Aşı bulunmadan konserlere dönüş zor

Londra’da ünlü Roundhouse altı aydır kapalı. Pek çok mekân aynı gelir kaybını yaşıyor ve online konserlerle ayakta kalmaya çalışıyor. Müzik dünyasının geleceğini konser seyircileri ve müzikseverlerin tercihleri belirleyecek ama büyük bir değişimin eşiğinde olduğumuz kesin

Aşı bulunmadan konserlere dönüş zor



Geçen hafta mail kutuma Roundhouse’dan gelen bir mesaj düştü. Roundhouse Londra’nın en güzel konser salonlarından biri. Geçen yıl ekim ayında, “Bir konser ve bir salon” başlıklı bir yazı yazmış, burada izlediğim Richard Hawley konserinden bahsetmiştim: “173 yıl önce demiryolu bakım ünitesi olarak inşa edildi. Bugün şehrin en ünlü konser salonlarından biri. Son 60 yılda Pink Floyd’dan David Bowie’ye, The Doors’dan The Rolling Stones’a, Led Zeppelin’e burada konser vermemiş grup yok gibi...”

Daha sonra birkaç kez daha gidip çok güzel konserler izlediğim bir mekan burası. O da tüm konser salonları gibi geçen mart ayından bu yana kapalı ve hayatta kalma mücadelesi veriyor. Önceden bilet alıp burada konsere gidenlere durumu anlatan ve destek isteyen bir mesaj atmışlar. Şöyle başlıyor mesaj: “Altı aydır kapalıyız. Bu zaman zarfında 116 konser gerçekleştirecek ve 175 bin kişiyi ağırlayacaktık. Ama olmadı. İşler hiç beklendiği gibi gitmedi.”

Gerçekten de bu kayıp, dünyanın kültür sanat başkentlerinin hepsinde aynı. Roundhouse bu altı aylık dönem içinde öncelikle çalışanlarını korumak için çeşitli programlar geliştirdiğini ve online şovlarla seyircilerinden destek alarak ayakta kalmaya çalıştığını anlatıyor.

Lianne La Havas’ın live stream konseri buradan yapılmıştı onu hatırlıyorum. Bunun gibi irili ufaklı bazı konserlerle salonun bu şekilde değerlendirilmesine çalışıldı.

Aşı bulunmadan konserlere dönüş zor

Live streamsiz olmayacak gibi

Sanırım pek çok mekân da bu tip online modellerle bir gelir elde etmeye çalışıyor. Gelir demeyelim de bu zor dönemde destek arıyor diyelim. Henüz live streamler gelir sağlayacak bir finansal modele dönüşemedi ama anlaşılan o ki gidişat bu yönde.

Ben pandeminin ilk aylarında birbiri ardına gelen live stream konser performansları hakkında “Geçici olacağını düşünüyorum, çünkü kimse internetten canlı konsere ücret ödemez” diye yazmıştım. Sanırım bu görüşü biraz revize etmem lazım. Live streamsiz olmayacak gibi duruyor ama bir sorun var live stream hâlâ para kazandırmıyor.

Geçen hafta -benim yaşadığım- İngiltere’de yeni önlemler alındı. Kovid-19 sayısında ciddi artış gözlenince tam açılmayı ve belli önlemlerle normale dönmeyi bekleyen bütün işletmeler ve başta konser salonları büyük hayal kırıklığına uğramış durumda. Türkiye’den de aynı sinyalleri alıyorum. Müzik aleminden kiminle konuşsam dertli. Tünelin ucunda ışık da henüz görünmüyor.

Değişimin eşiğindeyiz

Müzik dünyasının geleceğini konser seyircileri ve müzikseverlerin tercihleri belirleyecek. Bunlar da bazı gelişmelere endeksli olacak. Mesela ne yaparsak yapalım aşı bulunmadan konserler eskisi gibi olmayacak. Çünkü kimse tam olarak eskisi gibi bir konser deneyimi yaşamaya cesaret edemeyecek. Sosyal mesafeli konser dahi olsa bu ne ekonomik ne de deneyimsel açıdan eskiye dönüş anlamına gelmez. Öte yandan aşı bulunsa da birçok insan artık konser gibi kalabalık ve herkesin birbirine yakın durduğu, birbirine temas ettiği alanlara girmek istemeyecektir. Bu anlamda live stream, online deneyimler ve sosyal mesafeli konserler alternatif olarak yükselebilir. Bugün Londra’da hâlâ açık olmayı başarabilen gece kulüpleri, masalı yemekli düzene geçti. Eskisi gibi bir ortamdan söz edilemez yani.

Her türlü seçenek, mevcut krizin giderek büyüyeceğini ve kültür sanat dünyasını sarsan türbülansın kolay kolay sona ermeyeceğini işaret ediyor. Büyük bir değişimin eşiğinde olduğumuz kesin.

Türkçe rap sonbahara hızlı girdi

Türkçe rap bu ara hayli bereketli. Birbiri ardına albümler ve single’lar geliyor. Listelerde Murda ve Ezhel’in “Anadolu Flex” albümünden şarkılar ve Sagopa Kajmer’in “Yunus” adlı EP albümünden parçalar başa baş gidiyor. Türkiye çapında en fazla dinlenen iki albüm bu iki rap albümü neredeyse. Sagopa Kajmer’in kardeşiyle ortak çalışması, romantik/arabesk/duygusal rap tonlarında. Yıllar içinde tarzını oturtan bir sanatçının kendine güvenli müziği Sagopa’nınki, dinleyiciyi anında yakalıyor. Öte yandan mesela Hidra’nın “C-137” adlı 11 şarkılık albümü de dikkatleri çekenlerden. Bu albümden “Veronica” adlı parçaya klip gelmişti, ancak diğer şarkılar da ciddi rap dinleyicisinin ilgisini çekecek türden. Xir’in “Sallan” adlı şarkısı video klibiyle birlikte olağanüstü. Şu ara en popüler rap şarkılarından biri. Ceza, bu hafta Melih Kibar anısına hazırlanan albümdeki parçasıyla gündeme geliyor. Şarkının adı “Yeni Mesaj”. Canbay&Wolker’in yeni şarkısının adı “Yangınlar”, konuk sanatçı Sertan. Rota bir süredir yükselişte olan isimlerden. Bu hafta “İstemem” adlı şarkısıyla konuşulacak.


Aşı bulunmadan konserlere dönüş zor

Ama bu hafta adından en fazla söz ettirecek isim sanırım Ben Fero olacak. 5 şarkılık yeni bir EP hazırladı Ben Fero, adı “Yabani”. En son 2019 Ağustos’ta “Arkadaş” adlı bir parça yayınlamıştı. Daha sonra pek çok demosu internete verildi. Bu albümde yer alan Ezhel ile birlikte yaptıkları “Kramp” dışında “Engerek”, “2020”, “Beni Anlasana”, “Ferhat Yılmaz” adlı şarkılar yer alıyor. Hepsi viral olmaya aday. “Beni Anlasana” favorim.