Kocaman bir yürek

Yaşar Kemal ağabeyimizi; kocaman bir adamı,kocaman bir yazarı, kocaman bir yüreği kaybettik...
Yaşar Abi’yi anlatmaya kitaplar yetmez... Nerede kaldı satırlar...
Dünyaya, doğaya, insanlara büyük sevgisi vardı. O kadar çok sözcüğü, zengin dili, o kadar ayrıntılı gözlemi o sevgi yaratırdı. Bir kelebeğin uçuşunu bazan 20 safya anlatırdı. Dostu Ara Güler:
“Adam öyle yazoor ki abi,bir damla gözyaşı otuz sayfada yere zor düşooor” diye mizaha vururdu anlatım zenginliğini...
***
Dünyayı ve hayatı nasıl sevdiğini Frankfurt Kitap Fuarında 1997’de anlatıyor:
“Nereden gelip nereye gidersek gidelim. Bu güzel dünyayı, bu ışığı, bu bin renkli toprağı, bu içleri sevinç dolu insanları gördük ya, yaşadık ya... Ya hiç gelmeseydik, bu güzelim dünyayı hiç görmeseydik...”
Norveç’te 2007 de yaptığı konuşmada neden yazdığını anlatıyor. Bu satırlar aynı zamanda okurlarına vasiyetidir:
“Benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun
İnsanın insanı sömürmesine karşı çıksın
Kimse kimseyi aşağılamasın
Kimse kimseyi asimile etmesin
Benim kitaplarımı okuyanlar, yoksullar birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır. Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar”
***
Türkçeyi en güzel kullanan yazarlardandı. Arapça ve Farsça sözcük kullandığına hemen hiç raslanmazdı. Yurdun dört bir yöresinden sözcük devşirir, romanları, hikayeleri aracılığıyla Türkçeye armağan ederdi.
Gazeteciler Cemiyetinde 2005 yılında yaptığı konuşmada diyor ki:
“Türkçe sapa bir dildir, talihsizliği oradan geliyor. Talihi de güzel bir dil olduğundan geliyor. Hepimizin talihi de Türk dilinin zengin bir dil olmasından geliyor.”
Atatürk’ü elbet severdi. 23 Nisan 2009’da küçük bir öğrenciyle yaptığı konuşmada der ki:
“Atatürk büyük bir adamdı. Türkiye’yi bugünkü durumuna getiren adamdı. Onun kurduğu Türkiye çok kötü yönetilmesine rağmen hala yıkılmadı, Türkiye’nin Mustafa Kemal olmasaydı, ne olacağı belli değildi. Hala Atatürk’ün gücü duruyor bu toplum üzerinde ve o bize güç veriyor. Yoksa Türkiye batmıştı”
Ahmet Taner Kışlalı, “Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği” isimli kitabında onun şu sözlerini aktarıyor:
“Cesaretim olsa, tıpkı İnce Mehmed’in destanını yazdığım gibi, Mustafa Kemal’in de destanını yazmak isterdim...”
***
Doğduğu Hemite köyünü ziyaretinde köylüler “Vasiyet et mezarını babanın yanına yapalım” diyorlar. O diyor ki:
“Ben ölünce hangi köye gömerler bilmiyorum. Merak de etmiyorum. Anadolu’da kırk bin köyüm var benim. Sadece Hemite değil. Hiçbirini de kırmak istemem. O yüzden bunun kararını ben veremem”
Geriye ciltler dolusu eser, geleceğin edebiyatçılarına özgün ve parlak örnekler bıraktı. Yarattığı aydınlıkta güzel ve dürüst insanlar yeşerecek... Yaşar Kemal bu topraklarda yüz yıllarca unutulmayacak...

KCK

Hükümet üyeleri PKK silah bırakacakmış gibi lastikli cümleler kururken, KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu diyor ki:
- Sorun bizim Türk devletine karşı silah bırakıp bırakmamamız değildir; sorun, böyle bir direnişi ortaya çıkaran koşulların ortadan kaldırılıp kaldırılmamasıdır. AKP hükümeti önderliğin ortaya koyduğu 10 başlıkta müzakere edip sorunu çözecek midir, çözmeyecek midir? Bu sorun çözülmeden “PKK silah bırakacak”, “PKK kongresini yapıp silah bırakma kararı alacak” biçimindeki yaklaşımlar demagojidir...
Karasu özetle... PKK’nın tüm talepleri yerine getirilinceye kadar silah bırakmayacağız, diyor. Taleplerin sonu mu? Elinden silahı bırakmayan bir terör örgütünün taleplerinin sonu yoktur...

DİRİMDİRİM, Türkiye’nin ilk sağlık dergisi... 1925 yılında “Arapça Tedavi Notları” ismiyle çıkmaya başlamış. 1935 yılından itibaren Latin harfleri ve DİRİM adıyla yayına devam etmiş... Derginin eski sayılarını gözden geçirdik. Günümüzde bu kadar ciddi bir tıp dergisi var mı, bilemiyoruz. Baskı güzel, içindeki makaleler ciddi ve bilgilendirici...
Dergiyi o zaman Dr. Feridun Frik çıkarıyormuş...
Doktorlar tıptaki gelişmeleri büyük ölçüde bu dergiden izliyormuş...
DİRİM şimdi lüks kapak ve sayfalarla yeniden çıkıyor.
Dergiyi de dedesinin anısına torunu Erol Frik çıkarıyor...
Ortopro firmasının desteklediği dergi doktorlara ücretsiz gönderiliyor.
Cumhuriyet’le adeta yaşıt olan 90 yaşındaki dergiye uzun ömür diliyoruz.

GK

“Yalancı cinnet” başlıklı dünkü yazımızda Urfa Ceylanplınar’da iki arkadaşını vurduktan sonra intihar eden erle ilgili Genelkurmay’ın “cinnet geçirdi” açıklamasını yaptığını yazmıştık.
Genelkurmay’dan dün yapılan açıklamada “cinnet” açıklamasını Genelkurmay’ın değil, valiliğin yaptığı... Bu olayla ilgili askeri soruşturmanın sürdüğü belirtildi...