Yılın en iyi Türk filmi “Kış Uykusu” mu, “Kuzu” mu?

Bazı insanlar ne zaman statükoya isyan edeceklerini, ne zaman burjuvaziyle ilgili sorunlarını dile getireceklerini, hangi gazeteye ne zaman Kemalist ideolojinin kendilerini boğduğunu anlatacaklarını çok iyi hesaplayabiliyor.
Bilmiyorum belki hesap değil, doğal yetenek ya da bir tür biyolojik saat bu.
Kutluğ Ataman şüphesiz biyolojik saati “makul” işleyenlerden.
Gezi döneminde Türk burjuvazisinin kendisine ve sanatına yaptığı zulmü anlattıktan sonra Türk işçi sınıfından Sabancı ailesinin ısmarladığı sanat eserini tamamladı. Ardından da film çekti ve ona hayat hakkı tanımayan sanat camiasından da Antalya’da ödül aldı.
Ataman 26 Aralık’ta vizyona girecek “Kuzu” isimli bu filminin afişini hazırlamış ve en tepeye şöyle yazdırmış: “Yılın En İyi Türk Filmi”.
Sinema eleştirmeni Alkan Avcıoğlu’nun yazısında belirttiği gibi bu ifade herhangi bir yazardan alınmış değil. Yani bir alıntı değil. Öyle olsa bütün dünyada olduğu gibi tırnak içinde verilirdi ve altına kaynağı yazılırdı.
Peki, Antalya’da alınan ödül mü kastediliyor acaba? Filmin fragmanına yapılan güncel kurguda “Yılın En İyi Türk Filmi” ifadesi bu defa tırnak içinde verilmiş. Altına kaynak olarak Antalya Altın Portakal Film Festivali yazılmış ve nereden geldiği belli olmayan beş yıldız konmuş.
Festivalden kim bu cümleyi kurmuş orası belli değil. Bu tip bir karar alınmış mı? Açıklama mı yapılmış? Hayır. Peki, beş yıldız mı vermişler filme Altın Portakal’da? Festivalde filmlere yıldız verilmiyor ki...
Velhasıl bu işte bir iş var. “Kuzu” eleştirmenlere göre zaten iyi bir film. Ödülü bol. Ama bu filme illa ve zorlayarak “yılın en iyi Türk filmi” yazmak, olmayan bir “beş yıldız” eklemek acaba başka bir filmle mi ilgili?
Nuri Bilge Ceylan’ın Altın Palmiye ödüllü 2014 yapımı “Kış Uykusu”na mı yazılıyor bu laf? “Benim filmim en iyi film” demek bundan mı?
Kutluğ Ataman sinema kariyerinde kendine rakip ve hedef olarak Nuri Bilge Ceylan’ı seçmiş anlaşılan.
Ah bu burjuvalar yok mu? Şimdi kim bilir ne baskılar uygulayacaklar Ataman’a...

Uygulanamayan yeni yıl kararları!

-Her sabah erkenden kalkıp yürürüm ben bu yıl (uyuyakaldı).
-1 Ocak itibarıyla ekmeği şekeri kesiyorum (kesemedi).
-Her hafta iki üç roman bitiririm (yarım kalan kitaplar başucunda duruyor).
-Spora başlıyorum, kararım kesin (altı aylık peşin salon parası yandı).
-Bu yıl televizyonu hayatımdan çıkarıyorum (ekran karşısında uyuyakaldı).
-Yok yok, bu seçim başka, mahalle mahalle dolaşacağız, dengeler değişecek (değişmedi).
-Artık ertelemek yok. 2015 benim için aksiyon yılı (erteledi).
-1 Ocak itibarıyla patrona gidiyorum, masaya yumruğumu vuruyorum, zammı istiyorum (yapamadı.)
-Artık gündemden olumsuz etkilenmek, ha bire moral bozmak yok, bardağın dolu tarafını görme yılı bu yıl (hâlâ bir gazetede köşe yazıyor).
Bunları uygulayamıyoruz nasılsa, başka kararlar alalım bu yıl, olur mu?

İstanbul peyzajının gelecek vizyonu mu?

Konferans düzenlenmiş. Adı şöyle: İstanbul Peyzajının Gelecek Vizyonu, Ortak Akıl Konferansı. İBB Twitter hesabından paylaşılan fotoların altında “Beyin fırtınası yapıyoruz” ifadesi kullanılmış.
İBB vergilerimizi emip refüjlere kilim desenli duvar saksısı yapmayı peyzaj, bu israfı gelecekte de devam ettirmeyi vizyon, daha müsrifini nasıl yaparız diye düşünmeyi beyin fırtınası sanmış.
Tavsiyem başbakanlarını dinlemeleri, israftan vazgeçmeleri ve kendilerini tamamen lağvetmeleri. Plaket yasaklamaya ek olarak bu peyzajlama rezaletine de bir son verilirse belki şehrin gerçek sorunlarıyla uğraşılabilir.
Üstgeçitlere “Duş almayın, sifonu çekmeyin, suya yazık” yazan İBB, belki duvar saksılarını, zevksizlik abidesi viyadük süslerini sulamaktan vazgeçer de biz de rahat rahat duşumuzu alırız evimizde.
(Zevksizlikten gözlerimiz kör oldu diyenler FAV, saksı sulamak için şerit kapatan İBB peyzaj timleri yüzünden işine evine geç kalanlar RT.)