Levent Köprülü

Levent Köprülü

-

Tüm Yazıları

İngiliz John Dodd’un Canavar’ı, ülkemizde belki pek bilinmez. Ancak 1970’lerden bu yana Avrupa’da ve hatta Amerika’da ciddi üne sahip. Üstelik rekortmen...

Otomobil denilen şey, genelde insanları bir noktadan diğerine götüren araçlardır filan, falan... Ancak herkes için, her zaman böyle değil tabii... Evin bir bireyi, özgür hissetmenin yolu, üzerine titrenen değer, terapi gibi bir şey ya da her ne ise! Kısacası kimimiz için bir taşıttan, gereksinimden, cansız bir eşyadan daha fazlası olabilir. Vezir de eder, rezil de, lord da!..

Haberin Devamı

Yaşlı ve öfkeli Canavar

“Canavar” (The Beast) ise, aynı anda sahibini güç durumlarda bırakmış ama bir o kadar da ün katmış bir otomobil. 1960’larda Paul Jameson’ın fikriyle şekillenmiş, John Dodd tarafından sahiplenilmiş, bugüne kadar başından geçen sayısız olaya ve değişime rağmen ayakta kalmış bir fenomen, rekortmen. Çünkü bir zamanlar, Guinness Rekorlar Kitabı’na “Dünyanın en güçlü otomobili” olarak girmeyi başarmış.

Peki bu otomobili bu denli özel kılan şey ne? Hem çok basit hem de bir o kadar zor anlatması. Zira onun sadece “abartılı” tasarıma ve vahşi güce sahip olduğunu söylemek kolay. O yüzden ben, biraz daha zor olan yoldan ilerleyip, onunla ilgili detaylara dalacağım ki, bu yazının konusu olmasını sağlayan özellikleri de orada gizli zaten!

Yaşlı ve öfkeli Canavar

Motoru tanktan geldi

Her şey, Paul Jameson’ın Rolls Royce imzalı 12 silindirli ve 27 lt hacimli devasa motoru almasıyla başlamış aslında. 1.200 HP gücüyle 2. Dünya Savaşı’nda Spitfire uçakları için üretilen “Merlin” motoru, 850 HP’lik versiyonuyla deniz taşıtlarında ve tanklarda da kullanılmaya başlanmış. Onun da adı “Meteor” imiş ve Canavar’a can verenin de işte bu makine olduğu söyleniyor.

Bu motorla bir otomobil yapmaya soyunan Jameson, tamamen özel bir şasi tasarlayıp üretmiş. Ön süspansiyonlarını standart bir Austin A110 Westminster sedan otomobilden, arka aksı da Jaguar XJ12’den almış. “Yarı otomatik” vites kutusu işini de, otomatik şanzıman konusunda uzman John Dodd’tan almaya karar vermiş. Aslında bir tamir atölyesi bulunan Dodd, Canavar ile böyle tanışmış. Onun için 3 kademeli otomatik bir şanzıman toplamış. Zira yüksek devirlere çıkmayan motor, buna karşın ciddi bir çekiş gücü sunuyormuş. Dolayısıyla yüksek güce rağmen “dağılmayacak” bir şanzıman yapmış.

Haberin Devamı

Jameson’ın, gövdesi bulunmayan bu otomobili satmaya karar verdiğini öğrenen Dodd, Canavar’ı satın alarak, onunla adeta özdeşleşecek hayatına da başlamış. Fiberglass’tan hafif bir gövde yapmaya karar veren Dodd, ona Ford Capri esintili bir görüntü vermiş. Radyatör ızgarasını da bir Rolls Royce’dan alarak, “başına bir dolu dert açmayı” garantilemiş. Çünkü Rolls Royce, bunu izinsiz kullandığı için sonradan ona dava açmış. Ona da geleceğiz...

Yaşlı ve öfkeli Canavar

Şikayet edildi!

Otomobilini tamamlayan ve onunla bolca vakit geçirmeye başlayan Dodd, aracı sağdan direksiyonlu olmasına rağmen her fırsat bulduğunda kendisini Almanya’nın o dönem hiçbir hız sınırı olmayan otobanlarına atmış. Hız denemeleri yapan ve böylece aracı da sürekli geliştirmeye devam eden John Dodd, bu arada hız rekoru da kırmış. Saatte 300 km/s...

Haberin Devamı

Ancak bu deneme ve “eğlence”lerden birinde, John, bir Porsche’yi geride bırakınca, umulmadık bir tepkiyle karşılaşmış. Söz konusu Porsche’nin sahibi, Rolls Royce (RR) firmasını arayarak, bu yeni “süper hızlı” model hakkında detaylı bilgi istedi. Ancak böyle bir modeli olduğundan kendisi de habersizdi RR. Sonuçta kendi simgesini ve parçasını izinsiz kullandığı gerekçesiyle John Dodd’a dava açtı. Dodd, davayı kendisi şöyle anlatıyor:

Yaşlı ve öfkeli Canavar

“Her gün ifade vermek için Canavar’la gidiyor ve onu mahkemenin önüne park ediyordum. Rolls Royce temsilcileri ise, RR1 plakalı bir Silver Spirit ile gelip, aracı yolun karşısına bırakıyordu. Bir gün onların aracı çekildi, ama benimkine dokunulmadı. Mahkemenin son günü avukatım, dava yüzünden gülünç duruma düştüğünü söyleyip davadan çekildi. Son tavsiyesi de, o gün aracı getirmememdi. Ben de öyle yaptım.”

Ve Dodd, ertesi gün gazetelerdeydi. Çünkü mahkemeye atla gelip gitmişti. Üstelik, kızları da ona atlarıyla eşlik etmişti... 5 Sterlin ceza aldı. Radyatörü de araçtan söktü.

Sonrasında John’un tamirhanesinde yangın çıktı. Canavar da alevlerin arasında kaldı, gövdesi kül oldu. Bunun üzerine John Dodd, yeni ve farklı bir gövde yaptı ona. Bu kez radyatör ızgarası olarak farklı bir şekil verdi ve adının baş harflerini koydu. Bununla birlikte yeni bir başlangıç yapmaya karar verdi ve İspanya’ya, Malaga’ya taşındı. Orada bir servis açtı. Aracıyla birlikte yerel bir kahramana dönüştü. Ölümüne kadar zaman zaman aracı dışarı çıkarıp trafikte kullandı. Depoyu doldurmak için para vermiyordu çünkü bir benzinci bunu üstlenmişti. ABD’de bile yarışlara katıldı. Üne pek çok ülkeye yayılmıştı. Bununla birlikte John, hiç durmadan otomobilin aksamlarını yenilemeyi sürdürüyor, onu ilk günkü gibi “diri” tutmaya çalışıyordu.

Sonuçta Canavar bugün kapalı garajda, her an yola çıkmaya hazır durumda bekliyor. Ancak John artık yok ve bir daha gelmeyecek...