Yoksa insanlık ölmemiş mi?

Moda’da alt komşum “İnsanlarla görüşmeyi kestim, bunlarla yaşıyorum” demişti bir keresinde. “Bunlar” diyerek gösterdiği, her zaman apartmanın önünde duran, bakımını üstlendiği iki sokak köpeğiydi. İnsanların kötü, hayvanların iyi olduğuna samimiyetle inanan biriydi. İnsan ilişkilerini minimumda tutmayı tercih etmişti. Hayvanlara ne kadar yakınsa, insanlara da o kadar uzaktı.

Siz de zaman zaman “İnsanlık ölmüş” diye düşünmüyor musunuz? Ya da insanlıktan ciddi ciddi umudunuzu kesmiyor musunuz? Haberlere şöyle bir göz atmak yetiyor da artıyor bu noktaya gelmek için.

Ama işte farklı bakış açıları var. Birileri de “Hayır, ölmedi”  diyor ve bunu kanıtlamaya çalışıyor.

“Humankind” adlı kitap 2020’de tam da insanlığın Kovid dolayısıyla evlere kapandığı, hayatın durduğu, dünyaya büyük bir endişenin hakim olduğu bir dönemde yayımlandı. Bir arkadaşım geçen yılbaşında “okumalısın” diye hediye ettiğinden bu yana -itiraf ediyorum- kütüphanede öylece duruyordu. Önceki gün kitapçıda iki kişinin bu kitabı yere göğe koyamadığını duyunca, “İşte zamanı geldi, bu bir işaret olmalı” diyerek hızla eve döndüm ve okumaya başladım.

Kitap insanlığın ölmediğini, aslında insanların çok çok büyük çoğunluğunun iyi insanlar olduğunu, sanılanın, inanılanın aksine bilimsel olarak bu gerçeğin tarihte defalarca kanıtlandığını iddia ediyor. Açıkçası, bunalımlı bir dönemde yürekleri soğutacak bir kitap. Bir tür “İyi şeyler de oluyor” haberi. Ama okudukça ilginçleşiyor.

Kitabın yazarı Hollandalı tarihçi ve yazar Rutger Bregman, bugüne kadar bize öğretilen temel bir bilginin aslında yanlış olduğunu, dünyanın bir yanlış varsayım üzerine kurulduğunu ispata girişiyor. İnsanlar kötü değil iyi varlıklar. Büyük çoğunluğu barışçı ve arkadaş canlısı. Birbirlerini koruyorlar ve gözetiyorlar. Sanıldığı gibi birbirlerinin doğuştan rakibi ve düşmanı değiller Bregman’ın teorisine göre.

Elbette tarihe dönüp herkesin bildiği olaylara yeniden bakıyor ve araştırmalar ve gerçekler eşliğinde yeni yorumlar getiriyor.

İnsanların yaratılış gereği bencil, saldırgan ve paniğe eğilimli olduğuna dair ısrarla savunulan bir düşünce var. Bu teoriye göre (veneer theory) medeniyet basit bir provokasyonla küçücük bir şeyin ters gitmesi sonucunda hemen çatırdayacak hassas bir sıvadan başka bir şey değil. İnsan bu teoriye göre özünde bencil bir varlık ve yeri geldiğinde kendi çıkarı için her şeyi yapabilir. Dolayısıyla, “Buhranlarda medeniyet çatırdar” demekte bu teori.

Kitap gerçeğin tam tersi olduğunu söylüyor. Bregman II. Dünya Savaşı’nda İngilizlerin Alman bombardımanı altında dağılmadığını, aksine, birbirlerine sarıldıklarını ve soğukkanlılıkla nasıl hayatlarına devam ettiklerini, içlerindeki bencil hayvanı değil yardımsever ve barışçıl hayvanı öne çıkardıklarını anlatıyor. Örneklerle açıklamış. Aynı şekilde İngilizler tarafından bombalanan ve çok daha büyük zarar gören Almanya’da da aynısının olduğunu anlatmaya girişmiş.

Başka bir örnek de uçak metaforu üzerinden verilmiş. Bir uçağın mecburi iniş yaptığını, uçağın parçalandığını, kabinin bir anda dumanla dolduğunu hayal edin. Hangisi sizce daha olasıdır?

A: Panik. Herkes kendini kurtarsın havası, uçaktan çıkmak için birbirini çiğneyen insanlar, ezilen çocuklar.

B: Herkesin yanındakine yardımcı olmaya çalışması, yaralıların önce tahliyesi, hatta tanımadığı insanları kurtarmak için hayatını tehlikeye atma pahasına müdahalelerde bulunan insanlar.

Bregman her defasında B şıkkındaki gibi olduğunu anlatıyor. Tehlike karşısında, baskı karşısında, zorluklar karşısında insanlar yardımlaşıyor, kenetleniyor, soğukkanlılıklarını koruyorlar.

Bregman’a göre, bu tarihte her zaman böyle olmuş ve halen de bu şekilde ama biz tersine inandırılıyoruz. “Benim iddiam insanların çok büyük kısmının iyi, barışçıl ve yardımsever olduğunu kanıtlamak” diyor kitabın girişinde.

Peki, bizi bizim kötü olduğumuza kim neden inandırmak istiyor? Diktatörlerden bahsedilen kısım aydınlatıcı: “Diktatörler, despotlar aslında sadece kendi kafalarında olan senaryoları engellemek için güç ve baskı kullanırlar. Sıradan insanın hayatını ve davranışlarını yönlendiren şeyin kendilerinde olduğu gibi sadece bencillik olduğunu düşünürler. Ama bu doğru değil.”

Bregman bir modern zaman Polyanna’sı mı yoksa bir tarihçi olarak somut olaylara dayandırdığı teorisiyle bir bilim adamı mı? Biraz her ikisinden.

Son olarak, kitaptaki bir hikâyeden alıntı yapayım. Her insanın içinde iki kurt var. Biri aç, bencil, vahşi; diğeri dost canlısı, paylaşımcı ve yardımsever. İkisi de içimizde devamlı savaşmaktalar. Hangisi galip gelecek?

Bilge adam şöyle yanıt verir: “Hangisini beslersem o.”