Dükkân kapanmadı çarklar durmadı!

18 Ocak 2021

Sağlık tehditleri ve ekonomik dalgalanmalara karşın 2020’nin otomotiv sanayiinde umut verici bir yıl olduğunu belirten OSD Başkanı Haydar Yenigün “Dükkân kapanmadı, çarklar durmadı. Otomotiv sanayii yatırım yapmaya devam etti” dedi

 

Sağlık tehditleri, belirsizlikler, salgın önlemleri ve kapanmalar, ekonomik dalgalanmalarla geçen 2020, otomotiv sanayi açısından da kayıpların yaşandığı bir yıl oldu. Nitekim Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre, 2020 yılında toplam otomotiv üretimi 2019 yılına göre yüzde 11 düşüşle 1 milyon 297 bin 854 adet, otomobil üretimiyse yüzde 13 azalarak 855 bin 43 adede geriledi. Traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 1 milyon 335 bin 957 adede ulaştı. 2020’nin, sağlık tehditleri, ekonomik belirsizlikler içermesine karşın otomotiv ana sanayii açısından olumlu bakılan bir yıl olduğunu kaydeden OSD Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Yenigün, “Her ne kadar verilerde bir düşüş görülse de, dükkân kapanmadı, çarklar durmadı. Yeni model yatırımları ciddi şekilde sürdü. Otomotivde kalite, yeni model yatırımları, modernizasyon gibi unsurların öne çıktığını görüyorsunuz. Bu da zaten geleceğe olan inancımız ve güvenimiz ile açıklanabilir” ifadesini kullandı.

İstihdam da arttı

Beklenenin aksine, otomotiv sanayiinde istihdamın yüzde 7 civarında arttığını kaydeden Yenigün, “Otomotiv sektörü çok yüksek kalitede ve kalibrede insan kaynağına sahip. Ve bu insanlar öyle çabuk yetişmiyor. Bu yüzden de geçici dalgalanmalarda asla ve asla çalışanlarımızda vazgeçmeyiz... Geçen yıl sadece vazgeçmeyip, üzerine ilave istihdam da yaptık” dedi. Bunun da çeşitli nedenleri olduğuna değinen Yenigün, “Türkiye’de pazarın beklenenin üzerinde olması,
Avrupa’da özellikle ticari araçta beklenenden daha az daralma, yani ihracatın artması gibi nedenlerle var olan istihdamımızı artırdık” diye konuştu. Geçen yılın olumlu haberleri arasında bir ticari araç üreticisinin sıkıntıdan kurtularak yeniden üretime başladığını, birçok yatırım teşviği alındığını kaydeden Yenigün, “Yeni model yatırımları, yeni yatırımlar, özellikle elektrifikasyonla ilgili yatırımlar bence gelecek için çok çok değerli. Bunların da devam edeceğini öngörüyoruz tabii ki” ifadesini kullandı.

İhracatta da iyi gelişmeler yaşandığını, kilogram başına ihracat birim fiyatlarının arttığına dikkat çeken Haydar Yenigün, bunun, hibrit araçların ihracatı araç maliyetleri ve transfer fiyatlarındaki artış gibi nedenlere dayandığını kaydetti.

İkinci yarı olumlu

Yazının devamı...

Salgından sıyırıp ‘çip’e takıldılar

11 Ocak 2021

Son dönemde baş gösteren çip üretimi sıkıntısı, önemli otomotiv üreticilerini zorlamaya başladı. Nitekim bu durumun Honda, Nissan’ın yanı sıra Ford ve Alman markalarını ciddi şekilde etkilediği belirtiliyor.

Küçücük bir parça olmasına karşın, yeni nesil otomobillerin hayati parçaları arasında yer alan mikroçipler, tüm dünyada ciddi bir kriz yaşanmasına neden oldu. Zira son dönemde akıllı telefonlardan televizyonlara kadar pek çok kullanım alanı bulan mikroçiplerin tedarikinde görülen aksamalar, otomotiv devlerini de tehdit eder hale geldi. 

Araçların motorlarında ve elektronik donanımlarında, özellikle de elektrikli otomobillerde bolca kullanılan çiplerin üretiminde, pandemi dönemiyle birlikte başlayan aksamalar, Japon, Amerikan ve Alman otomotiv devlerini üretimi kısmaya yöneltti.

