Ekran velvelesi...

Aynen körfez depremi sonrasında olduğu gibi. Ekran pazarına yine bilimsel yeteneği meçhul, kerameti kendinden menkul tipler çıktı. Yaklaşan depremi ince ince anlatıyorlar. Ancak vatandaşı uyarmaktan çok korkutmaya yönelik ifadeler kullanıyorlar. Birer kâhin gibi depremin tahribat yaratacağı ve yaratmayacağı semtlerin adlarını veriyorlar. Kimi medya ortamlarında bu şekilde uyarıdan çok korkutmaya yönelik haber ve yorumlar göze çarpıyor. Bunlar uyarıcıdan çok yeni inşaatları satmaya yönelik emlak simsarları olmasın? Ciddi kuşkularımız var bu konuda...

İstanbul’da 29 okul 5.8’lik deprem sonrasında hasarlı görülerek boşaltıldı. Öğrenciler başka okullara sıkıştırıldı. Çapa Tıp Fakültesi de öğrencilerin binadaki hasarı görmeleri üzerine aynı şekilde tahliye edildi. Boşaltılan 29 okulun 11’inin körfez depremi sonrasında inşa edildiği bildiriliyor. En azından bunların müteahhitlerinin sorguya çekilmesi gerekmez mi?

Toplanma alanlarının adresleri e-devlet tarafından haritalarda belirtilmiş. Bir okurumuz bu haritalardan bir şey anlaşılmadığını söylüyor. Kaldı ki herkes e-devlete giremez. Bu konuda mahalle muhtarları harekete geçirilemez mi? Muhtarlar eliyle mahalle halkı toplanma alanları konusunda bilgilendirilebilir.

İşleri azalmış olan muhtarlar tamamen deprem organizasyonunda çalıştırılabilir.

LEVREK

Millet Meclisi lokantasında fiyatların ucuzluğu neredeyse efsane olmuştur. Çay 25 kuruş, kahve 50 kuruş, çorba 1 lira vs... O kadar ki... Meclis lokantasındaki fiyatlar kamuoyunun tepkisini çekiyor gerekçesiyle Meclis Başkanlığı birkaç ay önce yemek listesinden fiyatlar hanesini kaldırtmış, yerine yemeklerin gramajı ve kalori değerini gösteren haneyi koymuştu.

Sadede gelirsek... Gazeteci arkadaşımız birkaç gün önce Meclis yemek listesinde levrek balığı gördü. Doğrusu lokantalarda 50 liranın üzerinde yüzen levrek balığının tadıyla buluşmak hayli keyifli olacaktı. Garsonu çağırıp “levrek” dedi.

Garson, arkadaşımızı yakından tanıyor ve seviyordu, sordu:

- Emin misin abicim?

-Eminin tabii, neden sordun?

- Fiyatını bilmiyorsun diye düşündüm.

- Fiyatı ne kadar?

- Porsiyonu 48 lira...

Arkadaşımız hafifçe yutkundu, ne diyeceğini bilemedi.

- Bana bir tas kebabı ver, dedi.

ACİL

İstanbul Havalimanı’nda acil müdahale timi kurulmuş. Amaç huzur ve güvenliği bozan kişi ve olaylara çabuk müdahale etmek. Tanıtım filmini izledik. Polisler ihbar alınca bir yerden bir yere koşarak gidiyordu. Havalimanı terminali 1300 dönüm üzerine kurulmuş, dünyanın en büyüğü. Böyle bir alanda koşarak acil müdahale olur mu? Anımsatalım... Fransa’da büyük tren garlarında bile patenli polisler görevlidir. Olaylara patenle yetişir, kaçanları patenle kovalayarak yakalar. İstanbul Havalimanı’nda da acil müdahale için benzer çabukluk gerekir. Diye düşünüyoruz...

DUMAN

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yasaklı alanlarda sigara içilmesini önlemek için fahri sigara denetçiliği getirileceğini bildirdi. İhbarcılık ve sivil denetçilik birçok alanda sevimsizdir. Ancak doğrusu sigara denetimi konusunda etkili bir yol olacağına kuşku yoktur. Bakan’ın bu girişimini destekliyoruz. Ancak beyanlardan kapalı mekânlarda sigaralı/sigarasız bölümler yaratma tasarısının devam ettiği izlenimini de alıyoruz ki... Tekrarlayalım... Kafe ve lokantalarda sigaralı/sigarasız bölümler yaratmak sakıncalıdır. Avrupa’da yer yer denendi. Başarılı olmadı. Tam tersi sonuç verdi.

TAŞEV

İlginç bir konuşmaya kulak misafiri oluyoruz.

Bir dostumuz ABD’den gelen dostuyla konuşuyor.Dostumuz, Ege’de bir taş ev satın almayı düşündüklerini anlatıyor
ABD’den gelen ve bilimle de ilgili olduğu anlaşılan dostu diyor ki:
- Evi alınca radyasyon ölçümü yaptırmayı unutmayın...
- O neden?
- Evin yapıldığı taşlarda uranyum gibi radyasyon yayan madenler bulunabilir.
- Şaka mı yapıyorsun?
- Hayır, çok ciddiyim. Amerika’da bu konuda tartışmalara tanık oldum.
Biz duyduğumuzu aktardık. Gerisini taş evlerde oturanlara ve bilim adamlarına bırakalım...