzmit’te üretilecek SUV’un B sınıfında ve markanın mevcut SUV modellerinden tamamen farklı bir araç olacağını ifade eden Kibar, “Hindistan’da üretilen Creta ile Güney Kore’de üretilen Kona arasında bir model olacak. Yatırım tutarı ve üretim adetleriyle ilgili bilgiler nisandan sonra netleşecek” diye konuştu.

i10 ve i20 modellerini üretmeye devam edeceklerini de kaydeden Ali Kibar, “Bu yıl yenilenmiş i20’yi üretmeye başlayacağız. Önümüzdeki yıl da i10’un yenilenen versiyonu gelecek... SUV modelin üretiminin başlamasıyla, adetler de netleşecek. SUV modelindeki talebe göre, fabrikada i20 ile i10 üretim oranları değişebilir. Fabrikanın kapasitesinde ona göre denge kurar, ayarlama yaparız” ifadelerini kullandı.


Yazının devamı...

AŞIRI UÇLARDA BİR FUAR!

7 Mart 2018

Bir yanda elektrikli ve otonom araçların en son yeniliklerinin tanıtıldığı Cenevre Otomobil Fuarı’nda, “binlerce” beygire sahip benzinli motorlu süper spor ve lüks otomobiller de yerini alıyor.

Küresel otomotiv üreticileri, bir yandan “dizel emisyon skandalı” sonrası giderek artan elektrikli ve otonom (yani kendi kendine de gidebilen) otomobiller konusunda hızlı bir yatırım süreci başlatırken, diğer yandan da ciddi para kazandıran modellerden de vazgeçemiyor. Bu yüzden de Cenevre Otomobil Fuarı’nda ya bolca elektrikli otomobile ya da binlerce beygire sahip benzinli süper spor otomobillere rastlamak mümkün. Yani anlayacağınız, bu fuar tam uçlarda ve “orta”sı pek yok!

ABD Başkanı Donald Trump’ın “gümrük vergisi duvarı”yla tehdit edilen, dizel skandalı ve tamamen değişen emisyon testleri nedeniyle tüm planlarını değiştirmek zorunda kalan otomotiv üreticileri, bu yıl kafası karışık bir şekilde Cenevre Fuarı’na gelmiş.

‘Prizli’ yarış var

Fuarda, elektrikli ve otonom teknolojilere sahip yenilikleriyle otomobilleriyle yerlerini almaya çalışan otomotiv üreticileri, bu konuda sürekli yeni fikirler geliştirmeye de çalışıyor. Elektrikli ve otonom modellerini, daha çekici tasarımlarla Cenevre’ye getiren Mercedes, Volkswagen, Jaguar, Volvo gibi markalar, konvansiyonel motorlara sahip modellerden de vazgeçmiyor. Bununla birlikte Volvo, Mercedes, VW’nin bir ortak yönü daha var ki... Zira onlar, bu yeni elektrikli otomobil ordusu için yeni markalar yaratmayı da ihmal etmemiş. Tıpkı VW’nin I.D, Volvo’nun Polestar’ı gibi...

Bununla birlikte hem eski hem de yeni türeyen markalar, süper güçlü ve süper hızlı, elektriklilerin aksine daha çok benzin tüketebilen modeller getirmeyi de ihmal etmemiş. McLaren, Bugatti, Lamborghini, Ferrari ve adını yeni duyduklarımız... Hepsi de, bitmek bilmeyen bir tutkunun ateşini yakmaya devam edeceklerini gösteriyor Cenevre’de...

Milyon dolarlık süper ‘bebek’

Yazının devamı...