Honda, bu ay içinde Suzuka fabrikasında 4 bin adetlik üretim kesintisi yapacağını açıklarken, bundan “Fit” (Jazz) modelinin etkileneceği belirtiliyor. Honda, Mart ayına kadar bu miktarın hayli artabileceğine dikkati çekerken, önlemler üzerinde çalıştıklarını söyledi. Nissan ise Japonya’daki Oppama fabrikasında bu ay üretimi düşüreceğini bildirirken, uzmanlar aylık 5 bin adetlik düşüşten bahsediyor.

Almanlar da dertli

Suzuki de bu konuda sıkıntılar yaşadığını belirtirken, şimdilik üretimi kısmayı düşünmediğini belirtiyor.

Mercedes-Benz’in üreticisi Daimler, Volkswagen Grubu ve BMW, adet bilgisi vermeden üretimde aksaklıklar yaşandığını ifade ederken, Volkswagen, geçen ay bu yılın ilk yarısındaki üretim miktarında ayarlamalar yapmak zorunda kaldıklarını açıkladı. VW bir adet bilgisi vermese de, uzmanlar, firmanın dünya çapındaki üretim kısıtlamasının 6 haneli rakamlara ulaşabileceğinin altını çiziyor.

Yazının devamı...

Türkiye pazarına bir marka daha...

4 Ocak 2021

İngilizlerin “efsanevi” markalarından olan ve Çinlilerin elinde yeniden doğan MG, Türkiye’de tekrar satışa sunulacak. Önce tamamen elektrikli SUV modeliyle getirilecek MG için hedef, Türkiye’de üretmek...

İngiliz otomotiv endüstrisinin bir dönem önemli markaları arasında yer alan, özellikle de spor otomobilleriyle tüm dünyada sükse yapan MG markası, çok uzun bir aradan sonra yeniden Türkiye’de satılmaya başlanacak. Markanın Türkiye’de satışına başlanacak ilk modeliyse, tamamen elektrikli “ZS EV” olacak.

Bir dönem Türkiye’ye farklı distribütörler tarafından getirilen ve son olarak da Rover bazlı modelleriyle yollara çıkan MG, Çinli SAIC firmasının satın olması sonrasında yeniden toparlanmaya çalışıyor. Çin pazarında kendisini ispatlayan, eski anavatanı İngiltere’de de bir süredir satışta olan MG, artık Türkiye pazarına da giriyor. Doğan Holding çatısı altındaki Doğan Trend Otomotiv distribütörlüğünde Türkiye’de Ocak ayından itibaren ön satışına başlanacak yüzde 100 elektrikli “ZS EV”, markanın tanınmasına önayak olacak.

Doğan Holding Otomotiv Grubu Şirketleri Yönetim Kurulu Üyesi, Murahhas Azası ve CEO’su Kağan Dağtekin, “Ocak ayında online satış platformumuz aracılığıyla elektrikli ZS EV’yi ön satışa sunmayı hedefliyoruz. Mayıs ayı itibarıyla ilk teslimatlara başlayacağız. MG’nin elektrikli SUV modeli ZS EV, sunduğu özellikler ve satış fiyatıyla çok ilgi çekecek. 2021’de farklı MG modellerini Türkiye’ye getirmeyi hedefliyoruz. Bu yıl MG markasıyla 1.000 adede yakın satış hedefimiz var” dedi.

2022’de de sedan modellerini hem benzinli hem elektrikli olarak Türkiye’de satışa sunacaklarını kaydeden Dağtekin, “MG markasını Türkiye’de iyi oturmak istiyoruz. Bu da açıkçası en az iki yıllık bir yoğun çalışma gerektirir” diye konuştu. Türkiye’nin öneminin, özellikle pandemi sonrasındaki yeni dünya düzeninde biraz daha arttığını, lojistik ve üretim anlamında Avrupa’nın yanıbaşında büyük avantaja sahip olduğunu dile getiren Dağtekin, “MG ile ilgili hayalimiz; Türkiye’de iyi bir hacim yakalayıp inşallah bir üretim tesisini burada, Avrupa’ya da hizmet verecek şekilde kurmayı hayal ediyoruz... TOGG ile vizyonumuz daha da genişliyor. Biz dersimizi çalışalım, hedef kurup hayal edelim. Gerisini zaman gösterir” dedi.

Hibrit Suzuki modelleri yolda

Yazının devamı...

