Pozitifler otele!

Şöyle haberler okuyoruz:

“Sokağa çıkma yasağına şimdilik gerek yok, ancak salgın daha büyük rakamlara ulaşırsa yasak düşünülebilir...” veya “Salgının yayılması halinde sahra hastanesi kurulabilir.”

Ne var ki salgın hızını aldıktan sonra alınacak tedbirler işe yaramaz. Tedbiri bugünden almak lazım.

Türkiye’de salgın hangi düzeylere ulaşır? Hesabı kolay...

Nüfusa, yapılan test sayısına, tespit edilen vaka sayısına ve ölüm oranına bakarak yakın gelecekteki tabloyu bugünden saptayabilirsiniz. Gelecek maalesef parlak görünmüyor.

Sıkı önlemler almak için rakamlarda patlama beklemeyelim.

Mesela bir öneri... Kovid-19 teşhisi konulan kişiler, eğer ayakta iseler doğru evlerine gönderiliyor. Evler muhtemelen kalabalık. Hastalık kolayca diğer fertlere bulaşıyor. Onlar da taşıyıcı olarak sokakta ona buna bulaştırıyor.

Oysa... Kendisini tamamen izole etme imkânı olmayan pozitif kişiler için devlet pekâlâ oteller kiralayabilir. Bu kişiler hastalık sürecini otelde geçirebilir. Bu önlemle hastalığın yayılma hızı önemli ölçüde kesilebilir.

The Marmara ve Divan Otelleri sağlık çalışanlarına tahsis edildi. Sahiplerine teşekkürler. Aynı şekilde pozitif hastalar için de oteller kiralanabilir. Hâlâ... Virüsün bir gün kendiliğinden ülkemizi terk edeceği gibi bir inanış var toplumda. O yüzden sokaklar hâlâ kalabalık. Sağlık alanında eşgüdüm zayıf. Uyanalım...

KURUL

Dünyada en son tıbbi gelişmeleri ve en güvenilir sağlık bilgilerini Dünya Sağlık Örgütü WHO’dan alıyoruz. Ona güveniyoruz. Bizim de Kovid-19’la ilgilenen bir Bilim Kurulumuz var. Beklenir ki bu Bilim Kurulu da WHO gibi tıbbi açıdan kesinleşmiş olguları ve yararlı uyarıları internet sitesiyle kamuoyuna açıklasın. Böyle bir başvuru merkezine ihtiyaç var. Çünkü halen her kafadan bir ses çıkıyor ve halk bilimsel açıdan neyin doğru olduğunu anlamakta zorluk çekiyor.


GÜN

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nü sahneleri açamadan kutladık.

Bu önemli günü tiyatromuzun mimarı Muhsin Ertuğrul ustamızın şu sözleriyle anıyoruz:

“Fırın açmayan ülkede insanlar aç kalır ölür, ama tiyatro açmayan bir ülkede insanlar ruhen aç kalır, birbirini öldürür.”

ASLAN

Koronavirüs konusunda palavra haberler yağmur gibi yağıyor.

Biri şöyle:

“Rusya’da sokağa çıkılmasını engellemek için sokaklara 500 aslan salındı.”

Sözde, Putin Moskova’da halkı bu şekilde korkutarak evde kalmalarını sağlıyormuş.

Haberin palavra olduğu hemen anlaşıldı. Rusya’da 500 aslan nerede?

Haberi uyduranlar neden aslan sayısını 500 olarak üfürmüş onu anlamadık.

Moskova’da sokağa sadece 5 aslan salınsa halk yine evlerine kapanmayacak mıydı?

Uyuşmuşuz...

İnfaz yasası taslağını iktidar partisi heyeti, muhalefet partileriyle görüşüyor. Görüşmeler uyuşturucu ile siyasi tutuklu ve hükümlülerin durumu üzerinde yoğunlaşıyor.

Bu arada bizim dikkatimizi bazı rakamlar çekiyor.

Uyuşturucu satmak ve bulundurmaktan hapis yatanların toplamı 65 bin civarında imiş. Bu rakamlar ülkede müthiş bir uyuşturucu trafiğinin varlığını anlatıyor bize... Şu anda dışarıda bu ticaretle meşgul olanların, içeride yatanların birkaç katı olduğunu düşünüyoruz. Ne var ki uyuşturucu trafiği ve iptilası ülkenin gündeminde sigara tiryakiliği kadar yer tutmuyor. Uyuşturucu aleyhtarı somut bir kampanya gözlenmiyor. Bu konuda milletçe uyuşmuşuz. Gelecek nesilleri de uyuşturuyoruz. Aman aklımızı başımıza alalım...

GASP

Bakan açıkladı.

28 Şubat - 25 Mart döneminde maske, kolonya, gıda gibi ürünlerin fiyatlarıyla ilgili 6 bin 448 firma ve 13 bin 280 ürün denetlenmiş. Haksız fiyat artışı nedeniyle 198 firmaya toplam 10 milyon 90 bin lira para cezası uygulanmış.

Bu firmalar ne yapmış? Halkı kazıklamış, vatandaşın cebinden para çalmışlardır. Gaspçıdırlar. Sahtecidirler.

Sokakta adam soyan bir gaspçı kimliğiyle teşhir edilir ve çok ağır cezaya çarptırılır.

Bu firmalar ise adlarıyla açıklanmıyor. Hangisine, nasıl gerekçeyle, ne kadar ceza yazıldığını öğrenemiyoruz.

Cezalar bu şekliyle inandırıcı ve caydırıcı olabilir mi?

Gaspçı firmaların adları neden gizli tutulur?

LORD

Kapıya düşman dayanmışsa... Bu düşman herkesi birden aynı ölçüde tehdit ediyorsa...

Normali bu düşmana karşı hep birlikte savaşmak değil midir? Onun için de kırgınlıkları, düşmanlıkları, kin ve intikam duygularını bir kenara bırakmak, ortak düşmana karşı omuz omuza vermek gerekir. Fakat bizde öyle olmuyor. Bazıları kritik zamanları fırsat görüyor, kapıdaki tehlikeye aldırmadan faaliyete devam ediyor. Konuyu İngiliz lordunun öyküsüyle noktalayalım.
İngiliz lordu seyahatten erken dönmüş. Gece vakti üst kata çıkıp yatak odasına girince ne görsün! Genç eşi yabancı bir gençle alt alta, üst üste. Lord cenapları karısına uzun ve etkili bir nutuk atmış. Evliliğin gereklerinden, sadakatin öneminden falan söz etmiş. Nutuk birkaç dakika sürmüş. Sözü bağlarken de şöyle demiş:

- Size gelince genç adam, hiç olmazsa ben konuşurken durabilirdiniz.

Yani, biraz durun yahu...