‘Evde oturun, kira boşa gitmesin!’

Yok yok, konu tamamen başka. Başlık yanıltmasın, ev kiraları artar mı, artmaz mı, pandemiden sonra gidiş nereye falan... bunlar değil konu. Konu şu: Evlerimiz ödediğimiz kiraları ilk kez bu kadar hak ediyor farkında mısınız? Bir başka deyişle, ev hiç bu kadar verimli olmamıştı. 

Eve daha önce hiç bu kadar kapanmamıştık. Hayatımızın her saniyesini evde geçirdiğimiz, eve bu kadar yapıştığımız başka bir dönem de hiç olmamıştı. Gün başına, dakika başına birim fiyat çıkaracak olursak, ucuzladı evler. 

Sabah işe çıkıp akşam eve dönen biri için ev sadece uyumalık ve televizyon izlemelik bir yer. Öte yandan, 20’lerinde bekâr biri için ev, ara sıra yıkanmaya, üst baş değişmeye, diş fırçalamaya ve tek başına rahat rahat uyumaya gelinen bir yer. 

Anne babalarıyla yaşayan gençler için gece yarısı gelinen, dolaptaki soğuk fasulye pilavın mideye indirilip gizlice yatağa geçildiği, uyanınca kahvaltıdan sonra gene çıkılıp gece geç saate kadar pek uğranmayan bir yer. Babalarımız az mı “Otel mi burası!” diye fırçaladı bizi?

Pandemiden önceki güzel günlerden birinde, tam olarak 12 Temmuz 2019 öğleden sonrası Eventim Apollo’da (eski adıyla Hammersmith Apollo) Jerry Seinfeld’i izlemiştim. O zaman insanlık olarak eve kapanmak, evden çalışmak, evden eğitim falan hayatımızda olmadığı gibi aklımızdan dahi geçmiyordu. Belki de o yüzden Seinfeld’in şovunu açarken kullandığı espri setini de sadece gülüp geçerek izlemiştik. Şimdi olsa bambaşka bir boyutu olurdu bu esprilerin.

Seinfeld’in şovundan ve stand-up’çıların nasıl çalıştığından biraz bahsetmem lazım burada. 

2002 tarihli “Jerry Seinfeld Comedian” belgeselinde Seinfeld’in bizzat belirttiği üzere bir stand-up şovunu esprilerle doldurup işlemek ve zamana yaymak büyük bir meydan okuma ve çok zahmetli, insanı tüketici bir yolculuk. 

Dünyanın tanıdığı en ünlü stand-up’çılardan olmasına rağmen Seinfeld’in dizi sonrasında stand-up şovu için hemen hiç malzemesi kalmamıştı. Aradan geçen süre içinde 20 dakikalık bir set hazırlayabilmişti ve bu ona göre çok büyük uzun bir süreydi.  

Bu işin ustaları zamanla 40 dakika hatta bir saate uzayan şovlar yapabiliyorlardı ve bu insanüstü bir çabaydı ona göre. Tahmin edersiniz ki bu esprileri birbirine bağlamak, güncel tutmak ve bunu yaparken çok ince çalışmak, bütün bu espri setini dilediği gibi devşirip, seyircinin tepkisine göre yönlendirmek büyük bir mesele. Espri setleri çok değerli olduğundan kolay kolay çöpe atılamıyorlar. Seinfeld gibi ustalar dahi aynı setleri kullanmaya devam ediyor. Ve elbette bunun bir anlamı var. İyi bir set zamana yenilmez. Her şartta ve devirde değerlidir. 

Bu espri akışı “Neden akşamları dışarı çıkıyoruz? Neden illa bir yerlere gitmek istiyoruz? Neden satın almak için hayatımız boyunca çalıştığımız evlerimizde oturmaktan bu kadar sıkılıyoruz da hep bir yerlere gitmenin peşindeyiz?” sorularıyla başlıyordu. Gördüğünüz gibi, o kadar sağlam ki hiçbir zaman eskimeyeceği neredeyse garanti. Hele pandemide konuya tabiri caizse “cuk” oturuyor.

Evlerimiz oturmak, yaşamak için değil, uyku ve gıda takviyesi yaparak bir an önce dışarıya çıkmak için kullandığımız ikmal üstleri mi? Bilmiyorum ama evde oturmak için programlanmamışız. Dışarı çıkmak içi programlanmışız daha çok.

Gazeteci büyüklerimden, eski editörlerimden bir değerli abim biz çok gezip tozunca şöyle derdi: “Biraz da evde oturun, kira boşa gitmesin.” Kendi çapında bir Seinfeld olan bu abimin teorisi yıllar sonra kanıtlandı. Evlerimiz kirasını sonuna kadar, son kuruşuna kadar hak ediyor. Evin hakkını veriyoruz şimdi. Ev-kira teorinde haklıymışsın abi!