NEDEN YAŞARIZ?

İnsan dünyaya neden gelir, neden bir ömür boyu  yaşar?

Herkesin kendine göre bir hayat felsefesi ve inancı vardır.

Yarın, aramızdan ayrılışının 83. yılında saygı ve özlemle anacağımız Mustafa Kemal Atatürk 1937 yılında Romanya Dışişleri Bakanı Antonescu ile görüşmesinde yaşamın anlamını bakınız nasıl anlatıyor:

“Vaktiyle kitaplar karıştırdım. Hayat hakkında filozofların ne dediklerini anlamak istedim. Bir kısmı her şeyi kara görüyordu ‘Mademki hiçiz, sıfıra varacağız, dünyadaki geçici ömür esnasında neşe ve saadete yer bulunmaz’ diyorlardı.

Başka kitaplar okudum, bunları daha akıllı adamlar yazmışlardı. Diyorlardı ki,

‘Mademki sonu nasıl olsa sıfırdır, bari yaşadığımız müddetçe şen ve şatır olalım.’

Ben kendi karakterim itibariyle ikinci hayat telakkisini tercih ediyorum, fakat şu kayıtlar içinde:

Herhangi bir şahsın yaşadıkça memnun ve mesut olması için lazım gelen şey, kendisini değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır.

Hayatta tam zevk ve saadet, ancak gelecek nesillerin varlığı, şerefi için çalışmakla bulunabilir.

Bir insan böyle hareket ederken benden sonra gelecekler acaba böyle bir ruhla çalıştığımı fark edecekler mi, diye bile düşünmemelidir.

Hatta en mesut olanlar hizmetlerinin bütün nesillerce meçhul kalmasını tercih edecek karakterde bulunanlardır.”

(Prof. Hikmet Özdemir - Atatürk’ü Yeniden Düşünmek, s. 121)

AKM

Yenilenmiş bulunan Atatürk Kültür Merkezi’yle ilgili olumlu olumsuz eleştiriler okuyoruz bu günlerde. Bizlerin görmediği bir ayrıntıyı Eser Karakaş bir mimar dostunun gözlemlerine dayanarak yazmış. Taksim Meydanı’nda araçtan inenler AKM’ye birkaç merdiven inerek ulaşırdı. Yapının yeni halinde bu durum değişmemiş. Caddede araçtan iniliyor, birkaç merdiven inildikten sonra yürünerek binaya giriliyor. İddia şu... Dünyada bu tür yapılara sanatın yüceliğini yansıtması açısından merdivenle çıkılarak girilir. Merdivenle inilerek girilmez. Binanın önündeki yol alçaltılmalı veya binanın tabanı yükseltilmeli, en azından seviye farkı giderilmeliydi, deniyor. Bu düşünceyle mi yapıldı bilmiyoruz. Ancak Kadıköy’de 1927 yılında perdelerini açan Süreyya Operası’na da birkaç basamak merdivenden çıkılarak girilir.

HEYECAN

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Karar TV’de soruları yanıtlarken İstanbul ve Ankara belediye başkanlarının cumhurbaşkanı adayı olmalarını istemediğini söylüyor. Onlara adaylık kapısını kapatıyor.

Bir başka soruyu yanıtlarken diyor ki:

- Seçeceğimiz cumhurbaşkanı, güçlü bir cumhurbaşkanı. Ama bu cumhurbaşkanının alacağı temel kararları ittifakı oluşturan liderlerle ortak alması lazım.

Bir CHP’li dostumuzun bu görüşlere eleştirileri var:

- Seçime 1.5 yıl kala kimin cumhurbaşkanı olup kimin olmayacağını tartışmak hem vakitsizdir hem esas sorunları gözden kaçırır

- Güçlü cumhurbaşkanının kararlarını alırken oturup ittifakı oluşturan liderlerden onay alması gerçekçi bir mekanizma değildir. Hem vakit kaybıdır hem güçlü lider imajını bozar. Partilerden biri ikisi karara “hayır” derse ne olacak?

- Kılıçdaroğlu’nun başkanlara cumhurbaşkanlığı kapısını kapatmasının değeri yoktur. Tabandan gelecek baskı Kılıçdaroğlu’nun gücünü aşar. Adayı taban belirler.

ARŞİV

Atatürkçü Düşünce Derneği, yeni genel başkan Dr. Hüsnü Bozkurt liderliğinde yeni bir yola koyuldu.

Sayın Bozkurt’tan iki talep...

Atatürk’ün zaman zaman daha önce hiç görülmemiş fotoğrafları ve kısa filmleri ortaya çıkıyor. Sonra kayboluyor.

ADD’nin bir fotoğraf ve film arşivi yapmasının yararlı olacağını düşünüyoruz.

İkinci talep Almanya’dan Dursun Atılgan’dan geliyor. Youtube gibi mecralarda Atatürk’le ilgili hakaret ve yanlış bilgi içeren çok sayıda malzemenin bulunduğunu anlatan Atılgan, ADD’nin bir görevinin de bu tür çirkin kayıtların ortadan kaldırılması olacağını söylüyor. ADD ilgili kaynaklara başvurarak gerekirse dava açarak bu tür malzemenin yayından kaldırılmasına çalışmalı.

DİĞER YENİ YAZILAR