Önceliğimiz hayat

Her depremden sonra büyük laflar etmek.. Depremden ders çıkartıyor gibi konuşmak...

Suçluları cezalandırıyor gibi yapmak...

Ekranlarda bol tartışma ve nasihat programları düzenlemek... Ama birkaç gün geçip araya başka olaylar geçince depremi unutmak...

Ve konuyu uyutmak. Bugüne dek yaptığımız maalesef bu. Ancak İstanbul’un kapısında bekleyen deprem bizi unutmuyor. Er veya geç kapıyı çalacak. Yalnızca İstanbul’u değil bütün ülkeyi sarsacak. Yıllarca altından kalkamayacağımız dertler sarılacak ülkenin başına.

Körfez depreminden bu yana kimi önlemler alındı. Kimi önlemler denendi. Başarılı olmadı. Demek ki yeni yasalar, yeni uygulamalar gerekiyor.

Her depremden sonra aynı şey gündeme gelir. Binaların dayanıklılığı kontrol edilecek. Riskli binalar yıkılacak, yenileri yapılacak. Temenni budur ama sonuç vermez. Çünkü ne devlet ne belediyeler, ne vatandaş bu işe para ayırır. Ne de uygun planlama yapılır.

E. General Nejat Eslen diyor ki:

“Deprem bir güvenlik sorunudur ve savaşa hazırlanır gibi hazırlanmak gerekir.”

“Paramız yok savaşamıyoruz” diyemeyeceğimiz gibi, “Paramız yok, insanımızın hayatını koruyacak önlemleri alamıyoruz” diyemeyiz. Önceliğimiz budur. Önceliğimizin bu olduğunu kafamıza yerleştirirsek para da bulunur, çare de bulunur. Yeter ki birlikte yaşama azmini terk etmeyelim.

KIZILAY

Telefona 2868 Deprem yaz, vereceğin 10 lira İzmir’e gitsin.

Azerbaycan yazarsan, 10 lira dost ülkeye gidiyor.

Kızılay 10’ar 10’ar bağış topluyor.

Geçmişte külliyetli miktarda bağış alırdı bu derneğimiz.

Bir güven sıkıntısı yaşıyor şimdilerde. Adı kimi tatsız haberlerle anılıyor. Örneğin, bu yılın başlarında bir gaz şirketinden yapılan 8 milyon liralık bağışın bir vakfa aktarıldığı ortaya çıkmıştı.

Geçen ay şaşırtıcı bir haber daha yayımlandı.

İçişleri Bakanlığı’nca yapılan soruşturma sonucu Genel Başkan Kerem Kınık ve Genel Müdür İbrahim Altan’a yardım ve bağışlar konusunda, “Güveni kötüye kullanma” gerekçesiyle para cezası verilmişti. Kınık’a 344 bin, Altan’a 70 bin lira ceza. Genel Müdür İbrahim Altan, Deniz Feneri davasından da 2013 yılında 2.5 yıl hapse mahkûm olmuştu.

Dün Kızılay’ın internet sitesini gözden geçirdik. Kızılay’ın başındaki Kerem Kınık ve İbrahim Altan koltuklarında oturmaya devam ediyorlardı. Sözün bittiği yerdeyiz...

Miras

Atatürk kendi üzerindeki İş Bankası hisselerini yıllık gelirleri TTK ve TDK’ya verilmek üzere 1938 yılında bir vasiyet mektubuyla CHP’ye bırakmıştı. CHP yüzde 28 oranındaki bu hisselerin güvenliği için İş Bankası Yönetim Kurulu’nda 4 üye bulunduruyor, gelirden hiç pay almıyor, hisselerin geliri tamamen Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumuna naklediliyor.

Bütçe görüşmelerinde CHP Ankara Milletvekili Murat Emir çarpıcı açıklamalar yaptı. Bu yılın mart ayında TTK ve TDK’ya ait 3.7 milyar liranın hazineye, tek hesap adı altında açılan bir hesaba aktarıldığını bildirdi. Bu aktarma talebi 2019 yılında da yapılmış, TTK Başkanı Refik Turan talebi kabul etmeyerek istifasını vermişti. Murat Emir iki kuruma nakledilen meblağların yine bu iki kurumca kullanılmasının takipçisi olacaklarını söyledi Meclis konuşmasında. Sözünü tutmalı.

KİTAP

Geçmişte de çok yazdık. Kitapların kapak içine yazarların mail adresi de konulmalı. Bu şekilde okurlarla aralarında diyalog kurulur, biz de kendilerine teşekkür etmek için yol bulmuş oluruz. Kitaplarda e-mail adresleri bulunmadığı için şimdi kendilerine yazılı teşekkürler yollayamıyoruz. Mesela...
Sevgili Cahit Kayra ağabeyimiz bugünlerde evden pek çıkmadığı için “Bir Çalışma Odası” adlı, çalışma odasındaki kitap, belge, resim ve anı eşyasını anlatan kitabına teşekkür gönderemedik.

Tele 1 yorumcusu ve yazar Tuba Emlek’in “Cumhuriyet Yolunda İz Bırakanlar” kitabındaki birbirinden duyarlı röportajları okuduk ama bir teşekkür yollayamadık.

Neşe Doster’in “ATATÜRK’e, Hasret Mürekkepli Mektuplar” kitabında O’nun hasretiyle yazılmış satırları ilgiyle okuduk ama teşekkür yollayamadık
Daha da var yollanamayan teşekkürler. Yazacağız onları da...

HUGUK

Tren bir saat gecikince istasyondaki adam sıkılmış, istasyon müdürünün yanına gidip söylenmiş:

- Tarifeye göre trenin bir saat önce gelmesi gerekirdi, hâlâ yok. Sizin tarifeniz ne işe yarar?

İstasyon şefi gayet ciddi:

- Tarife olmasaydı trenin ne kadar geciktiğini bilemeyecektiniz.

Bizim anayasa ve kanunlar da aşağı yukarı bu işe yarıyor.

Neyin hukuka ne kadar aykırı olduğunu onlara bakarak anlıyoruz.

Başka da pek işe yaramıyorlar.

(NOT: Osman Kavala 1099, gazeteci Müyesser Yıldız 133 gündür tutuklu)