Alışacağız, bunlara da alışacağız...

İlerde, Türkiye'deki düşünce özgürlüğü ve demokrasi tarihi yazılırken, bu olaylar örnek gösterilecek. Torunlarımız hayretler içinde okuyacaklar.Geçmişte de olmadı mı ?Bugün, 1961'de Adnan Menderes ve arkadaşlarının asılmasından nasıl utanarak söz ediyorsak, yıllar sonra Pamuk olayı da aynı şekilde anılacak.Bir avuç insanın esiri olduk.Ben onları suçlamıyorum. Zira bu dönemden geçileceğine ve sonunda ülkemizde de düşünce özgürlüğüne saygı gösterileceği günlerin geleceğine inanıyorum. Bu noktaya gelmemiz belki kolay olmayacak. Belki uzun mücadeleler verilecek, belki kavgalı olacak, ancak eninde sonunda ,Türkiyemiz de uygar medeniyet düzeyine ulaşacak.Olaylardan sonraki yorumlara bakıyorum, bazılarımız yaşananları bir kenara bırakıp "Pamuk bu sözleri söylemeseydi, bu kavgalar çıkmazdı. Üstelik Pamuk tarihçi değil, ülkemize leke sürdürdü" diyor. Bazılarımız "Avrupalı Parlamenterler tahrik ettiler. Kendi işlerine bakacaklarına bizim üstümüze geldiler" diye, olaylara kılıf uydurmaya çalışıyorlar.Efendiler, asıl soruna eğilin.Asıl sorun, ister Pamuk ister bir başkası olsun, görüşlerini açıklayabilmeli mi, yoksa resmi ideolojinin dışına çıkmamalı mı ?Tartışma konusunun temelinde işte bu yatıyor.Herhangi bir Türk vatandaşının , terörü teşvik etmediği sürece düşüncelerini açıklamasına karşı mısınız, değil misiniz?Geçen Cuma günü , işte bu iki farklı dünya görüşü çatıştı.İstediğimiz kadar tepki gösterelim, buna alışacağız.Yıllar içinde, Pamuk gibi başkaları da çıkacak ve resmi politikalara ters düşse dahi görüşlerini açıklayacak. Bunu yaparken de mahkemelerde sürünmeyecek. Farklı düşünenler yazıları, demeçleri veya ellerinde pankartlarıyla gösteriler yaparak tepki gösterecekler. Ancak insanlar dayak yemeyecek.Dünyanın ve Türkiyenin gidişini kimse durduramayacak.Aynı şekilde, Van Üniversitesi rektörü Aşkın'ın başına geldiği gibi, çifte standart uygulanmayacak. Adalet kendi kendini reforme edecek.Düşünce suçu kalmayacak...Göreceksiniz, neler neler değişecek ve hepsine de alışacağız. * * * Geçen hafta yaşananlar uzun süre unutulmayacak. 301 inci madde, zamanında Türkiye Cumhuriyeti Devletini korumak için icat edilmişti. Eski adı "159 uncu madde" idi. Cumhuriyetin ilk dönemlerinden itibaren, hemen her TCK'da ve farklı adlar altında ortaya çıkmıştı.Amacı, Devlete dil uzatılmasını, kötü söz söylenmesini ve eleştirilmesini engellemek, T.C. Devletine biat edilmesini sağlamak.Belki geçmişte böyle bir madde gerekli olabilirdi, ancak 2000'li yıllarda uygulanması imkansızdı. Nitekim, son Türk Ceza Yasası değişikliği sırasında 159 değişti ve 301 oldu.301 taslak halindeyken, hakaret ile eleştiri arasındaki farkı koruyordu. Ancak 2004 yılında Adalet Komisyonu yeni 301'e öyle rötuşlar yaptı ki, eski 159'dan hiç farkı kalmadı. Yeniden, eski tas eski hamam oldu...Ancak son gelişmeler, 301'in artık bu şekilde yaşamını sürdürmesine imkan olmadığını da açıkça gösterdi.Hükümet, 301'i eninde sonunda değiştirecektir. Hele Ankara 12. Asliye Ceza'nın, Orduya hakaretten suçlanan Yıldırım'ın davasına beraat kararı vermesi 301'e yepyeni bir yorum getirdi. Eğer Yargıtay'da mahkemenin kararına uyarsa, 301 ile ilgili uygulamalar kendiğilinden değişecektir. * * * 301 inci MADDE DEĞİŞMEK ZORUNDA Diğer bir şikayet konusu da, AB Parlamentosunun davaya bir heyetle katılması ve demeçleriyle gerginliği arttırmaları, mahkemeyi baskı altında tutmaları eleştirisiydi. Özellikle, Başbakanın AP heyetinden şikayet ederken, Adalet Bakanlığının olaya yaklaşımındaki hataları görmezden gelmesi garipti.Nedense hala yabancı heyetlerden rahatsız oluyoruz.Hala alışamadık.Oysa dünya böyle dönüyor. Herkes herkesi eleştirebiliyor. Kararları etkilemek için girişimlerde bulunuluyor." Onlar kendi işlerine baksınlar...Zaten çifte standart uyguluyorlar" demeyi bırakalım.Bizde gerekirse baskı yapalım.Avrupalı Parlamenterlerin, Belçikadaki Fehriye Erdal davasına tepki göstermemelerin şikayet edeceğimize, o davaya biz heyet yollayalım.Sorarım sizlere, Fransa'daki Soykırımı reddetmenin cezalandırılması yasasına karşı Fransız bilim adamlarından bir grup harekete geçti. Biz ne yapıyoruz ? Bu girişime nasıl destek veriyoruz? Hiçbir kişinin kılı oynamıyor. Sonra başkalarından şikayetçi oluyoruz.Gelin ,Uluslararası kuralları bizde uygulayalım.Bu oyunu, hakkını vererek bizde oynayalım."Neden geliyorlar, neden içişlerimize karışıyorlar" demek yerine, bizde haklı olduğumuz konularda hareket edelim veya kendi yanlışlıklarımızı kendimiz düzeltelim.Bir sorum daha var: Avrupalı parlamenterlerin gelişlerini kim önemsiyor ? Bizler önemsemiyor muyuz ? Yazılı ve görüntülü basınımız bu kadar yer ayırıyorsa, bunu gelenlerin Avrupalı olmalarından dolayı yapmıyor. Pamuk davasının öneminden dolayı bu heyeti ön plana çıkarıyor.Bu şekilde heyetin ağırlığı artıyor. Varsa baskı işte böyle oluşuyor.Özetle, bırakalım başkalarıyla uğraşmayı. Onlar istedikleri eleştiriyi yapsınlar. Biz kendi işimize bakalım. Eğer bir uygulama toplumumuzun yararına ise, kim eleştirirse eleştirsin, önemli değildir. Eğer bir heyet ve söyledikleri bu kadar ciddiye alınıyorsa, bizler de rahatsızız demektir. BİZDE FEHRİYE DAVASINA TEPKİ GÖSTERELİM... (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net