Salgının ilk günlerine dair önemli bir belgesel

Ai Weiwei ismini sanatseverler İstanbul Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki solo sergisiyle hatırlayacaklardır. 2017’de başlayan bu sergi sanatçı ve aktivist Ai Weiwei’nin hayatından hikâyeleri porselen sanatından örneklerle anlatıyordu. 

Bugünlerde sanatçı koronavirüs salgınının ilk günlerine odaklanan filmiyle gündemde. Vuhan’daki ilk hastadan itibaren salgını adım adım bir günlük olarak anlatan bu film 7 Ekim’de Türkiye saatiyle 20.00-22.00 arasında online gösterime açılacak. Bir sergi gezer gibi biletinizi alıp evinizde online izleyebiliyorsunuz. 

Belgesel nitelikerki film 2020 Ocak-Nisan aralığında Vuhan’da çekilmiş görüntülerin Ai Weiwei yönetmenliğinde çok etkileyici bir anlatımla bir araya getirilmesinden ibaret. Çin’de devletin bu hastalığa karşı tutumunu, sağlık emekçilerinin durumu ve ilk müdahaleler anlatılıyor. Sanırım, bütün dünyaya bu hastalık nasıl yayıldı, bu hastalığı ilk başta nasıl ele aldılar ve neler farklı olabilirdi, acaba bu iş bugünkü duruma gelmeden farklı tedbirler alınabilir miydi sorularının da sorulduğu bir iş bu. 

Ai Weiwei’nin temel meseleleri her zaman Çin’de hükümet politikaları ve halk üzerindeki etkileri konularına odaklanıyor. Sanatçı kişisel özgürlükler, kamu güvenliği, şeffaflık, devlet gücü gibi meseleleri salgının ışığında gerçek görüntülerle ele alacak. Çağımızı derinden etkileyen koronavirüsün çıkışı hakkında Ai Weiwei’nin gözünden bambaşka bir hikâye izlemek olası. 

Görüntülü veli toplantısı

Haftaya kızımın okulunun veli toplantısı var. “Veli toplantısı” lafını en son ortaokulda duymuş olabilirim. O zaman veli toplantısı neydi hatırlamak için kendimi o yaştaki bedenime ve okula ışınlayıp o dönemdeki gibi hissetmeye çalıştım. Tek hatırlayabildiğim, “Öğretmenler her türlü foyamızı ailemizin önüne dökecek. Akşam evde aslanlara atılan gladyatör gibi şanımızla çarpışacağız” gibisinden hisler oldu. İnceden bir karın ağrısı... Kızımın veli toplantısı böyle değil. Bir video görüşmesi olacak hepsi bu. İngiltere’de online eğitim zaten eğitimin önemli bir parçasıydı ve okulların web sitelerinden pek çok konu, ders interaktif olarak takip edilebiliyordu. Kovid birçok şeyi değiştirdi ama sanırım bu konuda çok büyük bir değişiklik yok. En azından şimdilik. İngiltere’de okullar açık ancak salgının ikinci dalgası böyle devam ederse ne zamana kadar bu şekilde kalacak belli değil. Tahminim o ki salgın geçse de artık bazı şeyler yeni usul devam edecek. Koronavirüs insanlığın dijitale geçiş devrimini hızlandırdı. Günlük yaşam kültürü ve teknoloji hiç bu kadar iç içe geçmemişti.

Şehirden kaçış

Dünyanın bütün büyük şehirlerinde şu anda trend şehir dışına kaçmak. Şehre yakın yerlere yerleşmek. Bu daha fazla yeşil alan demek ama her şeyden önce daha fazla alan demek. Sosyal mesafe hayatımıza girdi ve bana kalırsa iyi de oldu çünkü sosyal mesafe ya da güvenli mesafe ne derseniz deyin insanlara bir türlü anlatılamayan bir şeydi. Hasta olmasak da tanımadığımız insanlarla dip dibe olmak zorunda değiliz. Bunun artık bir gereklilik olmasına ben seviniyorum. Sanırım salgın sonrasında da mesafeler böyle kalır. 

Şehirden kaçışa gelince, İngiltere’de de benzer trendler var. İnsanlar şehirlerdeki evlerini boşaltıp şehre yakın commuter town’lara taşınmaya başladı. Kültürel olarak gelecek on yıllarda bunun sonuçlarını göreceğiz. Şehir kültüründeki bir değişme ve buradaki insanların farklı merkezlere kaçması edebiyattan müziğe her şeyi etkileyecek bir gelişmedir. Bundan 20 yıl sonra dönüp baktığımızda bu trendin yarattığı yazarların romanlarını okuyor, müziklerini dinliyor, filmlerini izliyor olacağız. Dans kültürü, gece hayatı her şey büyük değişimlere gebe. Açıkçası, salgının kültürel etkilerini her şeyden çok merak ediyorum. 

Live stream konserler tam gaz

“Aşı bulunmadan bildiğimiz anlamda seyircili konserler ve festivallerin geri gelmesi zor” demiştim. İşin diğer yanında live stream konserler var. Şimdi yeni trend canlı yayınlanan konserler. Sayıları giderek artıyor. Haftaya Birleşik Krallık’ta bu tip beş konser var. Liverpool Filarmoni, Bournemouth Senfoni de dâhil büyük orkestraların konserleri yanında solo işler gelmeye başladı. Öte yandan, sosyal mesafeli klasik konserlerin de ufaktan oturmaya başladığını gözlemledim. Umarım aynı uygulamalar Türkiye’de de popülerleşmeye başlar. Pandemi sonrası yeni döneme geçiş sürecinde biletli canlı stream hayat kurtarabilir.