Nazilli basması!

AKP Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim güzel bir haber veriyor:

“Sümerbank basma fabrikamızı tekrar hayata geçirebilmek için Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisimiz ile birlikte çalışmalara devam ediyoruz. 42 bin metrekare kapalı alanı bulunan bu tekstil alanımızın özel işletmeler aracılığıyla tekrar üretime başlaması için çalışıyoruz” diyor...

Haber güzel... Ancak içi tamamen boşaltılmış ve çürümeye yüz tutmuş fabrika tekrar canlanır mı? Eskiye döner mi?

***

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası bir gurur ve başarı romanıdır. Nazilli Atatürk’ün açılışını yaptığı son fabrikaydı... Yıl 1937... Açılışla birlikte 480 makine aynı anda çalışmaya başladı.

Atatürk bir süre makinelerin sesini dinledi ve şöyle dedi:

“İşte bu bir musikidir.”

Fabrika yıllarca Türkiye’nin en üretken kuruluşları arasında yer aldı. 1980 yılından sonra sistemli ve kasıtlı olarak batırıldı. 2000’lerde bitirildi.

Fabrika bir okul, bir kültür kompleksiydi.

- Fabrikanın bir halkevi ve işçilerin sahneleyeceği oyunlar için bir sahnesi vardı. Klasik Türk ve Batı müziği toplulukları vardı.

- Fabrika işçiler için okuma yazma kursları, genç kızları meslek sahibi yapacak kurslar düzenliyordu.

- Fabrikanın ressamları vardı. Fabrikadaki işlerinin dışında Nazilli ve çevresinin resimlerini yapıyor, sergiler açıyorlardı.

- Fabrikanın spor kulübü vardı. Futbol sahası Türkiye’nin ilk alttan ısıtmalı sahasıydı

- Personel için 40 yataklı bir hastane, bir eczane ve laboratuvar kurulmuştu.

- Bir işçi radyosu, 26 yataklı bir kreşi vardı.

- 264 işçi lojmanı, 350 kişilik bekâr işçi pavyonu vardı.

Fabrikanın işçi ve memurları modern yaşamın tüm nimetlerinden yararlanıyordu. Orada çalışmak mutluluk ve ayrıcalıktı. O günler, o şartlar geri gelir mi?

CHP

CHP’nin bir parti programının olmadığını, internet sitesinde de o bölümün açılmadığını yazmıştık. Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel telefonla aradı. Sayfalara birlikte baktık. Sanırız ya bizim bilgisayarda bir hata vardı ya da teknik hata karşı tarafça düzeltilmiş idi. Bu defa “Parti Programı” internet sitesinde görünüyordu.

Ancak, CHP’nin Parti Programı yok derken, internet sitesinde olup olmamasını tartışmıyoruz. Orada görünen program 2008 yılında Baykal döneminde yapıldı. Aradan kaç seçim ve referandum geçti. Parti Meclisi toplantılarında üyeler kaç kez bir program kurultayı yapılsın, program yenilensin dediler. Program 12 yıldır yenilenmedi. Ayrıca internet sitesinde partinin temel politikalarını öğrenmek isteyenler “Ekonomi politikaları, Sosyal politikalar, Eğitim politikaları, Dış ilişkiler, İşçi Sendikaları” gibi başlıkları tıklayınca içi boş sayfalarla karşılaşıyor.

Geniş katılımlı bir kurultayla hazırlanacak yeni bir programa ihtiyaç sürüyor.

AVM

Hafta başında AVM’ler halka açıldı... AVM’lerin kapısındaki uzun kuyruklar eleştirilere yol açtı. İyi de... Sahiller ve parklar halka kapatılmış olunca AVM’lere hücum olağan değil miydi? Bu arada pazar günü 65+’lara verilen izin sırasında caddelerin kalabalığı da gazetelerde konu olmuştu. Bunun ana sebebi de kıyı ve parkların kapalı olması değil miydi? Vatandaşa caddeler dışında yürüyeceği yer kalmadı ki...

DEDEM

Bu Kovid-19 belası en çok yaşlı başlı nüfusa haksızlık yapıyor. Nasıl mı? Bakın şimdi, aşı bulunana kadar yaşlı nüfus kendini evlerde izole edecek. Aşı bulunacak mı, ne zaman bulunacak belli değil. Aşı bulundu diyelim, mevcut virüsü öldürecek ama şekil değiştirmiş virüslere karşı yine etkisiz olacak. Yaşlı nüfus mecburen önlemleri sürdürecek. Ne zamana kadar? Sonsuza kadar. Ancak etkili bir ilaç bulunursa o zaman dede ve nineler rahat bir nefes alabilir. Ne var ki gribin ilacı hâlâ bulunamadı. Kovid ilacı da bulunmayabilir. 65 yaş üstü son yıllarını virüsten kaçarak, evde birkaç odaya hapsolarak geçirebilir. Haksızlık değil mi?

MAÇLAR

Lig maçları 12 Haziran’da başlıyor.

Maçlar seyircisiz oynanacak...

Prof. Eser Karakaş bir merakını dile getirmiş:

“Bir futbol takımı sadece sahaya çıkan on bir değil, yedekler var, teknik kadro var, malzemeci var, masörler var, vs. Bu geniş kadrodan bir kişinin Kovid-19 testi pozitif çıksa on dört gün için tüm kadronun ve maç yaptıkları iki takımın yine tüm kadrosunun karantinaya alınması gerekecek. O durumda lig nasıl devam edecek?”

Evet, kafa kurcalayan bir soru...

RÜYA

Cübbeli Ahmet Hoca diye bilinen Ahmet Ünlü:

“Darbe tehlikesi var ben rüyamda gördüm. 15 Temmuz darbesini de rüyamda görmüştüm” diyor.

Hem din adamı... Hem siyasi konularda rüya görme yeteneğine sahip bir âlim var karşımızda.

Bir gazeteci arkadaşımız diyor ki:

- Bu rüya suç duyurusu sayılarak soruşturma açılmalı. Cübbeli Hoca rüyasında gördüğü darbecilerin adlarını ve yerlerini savcıya bildirmeli. Kendisi de tanık olarak mahkemede ifade vermelidir.

- Sen ciddi misin?

- Hayır, rüya görüyorum.