‘Dünyaya da açılmak için çalışıyoruz’

28 Aralık 2020

TOGG CEO’su Gürcan Karakaş, rekabetçi bir fiyata ulaşmak için çalıştıklarını kaydederken pazara çıktıklarında karşılarında elektriklilerden çok içten yanmalı SUV araçlar olacağını, bu yüzden rekabetçi fiyata sahip olmaları gerektiğini söyledi. Karakaş, sadece Türkiye’ye değil dünyaya da açılmak için çalışıyoruz” dedi.

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun (TOGG) geniş katılımlı lansmanının üzerinden tam 1 yıl geçti. Bu sürede araçların da tanıtımı yapılırken, şirket kendi merkezine geçti ve fabrikanın temeli atıldı. TOGG CEO’su Gürcan Karakaş, tam da bu vesileyle bugüne kadar yaptıklarını ve yapacaklarını AA’ya anlatmış.

Tanıtım etkinliğinden bu yana üzerlerindeki sorumluluğun daha da artığını, projelerdeki planları adım adım uygulama konusunda büyük bir titizlikle ve gece gündüz çalıştıklarını dile getiren Karakaş, “Tüm heyecanımızla devam ediyoruz. Bir taraftan üzerimizdeki sorumluluğun yerine getirilmesi için, bir taraftan da gerçek anlamda dünyadaki fırsat penceresinin doğru zamanında sadece Türkiye’ye değil dünyaya da açılmak için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Halen inşaat çalışmalarının sürdüğünü, inşaatın 2021’de bitirilmesini öngördüklerini kaydeden Karakaş, şu sıralar uzmanların yönlendirmesiyle depreme karşı dayanıklılık açısından zemin güçlendirmesiyle uğraştıklarını belirtti. Karakaş, “Örnek vermek gerekirse, şu ana kadar 25 bine yakın zemin güçlendirme kolunu kullandık. ‘Nedir bu?’ derseniz, bunları biz ucu ucuna eklesek İstanbul’dan Ankara’ya kadar ulaşacak boyutta veya başka bir anlamda 50 katlı üç tane gökdelen demek yerin altına zemini güçlendirme için kurduğumuz” dedi.

Ön sipariş erken

Üretecekleri araçların, piyasaya sunulduğu dönemde C-SUV araçlarla fiyat rekabeti sağlayacağına ilişkin açıklamalarına da değinen Karakaş, fiyat konumlandırması üzerinde çalıştıklarını kaydetti. Karakaş, “2022 veya 2023’e geldiğimizde, Türkiye piyasasında binlerce, on binlerce elektrikli araç olacak mı? Olmayacak. Dolayısıyla biz kimlerden pazar payı alabileceğiz? O an piyasada pazarda bulunan muadili araçlardan... Pazara çıktığımızda karşımızda elektrikli araçtan çok C segmentindeki içten yanmalı SUV araçlar olacak. Dolayısıyla bizim fiyat açısından da onlarla rekabet edebiliyor olmamız lazım” diye konuştu.

Ön sipariş konusuna da değinen ve bunun için henüz erken olduğunu hatırlatan Karakaş, “Satışa ön siparişe çıkmanın doğru zamanı, araçlar seri imalattan çıktıktan sonra, pazara lansmanından belli bir süre önce olur. Bu belki 4 ay önce, 6 ay önce, 8 ay önce olur ama iki sene önce olmaz. Yani ürünümüz ortaya çıksın, kullanıcılar, hedef kitlemiz denesin, beğensin ondan sonra gerçek anlamda ‘hoşuma gitti, istiyorum’ desin” ifadesini kullandı.

Yazının devamı...

Avrupa yollarda voltajı artıracak!

21 Aralık 2020

Avrupa Komisyonu, 2030 yılına kadar Avrupa yollarındaki elektrikli araç sayısının 30 milyona ulaşması için bir strateji belgesi hazırladı. Ancak yaklaşık 1.4 milyon elektrikli aracın kullanıldığı Avrupa’da hedefe ulaşmanın zor olabileceği belirtiliyor

Avrupa Komisyonu, otomotiv endüstrisini “dönüşüm” ve elektrikli araçlara geçişte hızlanmaya teşvik etmek amacıyla yeni bir hedef belirledi. Buna göre Avrupa Komisyonu, en az 30 milyon elektrikli aracın 2030 yılına kadar Avrupa yollarına çıkmasını sağlamak amacıyla neler yapılabileceği üzerinde çalışıyor.

