Sosyal mesafeli konser çıkmazı

Sosyal mesafe birçok anlamda şahane ama ekonomileri batırıyor. Ben sosyal mesafenin sanatçılara ve emekçilere büyük yıkım getireceğine inanıyorum. Artık bildiğimiz anlamda konser yok. Konserler nasıl geri gelecek, gelecek mi soruları havada asılı. Yanıt da henüz yok. Arayışlar çok.


Sosyal mesafeli konser çıkmazı


Sosyal mesafe şu ara muhabbetlerin “trending topic”i olabilir. Çok değil bundan birkaç ay önce, sosyal mesafeden bahseden entel diye kovalanırdı. Otobüste, “Pardon birader az ileri gider misin” diyene “Rahatsızsan taksiye bin arkadaşım” diyenler şimdi sosyal mesafe kavgası veriyor. Tabii bu gelişim pandemi zoruyla olmasa daha makbuldü ama olsun. Pozitif düşünelim.

Mesela pandemiyle hayatımızdan çıkan şeyler arasında, “Aaa naber ya” şeklinde şapır şupur öpüşmek, koklaşmak da var. Buna çok üzülemiyorum, çünkü çok acayip sahneler oluyordu. “Baba naber ya” diyerek yaklaşıyor karşıdaki mesela, sen de kayıtsız kalamıyor el yükseltiyorsun. Kollarını iki yana açıyorsun, “Abi aaa, sen buralarda mıydın?” Tam karşı karşıya gelinince böyle bir sarılmalı yanaktan dokunmalı falan haller. Eller kollar ne yapacağını bilemiyor. Bu sakillik, bu samimiyet buhranı haller... Üzerine “Ahahah” şeklinde utangaç gülüşler. Şimdi eski karşılaşmalarımı hatırlarken bile terledim. Biz neler yapmışız arkadaşlar! Allahtan bitti bunlar. Şimdi kimse, kimseye sarılıp öpüşmedi diye, “Ama bana soğuk yaptı” falan diyemez. Konu kapanmıştır.

Etkileşimin sihri

Sosyal mesafe birçok anlamda şahane ama ekonomileri batırıyor. Ben sosyal mesafenin sanatçılara ve emekçilere büyük yıkım getireceğine inanıyorum. Artık bildiğimiz anlamda konser yok. Yakınlaşmak yok. Kalabalık yok. Kalabalık enerjisi ve etkileşiminin sihri yok. Dokunmak yok. Konsere, festivale başka insanlarla görüşmeye, yeni insanlarla tanışmaya gidilir. Bu artık pek mümkün olmayacak.

Geçenlerde Metallica’nın vereceği ilk sosyal mesafeli konserin (29 Ağustos) haberini okuyordum. Encore Drive-In Nights serisi kapsamında bir konser bu. Teknik olarak pandemi sonrası ne yaparız diye düşünülüp harekete geçilmiş ve bu konser serisi projesi ortaya çıkmış. Arabada bir drive-in konser alanında ekrandan konser izlemek tecrübesi bu. Konser önceden ve sadece tek gösterim için, tabii ki seyircisiz olarak kaydediliyor. Sonra Encore Drive-In’in 300 tiyatrosunda izlenebiliyor. Vizyona giriyor mu demem lazım acaba bilemedim. Siz de arabanızla gidip arabadan çıkmadan izliyorsunuz. Bu, yeni dünyanın konserine çok benziyor. Şov canlı değil. Sanatçı konser alanına gelmiyor. Sizinle iletişime geçmiyor. Bulunduğunuz yerde özel, nadide, benzersiz bir an yaşanmıyor.

Konserler nasıl geri gelecek, gelecek mi soruları havada asılı. Yanıt da henüz yok. Arayışlar çok. Evde oturup bilgisayardan kalabalığa bakıp vay be diye diye Queen Live Aid konseri izlemelik günler…

Haftanın yenileri arasında

Anıl Piyancı bir süredir hayli aktif. Bu hafta “Döndüm Durdum” adlı parçayı yayına verdi. Rock beatlerine sahip bu şarkı dikkat çekici. Eski bir geleneği hatırlattı: Rock.

“Bahamalar”, Server Uraz’ın bu haftaki yazlık şarkısının adı. Reggeaton beatleri hayli yazlık geliyor kulağa, ancak şarkının sözleri bayağı sert olmuş. Güzel iş. Bu arada reggeaton Türk hip hop ve pop sahneleri arasına güzel köprüler kuruyor ve hayli yaygınlaşıyor. Bu konuda bir şeyler derliyorum sizler için. Türk reggeaton yazısı pek yakında.

Mercan Dede geçen hafta “Alef” dizisi için bestelediği parçayla platformlarda boy gösterdi. Doğu ezgileri, mistik sesler ve elektronik beatler güzel ambient ortamlar.

Sosyal mesafeli konser çıkmazı


MIley Cyrus 2019’dan bu yana ilk kez yeni bir şarkıyla geldi: “Midnight Sky”. Kaliteli pop.

Elektronik sevenler bu hafta ve önümüzdeki haftalarda da Elderbrook’u takip etmeli. İngiliz sanatçı Alexander Kotz ya da sahne adıyla Elderbrook, son haftalarda hayli faal. Bu hafta “Why Do We Shake In The Cold” adlı şahane bir dans parçasıyla gündemde.

AlIcIa Keys ve Khalid iş birliği bu haftanın en büyük hit adaylarından birini çıkardı. Şarkının adı “So Done”. Klasik R&B türünde gelişen old school duygusal bir şarkı.

“Te Quero Baby” bu haftanın en yazlık şarkısı galiba. Bir süredir Ily ve Surf Mesa imzalı “I Love You Baby” dinlenme rekorları kırıyor. Geçen yaz piyasaya çıkan şarkı bu yaz patladı. Bir cover olan şarkının başarısı İspanyolca coverı getirdi. Pitbull ve Chesca bu şarkıyı Latinleştirmiş. Bence süper bir yaz versiyonu olmuş. Reggeatonlaşan yaz âleminde normal. Şarkının orijinali 1967 tarihli “Can’t Take My Eyes Off of You”. Bob Crewe, Bob Gaudio imzalı bir Frankie Valli singleıydı. İyi bestenin dönemi modası yok gördüğünüz gibi.