MUMCU

Unutulmaz bir gazeteciyi, Uğur Mumcu’yu, katledilmesinin 29. yılında sonsuz saygıyla anıyoruz. Atatürkçü, cumhuriyetçi, bağımsızlık sevdalısı bir gazeteciydi Uğur. Hırsızların, kaçakçıların korkulu rüyasıydı. Laikliğin yılmaz savunucusuydu. Bir aydının hem milliyetçi, hem Cumhuriyetçi, hem demokrat, hem laik, hem insan hakları savunucusu olabileceğini, olması
gerektiğini göstermişti.

Suikasta uğradığından bu yana 29 yıl geçti. Cinayetin ilk günden itibaren savcılardan başlayarak bizzat devlet tarafından örtüldüğüne ilişkin belirtiler çoktur. Yakalanan birkaç tetikçinin gerçek katiller olmadığı bilinir. Bu tür cinayetlerin anti laik, anti demokrat, sağ rejimlerin kapısını açmaya yönelik olduğu da ayrı gerçektir. Uğur’a saygıyla...

MASUMİYET

Hukukta malumunuz “masumiyet karinesi” diye bir şey var.

Nedir masumiyet karinesi?

Evrensel bir ilkedir. Anayasamızın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” şeklinde ifade edilen masumiyet karinesi, savaş hali dâhil en olağanüstü hallerde dahi sınırlandırılamaz.

Suçlanan kişi beraat ettiğinde de hakkındaki kararı sorgulayamazsınız.

Masumiyet karinesi, Osmanlı döneminde Mecelle’ye “Beraat-ı zimmet asıldır” (mad. 8) ve “Beyyine hilâf-ı zahiri isbat içindir” (mad. 77) ifadeleriyle girmiştir.

Yani suçlayan kişi veya makam bunu kanıtlamak zorundadır.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan bir konferansta anımsatmıştı.

“Masumiyet karinesine göre,
bir kişinin suçlu sayılabilmesi ancak bağımsız bir mahkemece yürütülen adil yargılanma sonucu mümkündür.”

Şu sözler de Başkan Arslan’a ait:

“Herhangi bir organ, makam, merci veya kişinin yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat vermesi, hatta tavsiye ve telkinde bulunması bu ilkeye gölge düşürür.”

Hukuk böyle diyor. Kulak verelim. Bir gün hepimize lazım  olabilir.

İHLAL

Fahri Trafik Müfettişleri (FTM) Derneği Basın Sözcüsü Halis Kahraman bir mesaj göndermiş. Yeni yılda yayalara durarak ilk geçiş hakkını vermeyen araç sürücülerine 888 TL ceza kesilirken, kırmızı ışık ihlalinin cezasının sadece 427 Türk Lirası olması nedeniyle caydırıcı olmadığını, sürücülerin kırmızı ışığı pek takmadığını belirterek, “Bu ihlalin cezası en az 1000 TL olarak belirlenmelidir” diyor.

Halis Bey haklı. Kırmızı ışık ihlali ölümcül kazalara yol açan kritik bir hata. Daha ağır cezalandırılmalı.

ŞİŞESÜT

Bir şişe süt almaya kalkıştık... Tire Süt Endüstrisi’nin 1 kg sütü Kadıköy’de markette 28 lira idi. ADA’nın organik sütünü aldık, 1 kg 18 lira. 3 kg çiy süt ise 45 lira. Facebook’ta durumu anlatınca bir okurumuz
tavsiyede bulundu:

- Melih Bey, en iyisi bir inek satın alsanız!

Okurumuz espri yapıyorsa da pek anlamsız değil.

Dostoyevski’nin hayatını anlatan bir belge film izledik geçende. Eşi doğum yaptıktan birkaç ay sonra Dostoyevski’yi
St Petersburg’da Neva Nehri kıyısında koşa koşa kayıp bir ineği ararken görüyoruz.
Önüne gelene:

- Burada siyah benekli bir inek gördünüz mü, diye soruyor.

- Hayrola bu inek merakı da nereden çıktı, diye soruyorlar.

Ünlü yazar:

- Bebeğim taze süt içsin diye bir inek satın aldım, burada otluyordu, derken gözden kayboldu, diyor.

Neyse ki ineği buluyorlar da bebek sütsüz kalmaktan kurtuluyor.

BALIMIZ

Üreticinin inekleri besleyemediği için kesime yolladığı haberlerini okuyoruz gazetelerde. Arıların da beslenemediğini, bal sıkıntısı baş göstereceğini ise CHP Milletvekili Osman Adıgüzel mektubunda anlatıyor.

Anadolu’yu karış karış gezen Adıgüzel diyor ki:

- Arıların kışın beslenmek için stokladığı balı üretici alıp piyasaya sürdü. Arıların kışın beslenmesi için kendilerine şeker verilmesi lazım. Ancak şeker fabrikada 265, rafta 420 TL. Bu fiyatlarla arıcı şeker alıp arısını bahara çıkaramaz. Bu maliyetlerle arıcı üretim yapamaz. Vatandaş önümüzdeki yıl makul fiyata bal bulup yiyemez. Arıcılara uygun fiyatla şeker desteği verilmesi gerekir.