MİLLETİN GÜCÜ

Lord Kinross, “Bir Milletin Yeniden Doğuşu” adlı kitabında harika bir tespit yapıyor. “Bu millet adam olmaz, bu milletle bir yere gidilmez” şeklinde kestirme yargılarla halkı küçümseyenlere anlayacakları dilden ders veriyor. Atatürk’ün yurt sevgisinin kaynaklarını anlatırken O’nun Türk insanına bakışını bakın nasıl özetliyor:

“Mustafa Kemal Türk halkı üzerinde hayale kapılmıyordu. Onun katı, tutucu, kadere inanır, zekâ ve inisiyatif  bakımından ağır davranışlı olduğunu bilmiyor değil. Ama aynı zamanda inatçı, sabırlı, dayanıklı, savaşçı, üstlerine bağlı ve gerekirse aldığı emre uyarak canını vermeye hazır olduğunu da biliyordu.

Atatürk, Türk insanını iyi tanıdığı, ona güvendiği,  iyi yönetilirse üstün niteliklerinin öne çıkacağı inancıyla hareket etmişti. Samsun’a çıktığı gün yurdun yer yanında isyanlar birbirini kovalıyordu. Yunanistan ordusu İzmir’e çıkmış, ardından hiç direniş görmeden Manisa ve Aydın’a yürümüştü. Bu koşullarda ancak halkına sonuna kadar inanan bir lider mücadeleye devam edebilirdi. O devam etti.”

Ülkemizin insanı iyi yönetilirse her türlü güçlüğü yenebiliyor, büyük işler başarabiliyor.

Öyle olmasa dünya coğrafyasının en güzel yerlerinden birinde asırlardır var olabilir miydik?

BOŞUNA UMUTLAR

14 Mayıs, bir zamanlar demokrasi bayramı olarak kutlanırdı. 14 Mayıs 1950 günü, 27 yıl süren CHP iktidarının son bulduğu Demokrat Parti’nin yüzde 53 oyla tek başına iktidara geldiği tarihtir.

Ünlü şairimiz Orhan Veli, çıkardığı YAPRAK dergisinde 15 Mayıs 1950’de CHP’nin yenilgisini bakınız nasıl yorumlar:

“Seçimler bitti. Demokrat Parti, Halk Partisi’ni korkunç bir bozguna uğrattı. Oysaki Halk Partisi, halkı kazanacağını umarak fikirleriyle prensiplerinden son zamanlarda ne fedakârlıklar etmişti. Bütün yayınlarına göz yumulan din dergileri, okullara konan din dersleri, yeniden açılan ilahiyat fakülteleri, imam hatip kursları, türbeler, şahsi sermayeye sağlanan imtiyazlar, her türlü irticaa tanınan haklar... Hiçbiri kâr etmedi.”

Dünden bugüne... CHP rakibini taklit ederek oy alamıyor.

Ancak, inandırıcı bir ekonomik program yaptığında oy desteğini yüzde 40’a kadar çıkarabiliyor. Bunun örneğini geçmişte gördük.

TASARRUF

 

Aileler ev masraflarını azaltmak için McDonalds mağazalarını mesken tutmuşlar. İngiliz Gazetesi The Guardian’a göre, bu ülkede enflasyon son 40 yılın en yüksek düzeyine çıkınca sınırlı gelirli aileler eskisinden daha çok McDonalds’a gidiyor ve eskisinden daha uzun süre oturuyorlarmış. Amaç böylece evdeki yakıt masrafını azaltmak ve et yemeğini evdekinden daha da ucuza getirmekmiş. Bu arada bedava televizyon izliyorlar, dişlerini mağazanın lavabosunda yıkayarak sudan da tasarruf sağlıyorlarmış. Bir ankette de Britanyalıların yüzde 65’inin tasarruf amacıyla kaloriferlerini yakmaktan kaçındığı ortaya çıkmış.

İngilizler kendilerini gelecek günlere böyle hazırlıyor.

İlk bakışta biraz komik ve abartılı görünebilir ama... Dünya  koşulları insanları her alanda harcamaları gözden geçirmeye ve ince tasarruflara zorluyor.

EFES

Anadolu Efes dün Euroligue’de yanı final maçında Olimpiakos’u yenerek final oynamaya hak kazandı. Takımımız bu akşam Belgrad’da Real Madrid ile finali oynayacak. Dünya boks şampiyonasında kadınlarımızın topladığı altın ve gümüş madalyalar kadar değerlidir Efes’in yakaladığı başarı. Geçen yıl Barcelona ile finali oynamış, şampiyon olmuştu, bu yıl Real Madrid’le finali oynuyor. Futbol takımlarımızın Avrupa’da aynı başarıyı kazandığını, Barcelona ve Real Madrid ile iki yıl üst üste final oynadığını düşünün. Kaldı ki Efes’in bütçesi Real, Barcelona, Milan gibi kulüplerin de epey altında. Başarıda büyük payı olan oyuncular ile kulüp yönetimini ve koç Ergin Ataman’ı kutluyoruz. Bu akşam da  Real’i yenerek büyük kupayı Türkiye’ye taşıyacaklarını umuyoruz.