Kovid testim

Artık pandemi devrindeyiz, insanın burnu bile aksa “eyvah bana bir şey olursa çoluk çocuk ne yapar” şeklinde duygusal-laşmalar yaşanıyor. Geçen hafta Türkiye dönüşü ateşlenince hah dedim kendi kendime bunu da becerdin bravo.

Kaptıysam eğer, acaba nerede, kimden kaptım diye düşünmeye başladım. Uçakta arkamda devamlı hapşıran adam mı? Uber mi? Bakkaldan çakkaldan mı? Havaalanında mı? Google aramalarım ise tam bir felaket. Kovid ve koronavirüs ile ilgili ne fanteziler...

Eskiden olsa nezle oldum, üşütmüşüm deyip nane limonla atlatacağımız bir durum aslında. Ama işte korona endişesi diye bir şey var. Ateşim de düşmedi bir türlü.

Britanya’da herkesin pandemi süresince gurur duyduğu ve korumaya çalıştığı NHS’e başvurdum. NHS (National Health Service) web sitesinde adım adım ne yapılacağı söylenmiş. Belirtilerim ateş dışında Kovid-19’a uymasa da risk almamak için test yaptırmaya karar verdim. İlk belirtinin görülmesinin üzerinden 1-4 gün içerisinde aracınızla giderek test olabiliyorsunuz. Test eve de yollanıyor ancak durumunuzun ciddi olduğu durumlarda. Yakındaki test merkezlerinden birini seçtim ve randevumu aldım. Arabayla 20 dakikada ulaştım. Büyük bir park alanında geçici kurulan bir test merkezi bu. İçeri giriyor, camlarınızı hiç açmadan test noktasına geliyor, kit’i alıyorsunuz. Ucu pamuklu çubukla bademciklerinize yakın bir bölgeden ve burnunuzdan örnek alıyorsunuz. Bunu tüpe koyup belirtilen şekilde naylon poşetleri iyice kapattıktan sonra bir kutuya bırakıyorsunuz. Bütün bu süreç boyunca arabadan inmenize gerek yok. Sadece iki kez kiti alırken ve bırakırken cam hafifçe aralanıyor. Size 24-48 saat içinde mail ile test sonucu bildiriliyor.

Açıkçası eve dönerken yolda Kovid’i falan değil, bu ücretsiz testi bu kadar kolay bir şekilde hemen randevu alarak yapabilmem konusunu düşünüyordum. 

Test sonucu negatif çıkınca rahatlamanın ötesinde bir anda eski dünyaya döndüm. 

Nane limon, battaniye İngiltere’nin yaşadığı en sıcak yazın, en sıcak hafta sonunda kanepede titreyerek televizyon seyrettim. Ama açıkçası şikâyet etmedim hiç. Adeta “üşütme keyfi” gibi bir şey benimkisi.

Açıkçası şanslıydım. Geçen haftalarda hastalık artık geçmiş bitmiş gibi davranmaya başladığımı fark ettim ki sanırım bugünlerde herkes aynı kafalarda. Ama işte hastalık geçmedi ve benim gibi en ufak bir grip belirtisine sahip olduğunuzda aslında bazen ne kadar tedbirsizce hareket ettiğinizi daha iyi anlıyorsunuz. Kendinize iyi bakın, tedbiri elden bırakmayın.

Sosyal mesafeli stat konseri

Bryan Adams Almanya’da pandemi sonrasında ilk stat konserini vermeye hazırlanıyor. Tarih 4 Eylül. Yer Düsseldorf, Merkur Spiel-Arena. Bu pandemide, hem de Almanya gibi önlemlerin hayli sıkı tutulduğu bir ülkede nasıl olacak bu iş diye düşünüyor insan. Haberde okuduğuma göre izin verilmiş ama her an iptal de gelebilir. Tabii ki bildiğimiz stat konserlerinden olmayacak bu. Sosyal mesafeli bir konser olacak. Live Nation’dan yapılan açıklamaya göre konsere 12 bin kişi katılabilecek. Birer buçuk metre aralıkla oturulacak. Stat içinde konser boyunca maske takılacak. Konserde ve çevresinde alkol satışı olmayacak. İçeri girenlerden negatif Kovid test sonucu istenmeyecekmiş. Ben bu şekilde bir deneyimin yerleşeceğini ve gelecekte sürdürülebileceğini hiç düşünüyorum. Konserler ya bitecek ya da bambaşka formatlara evrilecek. Ya da hastalık tamamen geçecek ve insanlar bir daha başka salgın olmayacağına ikna olacak.

Bu arada Türkiye’deki ilk stat konserini veren Bryan Adams’ın (28 Temmuz 1992, İnönü Stadı) gene bir ilk stat konseriyle gündeme gelmesini, not ettim.