DTP, PKK'nın bir yan ürünüdür, ancak...

PKK'yı nasıl kurmuşsa, DTP'yi de Öcalan kurmuştur. Adını da kendi koymuştur. DTP, PKK'nın desteği olmadığı taktirde ayakta kalamaz. Bizim bir türlü anlayamadığımız nokta, halk desteğinin esas sahibinin PKK olduğudur. Kürt kökenliler arasında bir kesim, PKK'yı kesinlikle terör örgütü olarak görmemekte, köşeye sıkıştırıldığı zaman silahı kullanıp asker-polis öldüren bir muhalif grup gibi görmektedir. Bu kesim ile PKK iç içedir. İşte PKK da halktan aldığı bu güçle DTP'yi zaman gelince yönlendirmekte, zaman gelince de iteleyip kakalamaktadır. Yanlış anlaşılmasın, DTP'liler de farklı düşünmüyorlar. Yani bu rolü zorla almış değiller. Dünyaya bakışları ve Kürt sorununa ilişkin görüşleri de hemen hemen aynı. PKK'nın cinayetlerini bir terör olayı gibi görmüyorlar. Yani aynı kamptalar.Hepsinin patronu da Öcalan.Ne derse o olur.DTP ve ondan önce kurulan Kürt partileri, uzunca süre takiyye yapmaya çalıştılar. "Türkiye'nin partisiyiz" dediler. Ancak hem bunun koşullarını yerine getiremediler, hem de Kürt partisi olduklarını söyleyemediler. Oysa düpedüz, bir bölüm Kürtler'in partisi konumundalar.DTP'nin konumunu böylece saptadıktan sonra, kapanma konusuna bakalım:Bu partiye karşı kapatma girişimine ilk defa böylesine büyük ve geniş bir yelpazeden tepki geldi. 1994'te DEP'lilerin enselerinden tutulup Meclis'ten atılmalarını anlayışla karşılayan çevreler dahi bugün aynı noktada birleşiyorlar:"Parti kapatmak hiçbir zaman sonuç vermemiştir. Bunu kapatalım, yenisi kurulacaktır. Kişileri hapse atalım, yenileri ortaya çıkacaktır. Üstelik bu yaklaşım PKK'nın çok daha fazla işine yarayacak ve Kürt kökenli vatandaşlara dönüp 'Görüyor musunuz Türkler sizin oylarınızla seçtiğiniz temsilcilerinize dahi tahammül edemiyorlar, gelin artık kendi işimizi kendimiz görelim, etrafımda birleşin' diyecektir. Dağa çıkanların sayısı artacaktır."Bu görüşleri paylaşmamak imkansız. Sanıyorum, göz göre göre aynı hatayı işleyeceğiz ve sonra da pişman olacağız... Başta DTP'liler olmak üzere, Kürt sorununu yakından izleyenlerin tümü, bir gerçeği son derece net şekilde biliyorlar. Geçen haftaki 32.Gün programında, Birgün Gazetesi'nin yazarı Muhsin Kızılkaya çok doğru bir saptamada bulundu: "Kürt sorununu doğru dürüst konuşamadığımızdan, çözümü için çaba harcayamadığımızdan, PKK'yı ele geçirip bitiremediğimizden dolayı, en yakın ve en ulaşabildiğimiz DTP'lileri dövüyoruz." dedi.Son derece yerinde bir saptama.Nasıl, Kuzey Irak'a bir operasyon yapıldığı taktirde PKK sorununun çözüleceği ve örgütün yok edileceği gibi bir kanaatimiz varsa, DTP'yi kapattığımız taktirde de Kürt sorununun ve PKK eylemlerinin yok olacağını sanıyoruz.DTP'lileri kendimize bir hedef aldık.Çok yakın mesafedeler. Dağda değil, Meclis'in içinde, aramızdalar. Her gün karşılaşabiliyoruz. TV'lerde dinliyoruz. Gerektiğinde hemen yakalayabiliyoruz. Ancak PKK'yı yakalayamıyor, yeterince cezalandıramıyoruz. Terörden canımız yandıkça da öfkeleniyor ve DTP'yi linç etme istemimiz artıyor.Önceleri, toplumda bu linç dürtüsü vardı, şimdi de devlete sıçradı. Aslında DTP'liler, Öcalan'dan kaynaklanan ve Kandil'de pekişen istekleri seslendirmekten öteye gitmiyor."Demokratik Özerklik" diye adlandırılan bu yaklaşımın temelinde, "bırakın bizler kendimizi yönetelim, kültürümüzü ve dilimizi paylaşalım" fikri yatıyor. Henüz içi boş, ancak zamanla dolacak bir politika.DTP, işte böylesine karışık bir süreçten sonra, bölgedeki gelişmelere paralel şekilde ve Öcalan'ın direktifiyle radikalleşti. Nasıl PKK'nın terör eylemleri patladıysa, DTP de artık Kürt partisi olduğunu ilan etti. Ayrı olduğunu, farklı düşündüğünü saklamamaya başladı.Anlayacağınız, karşılıklı bir satranç oyunu oynanıyor.Bu oyunun kuralları arasında, partiyi kapatmak penaltı cezasına benziyor.Peki, parti kapatmak büyük hata olacaktır.Doğrudur. Ama o zaman da DTP oyunun kuralına uymalıdır. Terörden uzaklaşmalı, PKK'yı silah bırakmaya zorlamalıdır.Hasan Cemal'in dediği gibi, ya demokratik süreci benimsemeli veya terör suçunu destekleyecekse, bunun da cezasını görmekten gocunmamalıdır. Kürt sorunu yerine DTP ile uğraşıyoruz... (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net