FAHRİ KORUTÜRK

6. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk hayattan ayrılışının 34. yılında Ankara’da ve İstanbul’da törenle anıldı. Cumhuriyet ilkelerine bağlı, örnek bir komutan ve devlet adamıydı Korutürk. Onun 5.5 yıl basın müşavirliğini yapan Ali Baransel, “Bıçak Sırtında” adlı kitabında örnek davranışlarını anlatır.

12 Eylül darbesine hazırlanan generaller Cumhurbaşkanı Korutürk’ten Meclis’i feshetmesini istemişler; cevap aynen şöyle:

- Milletvekillerinden aldığım vazifeyi kendilerini ortadan kaldırmak için nasıl kullanırım?

Başbakan Yardımcısı Hikmet Çetin bir gün Köşk’teki randevusuna 15 dakika gecikiyor. Korutürk bu yüzden Çetin’i kabul etmiyor.

Korutürk’ün iki oğlu çalışmakta, kızı okula gitmektedir. Çocuklara Çankaya Köşkü dışında ev tutuluyor. Çocuklar işe ve okula ailenin şahsi aracıyla gidip geliyorlar.

Korutürk’e o soyadı kim mi vermiş? Mustafa Kemal. Deniz Yüzbaşısı Fahri Bey bir gece ünlü Karpiç Lokantası’nda yemek yerken lokantaya Mustafa Kemal ve arkadaşları geliyor. Bir yüzbaşının orada yemek yiyor olması dikkat çekmiş olmalı. Mustafa Kemal onu masalarına çağırıyor. Biraz sohbet ediyor. Bilgisini, görgüsünü, öz güvenini beğeniyor. Ona Korutürk soyadını öneriyor. Önermekle kalmıyor, bir kâğıdın üzerine “Korutürk” yazıp veriyor da. O kâğıt hâlâ Moda’daki evde çerçeve içinde saklanıyor.

NEDEN BAŞKENT?

13 Ekim Ankara’nın başkent oluşunun 97. yıl dönümü. Ankara, 1923 yılında Cumhuriyet ilanından önce Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen tek maddelik bir kanunla başkent olur.

Peki, neden Ankara?

Mustafa Kemal, 16 Ocak 1923’te İzmit’te gazete başyazarlarına demeç verirken başkent seçimindeki kriterleri şöyle izah eder:

“İki nokta-i nazardan tahkikat yapmak icap eder. Biri her nevi taarruz ve tecavüze karşı yerinden kıpırdamayarak kuvvet ve sükûnetini muhafaza edebilecek bir yer olmalı. Yoksa bir geminin topundan telaşa düşebilecek bir yerde hükümet merkezi olamaz.

İkincisi... Hükümet merkezi öyle bir yerde olmalı ki hükümet nazarını (bakışını) memleketin bütün muhitlerine müsavi (eşit) surette atfedebilsin. Memleketin bir kenarına çekildiğimiz zaman vatanın bizden uzak kalan gayri mamur yerlerini unutuveriyoruz.”

Başkent olarak akla üç şehir,

Ankara, Sivas ve Kayseri gelmiştir.   

Konu TBMM’de tartışılır. 13 Ekim’de Ankara başkent ilan edilir.

Başkent o gün 30 bin nüfuslu fakir bir köy görünümündedir. Altı odalı tek bir oteli vardır. Elektrik yoktur ve üç yıl daha gelmeyecektir. Yabancı elçilikler İstanbul’u bırakıp Ankara’ya gelmek istemez. Ancak yabancı şehircilik uzmanlarının da göreve getirilmesiyle bu fakir kasaba planlı şekilde gelişir, kısa sürede modern bir başkent olur.

RUSSEL

Bir dostumuz dedi ki dün:

- Artık gazete okumuyorum, televizyon da izlemiyorum, dünya yansa umurumda değil.

Kendileri mutluluğu ancak bu şekilde buluyormuş.

Birçok kişi kuşkusuz aynı yolu izliyor.

Çözümü gündemden kaçmakta arıyor.

Bertrand Russel ise diyor ki:

- İnsanın ülkesinde ve dünyada olup bitenlerle ilgilenmemesi... Tiyatroya gidip oyunu seyretmemesi demektir.

NOT: Ekrana gazeteci kılığında kimi siyasi parti sözcülerini çıkartıp sözde halkı aydınlatmaya yönelik program yapan ancak amacı sadece kafa karıştırmak olan programları ben de izlemiyorum. Belirtmiş olayım.

SKUTER

Yazar Muzaffer Ayhan Kara dostumuz iki günlüğüne İstanbul’a gelmişti. Kaldırımda yürürken scooter’a çarpılmış:

- Bir genç kız yanımdan çarptı, neyse ki sıyırıp geçti yoksa mutlaka bir yerimi kıracaktı, dedi.

Neyse ki hanım kız şöyle hafiften bir özür dilemiş. Bazıları onu da yapmıyor.

Her gün, her semtte buna benzer kazalar oluyor. Ancak henüz ölümlü kaza olmadığı için bu çarpmalar gazetelere haber olmuyor. Geçenlerde scooter konusunda bir yönetmelik yayımlandı. Ancak kontrol olmadığı için yönetmelik işlemiyor.

Trafikten ve yollardan sorumlu yöneticiler bir kez seçildikten ya da göreve geldikten sonra makam aracından inip yürümedikleri için ne bozuk ve işgal altındaki kaldırımları, ne ters yoldan gelip giden motor ve scooter’ları görüyorlar.

Ama haber verelim; böyle bir sorun var ve kaldırımlar yürünmez haldedir.

KIRCA

Tiyatro sanatçısı Levent Kırca’yı 12 Ekim 2016 tarihinde kaybetmiştik. Altıncı ölüm yıl dönümünde onu bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Kanser tedavisi sürerken hayatını kaybeden Kırca, ölümünden kısa süre önce vasiyetini kaleme almış ve izleyicilerine son mesajını “Dik durun... Adil olun, sabırlı olun. Daha iyi bir dünyada görüşmek ümidiyle. Atatürk’le kalın, cumhuriyetle kalın, hoşça kalın” diyerek vermişti.

Aslında onu hemen her gün anmaktayız.

Bugün yaşanan olayları büyük sanatçı yıllar öncesinden oyunlaştırmıştı.

Anısı önünde saygıyla...

ABİDİN

Paris’teki dostumuz Prof. Şehmus Güzel, Abidin Dino’nun az bilinen yönlerinden birine, tiyatro tutkusuna ve bu alandaki yazılarına ilişkin kitabını tamamladı. Günümüzde dizilere takılanların tiyatroyu unutmamaları için okunmalı diyoruz.

Bu 320 sayfalık aydınlatıcı kitap “ekitap.ayorum.com” adlı siteden de okunabilir. Kitap tiyatroyla ilgilenen gençleri ve daha az gençleri yakından ilgilendirecektir.