Melih Aşık

Melih Aşık

m.asik@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Sosyal medyada fotoğraflarını görüyoruz. 20’li yaşlarda askerlik çağında erkekler. Sınırımıza doğru kafileler halinde yürüyerek geliyorlar. Adlarına mülteci deniyor. Ellerinde bir su şişesi bile görünmüyor. Afganistan’da Amerikan Konsolosluğu tarafından yapılan organizasyonla İran’ı anlaşmalı olarak geçip sınırımıza yakın yerlere bırakıldıkları söyleniyor. Maske, mesafe vs. hak getire... Kim bunlar? Yaygın söylenti, bunların ABD ile iş birliği yapan ve şimdi Taliban’dan kaçan paralı askerler olduklarıdır.

Haberin Devamı

ABD anlaşılan bunları almıyor. Türkiye’yi adres gösteriyor. Gelenler sınırdan geri çevrilmiyor. Hepsi içeri alınıyor.

Sayıları binlerle ifade edilen, savaşın travmasını yaşamış, eğitimsiz, işsiz güçsüz bu gençler Türkiye’de ne yapacak? Neyle geçinecek, hangi parayla beslenecek, nerede barınacak? Örgütlenip suç işlemelerine nasıl engel olunacak?

Sosyal medyada endişeli sorular birbirini izliyor. Bir hanım katılımcı “Aralarında hiç kadın, çocuk yok. Kadınımız, kızımız sokakta gezemez bunlar yüzünden” diyor.

Nitekim İstanbul’un Bakırköy ve Caddebostan sahilinden özellikle kadınlardan “Sokağa çıkamaz olduk” gibi yakınmalar geliyor.

Umulmadık bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Suriyeli göçünden daha da büyük bir tehlike. Düşündükçe insanı afakanlar basıyor.

AACHEN SOHBETİ

Almanya’ın Aachen kentindeki ünlü Teknik Üniversite’de okuyan ve tatil için Türkiye’ye gelen genç adamla kısa bir konuşmamız oldu.

- Ne okuyorsun Aachen’da?

- Elektronik alanında yüksek lisans yapıyorum.

- Nasıl buldun oradaki eğitimi?

- Bizdekine hiç benzemiyor, çok ciddi ve çok sıkı. Bu yaz ancak birkaç gün tatil yapabileceğim.

- Okulda başka Türk öğrenci var mı?

- Çok var. İstanbul Lisesi, Alman Lisesi gibi liselerden mezun olanların giriş kolaylığı olduğu için çok sayıda Türk lisans öğrencisi var.

- Yüksek lisansı kimler yapıyor?

- Genellikle Boğaziçi, ODTÜ ve İTÜ mezunu olanlar.

- Eğitimi bitirince ne yapmayı planlıyorsun?

- Orada kalıp, bir işe girmeyi ve yerleşmeyi düşünüyorum.

- Dönmeyi düşünmüyor musun?

- Hayır.

- Diğer öğrenciler ne düşünüyor gelecekleri konusunda?

Haberin Devamı

- Hemen hiç kimse geri dönmeyi düşünmüyor. Herkes Avrupa’ya yerleşme planı yapıyor.

Ülkenin yetenekli ve donanımlı gençleri Batı’ya kaçıyor. Yerlerine sınırdan göçmen alıyoruz.

BÜYÜKADA

Büyükada’da uzun yıllar sonra birkaç gün geçirdik.

Adada o romantik İtalya havası artık kalmamış.

Yollar, adına mopet mi denir, ne denirse, 2-3 tekerli akülü küçük motosikletlerle dolu. Belediyenin taksi ve otobüslerine fazla rağbet yok. Yük ve yolcu taşıma işini Adalılar bu akülü araçlarla sağlıyor. Kullananların tabii ki ehliyeti yok. Eğitimi yok. Plakası yok. Sürat tahdidi yok. Kontrol yok. Siz yolda yürürken yanınızdan vızır vızır son sürat geçiyorlar. Tabii yayalara veya birbirine çarpanlar da oluyor. Yolda yürürken gözünüz sürekli arkanızda olacak ki bunlara çarpılmayın.

Faytonların kalkması iyi oldu. Ancak bu yeni trafik de fayton dönemi kadar can sıkıcı.

Bu arada ana çarşının derme çatma ve karmaşık yapısı dikkatimizi çekti. Her esnaf kafasına göre takılmış. Hiçbir estetik ve özen göremedik. Giderek taşra kasabasına dönüşüyor güzelim Büyükada...

Haberin Devamı

SULTAN

Filenin Sultanları, insanın rüyasında görse inanmayacağı bir sonuçla geçen olimpiyatların şampiyonu Çin’i 3-0 yendi. Hem de setlerden son ikisini 25-14 gibi açık farkla alarak.

Federasyonun, eleştirilere kulak verip milli formadan reklamı çıkarması olumlu bir adımdı.

TRT’nin bazı spikerleri maçı bilgi vererek sakin şekilde anlatmak yerine panayır cazgırı gibi bağıra çağıra seyirciyi gaza getirmeye çalışıyor. Oysa seyircinin bilgiye ihtiyacı var, gaza gelmeye değil. Olimpiyatta bisiklet, eskrim gibi sporları nakleden anlatıcıların diğerlerine örnek olmasını dileriz.

SÖZ

“İnsan yalnızca farkına vardığı şeylerden sorumlu olsaydı ahmaklar her türlü hatadan peşin peşin arınmış olurdu.

Ancak azizim insan bilmekle yükümlüdür.

İnsan bilgisizliğinden sorumludur.

Bilgisizlik bir hatadır.”

Milan Kundera

YILDIZ

Hiç ölmemesi gereken bir sanatçıyı, Turgay Yıldız’ı kaybettik. Yaşadığımız günlerin tesellisiydi onun skeçleri.

Sosyal medyada iki dakikalık dokunuşlarla mizah duygumuzu ayakta tuttu. Vicdanı rahat olanları güldürdü, olmayanları rahatsız etti. “Bu ortamda mizah yapılmaz” diyenleri mahcup etti. Kendisine yönelik alkışların zirveye çıktığı bir günde ayrıldı aramızdan.

Bu arada ölümünü aşıya bağlayanlar oldu. Ailesi kesin bir açıklamayla bunun doğru olmadığını bildirdi. Turgay’ın ciddi kalp rahatsızlıklarının olduğunu öğrendik.

Onu unutmayacağız...