Bloomberg’in haberine göre Avrupa Komisyonu, bu konuda bir strateji belgesi de hazırlarken, söz konusu hedefe ulaşılması bir hayli güç gibi görünüyor. Nitekim, halen Avrupa yollarında yaklaşık 1.4 milyon elektrikli aracın kullanıldığı belirtilirken, araştırmacılar da, bu sayının hibritler de eklendiğinde 2028’de 28 milyona ulaşabileceğini tahmin ediyor. Böyle bakıldığında,  tamamen elektrikli 30 milyon araç hedefi gerçekten de ulaşılması güç gibi duruyor.

Baskı artıyor

Avrupa Komisyonu’nun söz konusu hedefe ulaşmadaki yol haritasında, ulaştırma sektörüne ilişkin de bazı unsurlar bulunuyor. Nitekim 2030 yılına kadar, özellikle aralarında 300 km’den az mesafe bulunan kentler arasında yüksek hızlı tren trafiğinin iki katına çıkartılması da var. Çevreyi kirletmeyen büyük uçaklar ve gemilerin ise 2035’e kadar piyasaya çıkmış olacağı öne sürülüyor.

Avrupa Birliği içinde bu hedeflerin yanı sıra karbondioksit salımının 2030’da, 1990 yılındaki seviyelere göre yüzde 55 düşürülmesi konusunda da ciddi tartışma yaşanıyor. Zira Avrupa’da sözü edilen dönüşümü gerçekleştirmesi beklenen önemli üreticiler, hükümetlerine kurallarda “esneklik” için baştırıyor. Avrupa Komisyonu ise, bunun önlenmesi, rehavete kapılınmaması ve mümkünse “yeşil dönümüşün” hızlandırılması için üreticiler üzerindeki baskıyı artırmak istiyor. Zira Komisyon, hafif ticari araçların karbondioksit salım miktarına ilişkin standartları Haziran 2021’de, ağır ticari araçlar için de 2022’de yeniden belirleyecek.

Türkiye ne yapacak?

Avrupa’da pek çok ülke, Avrupa Komisyonu’nun bu yeni stratejisi öncesinde kendi planlarını yapmaya başladı bile. Nitekim Danimarka, 2030 yılına kadar yollarında 775 bin elektrikli araç görmeyi planladığını duyururken, Almanya Şansölyesi Angela Merkel, 2022 yılında Almanya’da bir milyon elektrikli otomobilin trafikte olmasını beklediğini dile getirdi. Merkel, bir önceki yıl da 2020’de bu sayıya ulaşmak istediklerini belirtmiş, ancak sayı ancak 10’da biri kadar olabilmişti. Bunula birlikte Almanya’da bazı kentler eski dizel araçları şehir trafiğine sokmuyor. Benzer kurallar İngiltere’de de uygulanırken, ülkede 2030’da benzinli ve dizel araç satışının yasaklanacağı açıklanmıştı.

Yazının devamı...

Üretimde kapasite yüzde 63’e ulaştı

14 Aralık 2020

Otomotiv endüstrisinde üretim, 11 aylık dönemde yüzde 13’lük düşüş kaydederken, pandeminin etkisinden kurtulmaya çalışan sektörde kapasite kullanımı yüzde 63’e kadar çıktı

Her ne kadar iç piyasa satışlarında uygun kredi seçenekleri, geçtiğimiz yıldan gelen birikmiş talepler, kur zamlarından kaçınmak amacıyla gerçekleştirilen alımlarla “Kovid-19’a rağmen” ciddi hareketlilik yaşanan Türkiye otomotiv pazarı, otomotiv üretiminde düşüşe engel olamadı. Nitekim, Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre Avrupa’da yaşanan daralmalar, Kovid-19 tedbirleri nedeniyle üretim kapasitelerinde yaşanan düşüşler nedeniyle Ocak-Kasım döneminde otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 azalarak 1 milyon 148 bin 240 adet olarak gerçekleşti.

Aynı dönemde otomobil üretimi yüzde 14 azalarak 762 bin 743 adet olurken, traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 1 milyon 181 bin 360 adede ulaştı. 11 aylık dönemde ihracat da, bir önceki yılın aynı dönemine göre adet bazında yüzde 28 azalarak 821 bin 900 adet olarak gerçekleşti. Otomobil ihracatı ise yine aynı dönemde yüzde 28 azalarak 542 bin 83 adet oldu. 11 aylık dönemde 23.1 milyar dolarlık ihracat yapan otomotiv sektörü, toplam ihracat içerisinden yüzde 15 pay alarak ihracat sıralamasında ilk sırada yer aldı.

