Estetik fukaralığı

Siyasiler adaylarda hangi kriterleri arıyor bilmiyoruz ama...

Yerel seçimler için siyasi partiler adaylarını açıklamaya başladı.

Siyasiler adaylarda hangi kriterleri arıyor bilmiyoruz ama estetik fukarası kişileri artık kimse aday göstererek şehirlere ihanet etmesin.

Biz işi gücü rant olan ve inşaatçı kafasıyla şehir yönetenleri istemiyoruz.

Çocuklarını sevmeyen şehirlerde yaşıyoruz diye yıllardan beri bağırıyoruz ama kimsenin dinlediği bile yok.

Parkları, atlıkarıncaları, dönme dolapları ve kütüphaneleri olmayan şehirlerde gökdelenler arasına sıkışıp kalan şehir çocukları geleceğin öfkeli nesilleri olacak.

***

Söylediklerimiz tüm siyasi partiler için geçerli.

Rantın, inşaatın partisi yok.

Kim diyorsa büyük bir yalan söylüyor ve kimler de inanıyorsa büyük bir yalana inanıyor demektir.

Mezar taşları gibi yalan söyleniyor.

Çünkü seçim zamanı çizdikleri, söz vererek söyledikleri şehir resimlerini seçildikten sonra karalamaya başlıyorlar.

Ve seçildiklerinde yürekleri bir kibir dağına dönüşüyor...

***

Karl Popper’a göre, “Şehir insan doğasının, gereksinimlerinin ve sınırlılıklarının üstüne kurulmuştur.”

Popper’ın ölçüsünü dikkate alarak tüm şehirlerimize bugün bir daha bakalım.

Göreceğiz ki sınıfı geçen şehir yok gibi...

Fabrikaların, sitelerin içerisinde kalan evleri, apartmanları gördükçe ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacak.

1 Mayıs 1936 tarihinde ABD’de bir yayıncı malikânesine kütüphane yaptırmak istemiş.

Binanın temeline ise gelecek nesillere arkeolojik açıdan ilginç yazılar koyabileceği, hava geçirmeyen metalik bir kutu yerleştirmeyi arzu etmiş.

Ve dönemin bilginlerinden de bir yazı istemiş...

Bunların arasında Einstein da varmış...

Yayıncı, Einstein’a en az bin yıl dayanacağına dair güvence verdiği özel bir kâğıt göndermiş.

4 Mayıs 1936 tarihinde Einstein özel kâğıda şu mesajı yazıp göndermiş:

- Sevgili sonraki kuşak! Bizden, daha doğrusu olmuş olduğumuzdan daha adil, daha barışçı ve hele daha mantıklı olmazsanız biliniz ki son durağınız cehennemdir.

***

Bu yazının ardından bin yıl değil, 82 yıl geçmiş...

Ve bugün herkes kendine “Bugün daha adil miyiz?” sorusunu soracak...

Ve daha barışçı mı?

Nerede başlayıp nerede biteceği hâlâ bilinmeyen estetik fukaralığını hayatımızın her alanında yaşıyoruz.

Oysa kaç imparatorluğun bizlere bıraktığı sanat ve estetik bakış açısı vardı.

Üç yüz yıl önce yapılan bir okul binasıyla bugün yapılanın resimlerini utançtan yan yana dahi koyamıyoruz.

Bu yüzden ısrarla diyoruz ki sanat ve estetik fukarası kişileri şehirlere başkan yapmayın.

Bizden geçti, artık çocuklara yazık!