Komik Başkan!

"Taraftarımız takımımızı baştan sona destekledi. Canı gönülden teşekkür ediyoruz. Frankfurt maçında da aynı desteği bekliyoruz."Ya, maç sırasında yaşanan o çirkin olaylar? O konuda, kerhen olduğu açıkça anlaşılan sadece tek bir cümle Özdemir'in ağzından, "Yalnız taraftarımızın sahaya bir şey atmaması lazım."Aklınca lutfetmiş, böylece zevahiri kurtarmış oluyor.Peki, hakem konusunda ne diyor? Eskiler bir yana... Daha iki hafta önceki Trabzonspor maçı öncesi, hakem Bülent Demirlek'e itirazlarından dolayı 20 gün hak mahrumiyeti cezası almış... Cezasını halen çekmekte olan Özdemir, yüzünde en küçük bir renk değişikliği olmadan şunu söylüyor:"Biliyorsunuz, biz hakemler hakkında konuşmayı doğru bulmayız!"Fenerbahçe'yi kutluyor ama soruyoruz... Bu tür yöneticilerle olaysız futbol mümkün mü? Bu arada Lig TV'nin maçta bazı sahneleri göstermeme konusundaki gayretini de kutlayalım! Galatasaray'ın bir penaltısının verilmediği... kritik sarı ve kırmızı kartların es geçildiği... Kaleci Mondragon'un su dolu pet şişe yağmuru altında görevini yapmaya çalıştığı... Korner atmaya giden Galatasaraylı futbolcuların yerli ve yabancı madde yağmuruna tutulduğu... Gerets'in alnından yaralandığı pazar günkü maçın hemen ertesinde Fenerbahçe Başkan Vekili Nihat Özdemir ekranda aynen şunları söylüyor: Hacettepe Üniversitesi'nden bir profesör trenlere mescit yapılmasını istemiş. İstek destek görürse ilkini AB trenine yapalım, "Hıristiyan kulübü"ne mescitle girelim... Yetim babası Darüşşafaka, bir hayırseverin 40 yıl önce bağışladığı Kadıköy Koşuyolu'ndaki 11 dönümlük araziye hastane yapmak istiyor. Anakent belediyesinden bir türlü izin çıkmıyor. Darüşşafaka araziyi geçen yıl Taşyapı'ya satıyor. Bir gecede üç emsal izin çıkıyor... Taşyapı o araziye şimdi 40 katlı otel yapma hazırlığında... 7 milyon dolarlık arazinin değerinin Belediyenin bir kararıyla 70 milyon dolara fırladığı hesaplanıyor. İstanbul'da "Beledibo" çalışıyor... Çok çalışıyor... Bizim merakımız; dolarlar kimlere gidiyor? Beledibo çalışıyor Prof. Şehmuz Güzel, Paris'ten yazdığı mektupta Fransa'da fakirliğin nasıl da alıp yürüdüğünü anlatıyor... Her 10 kişiden biri yoksul. Dilenciler çığ gibi artmış... Banque Alimentaire, yani Gıda Bankası her zamankinden daha faal imiş... Nedir bu derseniz... Büyük marketlerden alışveriş yaparken bir torba da fakirler için dolduruyorsunuz. Parasını ödüyor çıkışta Gıda Bankası'nın elemanına teslim ediyorsunuz. O da erzağı fakirlere ulaştırıyor. Sarkozy'nin Türkiye AB'ye üye olmasın çığlıklarının sebebi de bu anlaşılan; fakirlik... Banque Alimentaire Bülent Tırtıl geçenlerde bir ceza tutanağı aldı. Cezayı fahri trafik müfettişi yazmıştı. Tutanağa göre Tırtıl, 25 Ekim 2006 tarihinde, sabah saat 9.05'te Zincirlikuyu'da trafik suçu işlemişti...Oysa Bülent Tırtıl o tarihte bayram tatili nedeniyle eşiyle birlikte GAP turundaydı...Bülent Bey makbuzu alınca 88.10 YTL'lik ceza tutanağına itiraz için trafik şubesine gitti. Yanına İstanbul'da olmadığını ispat eden tur faturasını, uçak biletini falan da aldı. Kendisine verilen yanıt:- İtiraz hakkınız yoktur... Önce cezayı öder sonra mahkemeye dava açabilirsiniz...Bülent Bey sordu:- İyi ama bu kadar büyük hata yapan "fahri trafik müfettişi" nasıl oluyor da hâlâ görevde kalıyor? Yaptığı bu hatadan dolayı hakkında soruşturma açılmayacak mı? Böyle kaç kişinin canını yakacak? Bülent Bey müfettişin kimliğini istedi. Kimlik kendine verilmedi. Gizliymiş. Bülent Bey bir şaka yaptı:- Ben de fahri trafik müfettişi olmak istiyorum, dedi...- Kontenjan dolu yanıtını aldı...Fahri trafik müfettişleri, ceza tutanağını hazırlarken (aracın plakasını yanlış görebilme ihtimaline karşı) rengini ve markasını da yazıyorlar... Fakat Bülent Tırtıl tutanağa ulaşma imkânına sahip olmadığı için renk ve marka doğru yazılmış mı onu da bilmiyor... Eli kolu tamamen bağlı... Fahri müfettiş İran'a giden uçakta Başbakan Erdoğan'a müzakerelerin 8 başlıkta askıya alınması konusundaki görüşü soruluyor. Erdoğan diyor ki:- İtalya Başbakanı Prodi'yle konuştum. Faydalı bile oldu, dedi. Komisyon başkanlığı yapmış bir kişi...Anlaşılıyor ki AB'nin dayattığı konularda kendimiz bir karar veremiyoruz. Yorumu başkalarından bekliyor:- İyi bile oldu, diyorsa biz de iyi oldu diyor, keyfimize bakıyoruz... Tavsiyemiz. Bundan sonra bu konuları Papadopoulos'a soralım. O hep "Çok iyi oldu, şahane, aynen devam" diyecek, Erdoğan'ı daha da fazla rahatlatacaktır... m.asik@milliyet.com.tr Rumlara soralım