Yeni model dopingi

Bu yıl içinde fabrikaların devreye aldığı yeni model üretimleriyse, son aylarda üretimin bir miktar yükselmesini sağladı. Nitekim Türk otomotiv endüstrisinin Kasım ayı üretimi geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 5.4 artarak 143 bin 264 adet olurken, aynı dönemde 91 bin 67 adet otomobil üretildi. Ayrıca, otomotiv sanayisinin 11 aylık kapasite kullanım oranı yüzde 63 olarak gerçekleşti. Araç grubu bazında kapasite kullanım oranları ise hafif araçlarda (otomobil + hafif ticari araç) yüzde 64, ağır ticaride yüzde 44, traktörde ise yüzde 48 oldu.

Ocak-Kasım döneminde ticari araç üretimiyse bir önceki yıla kıyasla yüzde 12 daralırken, ağır ticari araç grubu üretimi yüzde 3 arttı. Hafif ticari araç grubunda ise yüzde 13 oranında daralma yaşandı. Bu dönemde, ticari araç pazarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 92, hafif ticari araç pazarı yüzde 93 ve ağır ticari pazarı yüzde 87 arttı. Baz etkisi dikkate alındığında Ocak-Kasım dönemi ticari araç pazarı 2017’nin yüzde 29 gerisinde kaldı.

Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv ihracatı dolar bazında yüzde 19, euro bazında ise yine yüzde 21 azaldı.

Yazının devamı...

‘Otomatik’e bağlandık!

7 Aralık 2020

Otomobil satışlarında “otomatik” viteslilerin payı artmaya devam ediyor. Ocak-Kasım döneminde satılan her 10 otomobilden 7’si otomatik vitesli oldu

Türkiye’de otomobil tercihlerindeki değişim, Türk tüketicilerin “otomatik”e bağlanmasına da neden oldu. Giderek artan trafik sıkışıklığı, bazı modellerin tamamen bu seçenekle üretilmesi gibi nedenler, Türkiye’de otomatik vitesli otomobil satışlarının artmasını sağladı.

Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) verilerine göre, Kasım ayı sonu itibariyle otomatik şanzımanlı otomobillerin adedi, toplam satışlar içinde yüzde 70.5’e ulaştı. 373 bin 462 adet otomatik vitesli otomobil satılırken, manuel şanzımanlıların sayısı ise 155 bin 926 adette kaldı. Bir başka deyişle, otomatik vitesli otomobillerin satışlardaki payı yüzde 29.5 oldu. Böylece bu yılın 11 aylık döneminde satılan her 10 otomobilden 7’si otomatik vites olarak kayıtlara geçti.

Geçen yılın ocak-kasım döneminde otomatik şanzımanlı otomobillerin toplam pazardaki payı yüzde 68.3 olmuştu.

Lüksler ve SUV’lar

Otomatik vitesli otomobillerin hangi sınıflarda daha çok tercih edildiğine bakılırsa, bu anlamda lüks (E) ve ultra lüks (F) modeller önde gidiyor. Zira bu iki sınıfta da otomatik vites oranı neredeyse yüzde 100’e ulaşıyor. Benzer şekilde “tam hibrit” motor teknolojisine sahip otomobil ve SUV’ların yine neredeyse tamamı otomatik vitesli olarak üretilip, satılıyor. Bunun yanında SUV segmentinde de otomatik vites tercihinin yoğun olduğu biliniyor.

Bununla birlikte üst orta sınıfta (D) yer alan modellerde de otomatik şanzıman oranı yüzde 99.8 düzeyinde. Bunları, en küçük şehir otomobillerinin bulunduğu A sınıfı otolar takip ediyor. Bu sınıfta da otomatik viteslilerin satışı yüzde 93.4’e ulaşmış. Orta sınıf (C) olarak bilinen ve Türkiye’nin en çok satan otomobillerinin bulunduğu sınıfta otomatik oranı yüzde 68.9 iken, ülkemizde ikinci popüler segment olan B sınıfında bu oran yüzde 59.

Yazının devamı...