Londra taksileri Uber’i nasıl yendi?

Mesela gecenin bir köründe uykun kaçmış, evin içinde hayalet gibi dönüp duruyorsun. Kitaplar okunmuş, filmler izlenmiş, aylarca sürüncemede kalan bir türlü başlanamayan işler bile başlanıp bitirilmiş ama hâlâ uyku yok. Sıkıcı, sakız gibi uzayıp giden bir gece. Derken, yağmur başlıyor. Hop, bir anda hayat daha anlamlı oldu.

Sokağa düşen damlaların sesi, gece lambasının ışığında hızla hareket eden damlalar, geride bıraktıkları havada asılı kalmış belli belirsiz çizgiler.

Eğer rüzgâr karşıdan esiyorsa, mesela bizim evde zaman zaman olduğu gibi, cama takır takır vurduğunda daha da dramatik oluyor.

Bir saniye önce sıkıcı, bunaltıcı bir geceydi. Şimdi yağmur yağdı ve hop: Vaay... Çok romantik, ne kadar güzel ya... Yağmur başladı, koşun yağmur diye dürterek uyandırmak istiyorsun evdekileri. Neden? Su işte. Su yağıyor. Su buharı yoğuştu falan, fizik dersi.

Kim bilir kaçıncı yağmur, ama her defasında sağa sola dönüp telefona yapışıp, “Yağmur başladı” demedik mi birbirimize? Neden bunu yapıyoruz? Neden ıslaklık bu kadar özel? Normal denize girmek bir derece ama yağmurda denize girince herkes birbirine heyecanla anlatıyor. E, neticede ıslanmışsın işte.

Damlalar taksinin camına vurmaya başlayınca bende gene bir yağmur heyecanı ve ardından bu standart sorular başladı. Dışarıda kaçışanlar, koşanlar, ıslananlar... Damlalar cama vurup, şekiller çizerken ben neden illa ıslanmak heyecan veriyor diye not alıyorum deftere. O sırada ne olduğunu anlamadan tatlı tatlı vardık eve. Bu kadar sakin, düzgün, sarsıntısız, olaysız, bangır bangır müzik dayatılmadan, en az iki kaza atlatmadan, içim dışıma çıkmadan bir taksi yolculuğunu ne zamandır yapmamıştım. Taksi ve taksilerde çekilen çileler sadece İstanbul’un konusu değil değerli okurlar. Londra’da da mevzu aynı. Ama burada olan, İstanbul’da işlerin nasıl düzeleceğine dair bir ipucu verebilir.

Uber ve Londra taksileri arasındaki mücadele hayli eski ve çetrefilli. Uber, Londra’da ilk kez 2017’de yasaklandı. Hükümetin Londra’daki ulaşımı düzenleyen birimi Transport for London, Uber’in ruhsatını yenilemedi. Konu, şoförlerin kendilerinden başka insanları çalıştırmasıydı. Güvenlik problemi ve app’ı kötüye kullanma gibi enteresan suçlardan bahsedildi. Uber hukuk mücadelesi başlattı, kendini düzeltti ve hakkını geri aldı. Ancak 2019’da yeniden ruhsat verilmeyince iş uzadı. 2020’de ruhsat geri alındı ve mahkeme Uber’i haklı buldu. Yani hukuk mücadelesi kazanıldı ve Londralılar daha ucuz olan ve daha pratik buldukları Uber’i kullanmaya başladılar. Ancak ilginç bir şey oldu. Uber zamanla bozuldu. Sürücülerin tavırlarından, araç kullanma tarzlarından ve stresli olmalarından bahseden şikâyetler her yerde. Bir sürü forum ve dost sohbetlerinin konusu şu ara Uber’in düşen grafiği.

Genelleme yapmak istemem ama kişisel tecrübelerim de bu yönde. Uber, eskiden, saygılı, “efendi” sürücüleri ve düzgün araç kullanımıyla, kurallara uymasıyla öne çıkardı. Türkiye’de mesela bu saydıklarım tercih nedeniydi. Londra’daysa durum tersine dönüyor. Uber yerine herkes pahalı da olsa “Gett” kullanıyor. Siyah taksilerin uygulamasını yani.

Siyah taksiler daha pahalı olmalarına rağmen içleri daha geniş ve rahat, şoför ile müşteri arasındaki alan daha iyi planlanmış, daha izole. Şoförler çok bilgili, dikkatli ve kurallara uygun kullanıyorlar. Bilgili derken de öylesine bir söz değil bu. Londra’nın herhangi bir yerinde siyah taksiye binip sokak ve numara söylemeniz yeterli. Kimse ben karşının taksisiyim, tarif ederseniz gidelim demez. Siyah taksi kullanabilmek için özel bir eğitimden ve sınavdan geçmek gerekiyor. Neyse uzatmayayım (Türkçemizde lafı iyice uzattıktan sonra kullanılan kalıp), Gett’imi indirdim. Taksimi çağırdım. Sessiz sakin tıngır mıngır eve giderken bir de yağmur başlamasın mı değerli okurlar. Seviyorum sonbaharı.