‘BAŞKANLIK’TAN PARTİLİ CUMHURBAŞKANI’NA..

Başbakan, hükümet programına koyduğuna göre..

Başbakan, Türkiye’nin siyasal tecrübesine ve gelecek vizyonuna daha uygun dediğine göre..

Başbakan, parlamenter sistemin istikrarsızlığa neden olduğunu söylediğine göre..

Başkanlık sistemi üç vakte kadar Meclis’in önüne gelecektir..

Artık uzlaşma komisyonu falan olmaz.. İktidar partisi nasıl bir modeli istediğini Meclis’in önüne koyar.. Tartışma o model üzerinden yürür..

İktidara yakın kaynaklara bakıyorum.. Başkanlık sisteminden hafif sapma var..

Partili cumhurbaşkanına doğru kayış var..

Cumhurbaşkanı da dün muhtarlara seslenirken ‘Partili cumhurbaşkanı olur, başkanlık olur’ diyerek iki sisteme de sıcak baktığını söyledi..

Farkı ne?

Başkanlık olursa bütün sistem değişecek.. Bütün kurumlar yeniden yapılanacak.. Anayasa’nın dışında bir dizi yasal düzenleme yapılacak.. Hele, Başbakan’ın işaret ettiği sert kuvvetler ayrılığı getirilecekse; iş uzun, çetrefilli..

Partilerin yapısından seçim yasasına kadar idari olarak aklınıza ne gelirse değişmesi gerekiyor..

Zaten bu kadar kapsamlı bir değişikliğin Meclis’ten geçme ihtimali zayıf..

Bu sebeple, partili cumhurbaşkanı talebi yeniden gündeme getirildi..

Bunun için Anayasa’nın 101. maddesinde yapılacak değişik yetiyor.. Cumhurbaşkanı seçilenin varsa partisiyle ilişkisi kesilir cümlesi Anayasa’dan çıkarılırsa iş bitiyor..

Başka değişikliğe gerek kalmıyor..

Soru şu; Cumhurbaşkanı partili olursa ne değişecek?

Çok şey..

Cumhurbaşkanı’nın şu anda fiilen yaptıkları yasal dayanağa kavuşacak..

AKP’yi idare etmiyor mu?

AKP’li gibi davranmıyor mu?

Evet.. Kongre sürecinde gördük; AKP’nin yönetim kadrosunu belirledi, milletvekili aday listelerinde etkili oldu, hükümet kurulurken bakanları seçti..

Bunu karizmasıyla yaptı, AKP’lilerin onu doğal liderleri gördüğü için yapabildi.. Sözünden çıkmadıkları, itaat ettikleri için yaptı..

Yasal olarak değil..

Cumhurbaşkanı partili olursa aynı zamanda partisinin genel başkanı olacağı için bu işlemleri yasal olarak yapabilecek.. Çünkü aynı zamanda başbakanın genel başkanı olacak..

Genel başkanı olarak başbakan seçtiği kişiye direktif verebilecek..

Cumhurbaşkanı olarak direktif verme hakkı, yetkisi yok..

Galiba, iktidar, başkanlığı tartıştırıp, Meclis’in önüne partili cumhurbaşkanını getirecek..

İbre hızla bu yöne kayıyor..

Hendek siyaseti G. Doğu’yu bitirdi..
Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk hem hendek kazılmasına hem sokağa çıkma yasağına tepki gösterdi; ‘İnsanlar aç, insanlar perişan’ dedi..
Ön plana çıkmıyor ama Güneydoğu’da durum iyi değil..
İmkânı olan, parası olan göçüyor.. Evini, mahallesini terk ediyor.. İmkânı olmayan PKK militanlarıyla özel harekâtçılar arasında sıkışmış halde.. Çile çekiyor..
*
Peki, bugünlere nasıl geldik?
Güneydoğu 1990’ların kâbus ortamına nasıl döndü? Her şey seçimlerde HDP’nin haziran seçiminde yüzde 13 oy alıp, 80 milletvekili çıkarmasıyla başladı..
PKK durup dururken savaş ilan etti..
Önce.. Doktor öldürdü, hemşire öldürdü, sağlık personeli kaçırdı, ambulansları kundakladı..
Polislere saldırdı, tuzak kurdu..
Sonra.. Hendeklerle, barikatlarla özerk bölgeler ilan etti.. Güvenlik güçlerini resmen çatışmaya zorladı..
*
Sokağa çıkma yasakları böyle geldi.. Devlet de abartarak yüklendi, sekiz gün süren, on gün süren sokağa çıkma yasakları ilan etti..
Silvan’da, Nusaybin’de, Cizre’de, Yüksekova’da, Diyarbakır’ın göbeğinde..
Çatışmalar günlerce sürdü.. PKK, okulları, camileri, işgal ettiği evleri karargâh olarak kullandı..
Evler oturulmaz, dükkânlar kullanılmaz hale geldi..
Çatışmalardan geriye yıkılmış mahalleler, hurdaya dönmüş araçlar kaldı..
Hendek siyaseti Güneydoğu’yu bitirdi..