GÜZEL AHLAK!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir süredir İslami inanç dili kullanması dikkat çekiyordu. Sık sık “kul hakkı”ndan söz ediyordu örneğin. “Allah nasip ederse mülteci sorununu çözmeye kararlıyım” diye konuşuyor, “Allah’ın izniyle iktidar görünüyor, ilk seçimde inşallah iktidarız” diyordu bir başka konuşmasında.

En çarpıcı sözlerini ise 6 Kasım 2021 tarihinde Karar TV’de ağzından duymuştuk. Helalleşme çağrısından tam bir hafta önce şöyle demişti:

“Bizim muhafazakâr dünyayla helalleşmemiz lazım, eksiğimiz var. İnanç konusunda, ahlak, liyakat konusunda toplum geriye doğru bir savruldu bu süreç içinde. Bunu dillendirecek olan güzel ahlakı da adaleti de hukuku da bize anlatacak olan aslında ilahiyatçılardır.”

Kemal Bey yakında Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan CHP’lilere ahlak, adalet ve hukuk dersleri vermesi için yardım isterse şaşırmayacağız. İşler o tarafa doğru gidiyor.

Kimileri diyor ki:

“Kemal Bey’in esas düşüncesi bunlar değil. Mütedeyyin kitleden oy almak için öyle konuşuyor.”

Eğer samimi düşüncesi bu değil de oy almak için farklı rol yapıyorsa bu “güzel ahlak”la bağdaşır mı? Üstelik o kitle de atılan yemleri yemiyor. Oylar yerinde sayıyor. Sadece partinin kimyası ve çizgisi değişiyor.

EKONOMİST

Tarihte ekonomist olmadığı halde ekonominin başına getirilen kimse var mıdır?

Elbette vardır.

Bu kişi ünlü Che Guevara’dır.

Küba devriminin ilk günlerinde Merkez Bankası Başkanı istifa etmiş, lider Fidel Castro arkadaşlarını toplamış, sormuş:

- Aranızda ekonomist var mı?

Che Guevara “Ben” diye elini kaldırmış.

- Güzel demiş Castro, Merkez Bankası Başkanı Felipe istifa etti, seni onun yerine Merkez Bankası Başkanı tayin ediyorum.

Toplantı sonrasında bir arkadaşı Che’ye sormuş:

- Yahu ben seni doktor sanıyordum, sen ekonomist misin?

- Değilim demiş Che.

- Peki, neden elini kaldırdın?

- Fidel komünist var mı diye soruyor zannettim, meğer ekonomist var mı diyormuş, yanlış anladım.

Che bu yanlışlığa rağmen Merkez Bankası Başkanı koltuğuna oturmuş. Ancak başarılı olamamış.

Olay bir espri değil, pek çok ağızdan doğrulanan bir gerçektir.

AKÖREN KÖYÜNDE

Geçen hafta sonu yolumuz Silivri’nin Akören köyüne düştü. Silivri’nin 15 kilometre uzağında, yeşil tepeler ortasında geçmişi ta Fatih Sultan Mehmet’e kadar uzanan bir yerleşimdir Akören. Daha öncesinde Bizanslıların da yaşadığı, o dönemden kalan harabeler nedeniyle adına Akviran dendiği ancak sonraları bu ismin kanunla Akören’e dönüştürüldüğü bilinir.

Köye 30 yıl önce de uğramıştık. Nüfus ve yapı sayısı bakımından hemen hiç gelişme olmamış. Yaklaşık 1700 nüfusu var. Ancak tam sekiz emlakçı saydık köyde.

Kimse konut yapmıyor, tarla olarak ekip biçmiyor. Ama araziler alınıp satılıyor. Nedir bunun sırrı? Eski muhtar Bahattin Bey anlattı:

- Herkes tasarruf olsun diye toprak alıyor beyim, altın alsa, döviz alsa yarın değerinin düşüp düşmeyeceği belli değil. Ama toprağın bedeli her zaman artıyor.  O yüzden yurdun dört bir yanından gelip toprak alıyorlar.

Batı ülkelerinde halk tasarruflarını bankaya ya da hisse senedine yatırır. Para o kanallardan üretken yatırımlara gider. Bizde ise öncelikli amaç enflasyona karşı paranın değerini korumak. O yüzden para şehirde konuta, şehir dışında toprağa yatırılıyor. Yastık altında saklanır gibi toprakta saklanıyor. Tasarrufun üretime katkısı haliyle sınırlı kalıyor.

SÖZ

“Araplar kadar güzel masal uyduran,

İranlılar kadar bu masalı güzel anlatan,

Türkler kadar da bu masala kolay inanan başka bir millet yoktur.”

Mirza F. Ahundov

Azerbaycanlı yazar (1812-1878)

HZ. ÖMER ADALETİ

İyi Parti afişler bastırmış. Kentin görünür yerlerine asılıyor. Afişler “Ömer’in yolu” temalı. İyi Parti iktidar olunca Hazreti Ömer adaleti uygulayacakmış.  Afişlerin hepsi birbirinden ilginç. Ve mantığı zorlayıcı. Örneğin bir afişte sol yanda Atatürk, sağ yanda Meral Akşener görünüyor, arada şu sözler yer alıyor:

“Ömer’den ilhamla ‘Adalet mülkün temelidir’ dedi. Kurtuluş Savaşı’nı kazandı. Adil düzen ve hür toplum için Cumhuriyeti kurdu.”

Atatürk, hangi konuşmasında Ömer’den ilham almış da “Adalet Mülkün temelidir” demiş? Kurtuluş Savaşı’nı bunu diyerek mi kazanmış? Cumhuriyet’i adil düzen için mi kurmuş?

Birbirinden kopuk, ne Atatürk ne Cumhuriyet’in ruhunu yansıtan cümleler bunlar. Adaleti tarihteki binlerce hukukçu ve filozofu bir yana bırakıp Hazreti Ömer’in tam bilinmeyen döneminde aramak da bir başka ilginç fikir tabii!