Öğrenemeyenci

- İngilizce öğretmenimiz yok, diyor hocanım, geçen yıl da yoktu zaten...- Çocuklar hiç İngilizce öğretmeni görmediler mi?- Maalesef hayır...- Peki ne yapıyorsunuz İngilizce dersinde...- Başka konular işliyoruz...Konuyla ilgilendiğimizi görünce ekliyor:- Müzik öğretmenimiz de yok... Resim, beden, elişi öğretmenlerimiz de...Bilgisayar dersleri varmış. Ama derste çocuklara gösterecekleri bir cihaz yokmuş... Yoklar bitmiyor:- Gece ve gündüzü bir kürenin üzerinde anlatmam gerekiyor, ama küre yok sınıfta, diye ekledi...Tekrar dikkatinizi çekeriz.. Bu okul İstanbul'un göbeği sayılacak bir yerdedir... Varın uzak yörelerin durumunu siz hesap edin... Anadolu'dan hemen her gün e - posta geliyor...- Okulumuzda kitap yok bize kitap gönderin.Okullarda kütüphane yok, laboratuvar yok... Yukarıda anlattığımız gibi, bir küre dahi yok.Başbakan rüyada olmalı... Bilgisayarsız okul kalmadığından söz ediyor...Babanda para varsa çağa hazırlanıyorsun... Eğer yoksa halin duman...Vurguncunun, kaçakçının, hırsızın cebini dolduran devlet, çocuğunu böyle okutuyor... Kartal - Maltepe İstanbul'un göbeği sayılır... Maltepe'de bir ilköğretim okulunda görevli öğretmenle konuşuyoruz... Söz İngilizce öğretimden açılıyor: İran Hizbullah'ı "ABD'ye üsleri kullandırırsa Türkiye'yi vururuz" demiş. Vursunlar... ABD bizim canımız, feda olsun kanımız... Almanya'da aynı zamanda Bild gazetesinin de muhabiri olan Turan Işık anlattı. Pazar günü Hannover'de bir sünnet düğünü yapılıyor. 20 kadar araç elde bayraklarla trafiğe çıkıyor. Konvoy sürekli korna çalarak ve havaya kurusıkı ateş ederek ilerliyor. Alman polisi müdahele edince polisle çatışıyorlar. 7 polis yaralanıyor. 6 Türk tutulanıyor. Gurbetçimiz sık sık Almanların kendilerini sevmediğinden yakınıyor. Turan Işık telefonda diyor ki:- Ne güzellik ortaya koyduk da sevmediler? Gurbette düğün... Meslektaşımız SSK emeklisi... Geçenlerde çocuğuna sağlık karnesi çıkarmak için SSK'ya gitmiş. Eline doldurması için bir form vermişler. Devamını kendisinden dinliyoruz.- Adınız, soyadınız, ana baba adınız, doğum yeriniz, vs. gibi klasik soruların yer aldığı bir formdu. Tam teker teker dolduruyordum ki, bir soru dikkatimi çekti. Aynen şöyleydi: "Hanımınızın adı"Eş yerine hanım... Neden gerek görüldü böyle bir değişikliğe dersiniz! Eş'ten hanım'a! CHP Milletvekili Yılmaz Ateş, Ankara Belediyesi'ne bağlı Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin (ASKİ) uyguladığı tarifeyi incelemiş, sonucu anlatıyor:"ASKİ suyun metreküpünü büyükelçiliklere 3.39, konutlara ortalama 2.43 YTL'den veriyor. Belediye park ve bahçeleri ile Kuran kurslarına ise en düşük tarife olan 0.65 YTL'yi uyguluyor. En yüksek tarife 4.30 YTL. Bu da ticarethaneler ve ticarethane saydığı okullar için geçerli. Yani okullara suyu Kuran kurslarından 7 kat daha pahalıya satıyor. Bu saçmalık yetmezmiş gibi bir süre önce okullara baskı yapılarak su sayaçları ödemeli sisteme dönüştürüldü. Parası önceden yatırılmaz ise okulların suyu anında kesiliyor. Özellikle varoşlarda su faturalarının altından kalkamayan pek çok okulda mecburen su kısıtlamasına gidildi. Vanalar bir teneffüs açılırsa öbür teneffüs mutlaka kapatılıyor. Buralardaki herhangi bir okula gidin tuvaletlerin leş gibi koktuğunu, mikrop yuvasına dönüştüğünü göreceksiniz. Ateş'in anlattıklarını Mamak'taki bir ilkokulun okul aile birliği başkanına aktarıyor, durumu bir de ondan dinliyoruz."1.400 öğrencisi olan okulumuzda sadece 3 müstahdem çalışıyor. Bunların biri kadrolu, diğer ikisi bizim dernek parasıyla tuttuğumuz müstahdemler. Okulumuzun günlük su faturası 100 milyon lira civarında. Ayrıca önümüze gelen tek fatura bu değil. Yığınla ödeme yapıyoruz. Belediyeye defalarca başvurduk. Bize hiç olmazsa konutlarla aynı tarifeyi uygulayın dedik ama sonuç alamadık. Şimdi bir karar vermek durumundayız; ya kendi paramızla tuttuğumuz iki müstahdemin işine son verip oradan tasarruf ettiğimiz parayla su faturalarını ödemeye çalışacağız ya da tam tersini yapıp suyumuzun kesilmesine razı olacağız. Sonuçta ikisi de pisliğe ve hastalığa davetiye çıkaracak." Okula düşmanlık! Bir dönemin ünlü isimlerinden, eski DSP Genel Başkan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ı izledik Habertürk'te... Kimseyi karalamadan, ağırbaşlı değerlendirmeler yaptı. Beğendik. Siyasete gireceği mesajını verdi. O da iyi... Bir ara AKP iktidarı soruldu kendisine. Sadece "Yoğurt yiyişlerini beğenmiyorum" dedi. Sezer - Erdoğan çekişmesi konusundaki fikri soruldu. Geçmişte tartışmış da olsa cumhuriyet ve laiklikten yana tavır alması, "Sezer haklıdır" diyebilmesi gerekirdi. Sustu. Bırakın sağı solu, cumhuriyetten yana tavır almakta bu kadar zorlanıyorsanız, hangi çizgide ne siyaseti yapabilirsiniz? m.asik@milliyet.com.tr Hüsamettin Özkan