Sivil vesayet...

Yargı mensupları hukuk ilkelerini bir yana bırakıp iktidarın basına hoyrat bakışını hukuk haline getirmeye çalışırlarsa ne olur

Yargı mensupları hukuk ilkelerini bir yana bırakıp iktidarın basına hoyrat bakışını hukuk haline getirmeye çalışırlarsa ne olur... ÇGD Başkanı Ahmet Abakay’ın dünkü açıklamasına bakalım:
“Hopa Savcılığı, bugün basın ve yayın kuruluşlarına bir yazı göndererek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Mayıs’ta Hopa’da yaptığı miting öncesi ve sonrasında olaylarda yaşamını yitiren Metin Lokumcu’nun cenaze töreninde çekilen, yayınlanmış ve yayınlanmamış tüm fotoğraf ve görüntüleri istedi.
Savcılık, 10 gün içerisinde yazısına yanıt verilmesini, verilmediyse bunun nedeninin bildirilmesini de talep ediyor.
Dahası, fotoğraf ve görüntüleri göndermeyenler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesi uyarınca adli işlem yapılacağını vurguluyor.
Savcılığın, şunu bilmesi gerekmektedir; Gazeteciler, savcılığın personeli ya da olayları adli makamlara intikal ettirmek için maaş alan kolluk görevlileri değildir. Ellerindeki görüntüleri adli makamlara bildirme, iletme gibi bir yükümlülükleri yoktur.
Gazetecileri, izledikleri olayların tarafı, şikâyetçisi, jurnalcisi haline sokmaya yönelik bu tavır, Başbakan’ın ve hükümetin basına yönelik düşmanca ve taraflı tutumunun devamı niteliğindedir.
Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne göre, gazeteciler her türlü baskıyı reddeder...”
Bizim yasalarda da yer alan gazeteciliğin evrensel kurallarını bilmek ve uygulamak zorundayız. Sivil dönemde askeri sıkıyönetim yasalarını uygulamak gibi yollara özenmek pek hoş değil...



Yakalama emri...

Yedi general ve amiral hakkında daha yakalama emri verildiği için hapisteki generallerin 44’e yükselmesi bekleniyor... Hava ve Deniz Kuvvetleri’nin hemen tüm üst düzeyi hapiste. Bir subay bir gün bile tutuklu kalsa terfi edemiyor. Böylece hapisteki general, albay ve daha alt rütbelilerin terfileri şimdiden önlenmiş durumda. Balyoz avukatı Celal Ülgen, katıldığı televizyon programlarında, tutuklamalardaki bir amacın da TSK’nın komuta kademesini yeniden dizayn etmek ve iktidara kesinkes bağlı bir komuta kademesi oluşturmak olduğunu savunuyor.
* * *
Bu arada Balyoz davasına bakan mahkeme, Genelkurmay Başkanlığına, ‘‘İlk davaya konu olan Balyoz Planı’nın doğru olup olmadığına” ilişkin bir soru gönderdi... Balyoz avukatı Hüseyin Ersöz dedi ki:
“Balyoz soruşturması açılalı bir buçuk yıl oldu, iddianame hazırlanıp biteli 1 yıl oluyor. 170 dolayında sanık hapiste. Davanın 40’tan fazla celsesi geride kaldı. Mahkemenin Balyoz Planı’nın doğru olup olmadığını şimdi merak etmesi ilginç...
Üstelik mahkemenin elinde bir sene evel hazırlanıp savcılara teslim edilen ve belgelerin sahte olduğunu anlatan 3,000 sayfalık bir askeri bilirkişi heyet raporu var...”
Bu davada her şey çok ilginç...


Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
23 Haziran’da yaptığı açıklamada Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşürülmesi kararını protesto ediyor... İktidarı gereğini yapmaya davet ediyor. Ancak Prof. Mehmet Haberal’ın tahliye edilmemesi konusunda bir açıklama yapmıyor... Hatip Dicle’nin tıpla ilgisi yok. Mehmet Haberal Türkiye’nin en ünlü tıp profesörlerinden... Üstelik henüz sabit bir suçu da yok. Bu işte bir gariplik yok mu?




Kitap!

Meslektaşlarımız Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın tutuklulukları ne zaman gündeme getirilse Tayyip Erdoğan başta olmak üzere iktidar mensuplarıyla medyadaki uzantılarının verdiği yanıt hiç değişmez.
“Efendim, onlar yazdıkları kitaplardan dolayı içeride değiller ki.”
Bunu diyenlere Prof. Haluk Şahin’in basit bir sorusu var. Dün CNN Türk’te Ayşenur Aslan’ın programında sordu:
“Peki, Nedim ile Ahmet o kitapları yazmasaydılar yine içeride olurlar mıydı?”


Balbay ve Haberal’ın deliller tamamıyla toplanamadığı gerekçesiyle tahliye edilmemeleri neyi gösterir?
Dosyadaki deliller mahkumiyet için yetersiz...
* * *
Türkiye’de mutlu yaşıyoruz diyenlerin tamamına yakını fakir ve yaşlıymış.
Yani mutluluğu pek yaşamamış olanlar ile unutmuş olanlar...
Haldun Ertem



Suudi

Suudi Arabistan’da 5 kadın daha “yalnız erkekler otomobil kullanır” ilkesini deldikleri için gözaltına alınmışlar.
Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen 1930’larda uçak kullanıyordu. Bugün THY’de ve Hava Kuvvetleri’nde kadın pilotlar görev yapıyor... Suudi kadınına otomobil direksiyonu bile emanet edilmiyor... Arada yüz yıl fark var... Türkiye’de yaşayan kadın bu özgürlüğünü acaba neye borçlu?



Orman

Seçimlere üç gün kala Resmi Gazete’de yayımlanan kanun hükmünde kararname ile “Çevre Orman ve Şehircilik Bakanlığı” kuruldu.
Bakanlık, Çevre ve Orman Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın birleştirilmesiyle kuruldu. Oktay Ekinci Cumhuriyet’te soruyordu:
- Dünyanın bir başka ülkesinde acaba orman ile şehirciliğe birlikte bakan başka bakanlık mevcut mudur?
Sanmıyoruz... Ama aralarında hiç mi ilgi yok diye sorarsanız.. Var tabii...
Şehirler ormanlar yok edilerek genişlediğine göre... Arada büyük ilgi var.
Ormanlarımız artık şehirlerin genişlemesine engel olmayacak demektir...
Bakanı da şimdiden belli: TOKİ eski Başkanı Erdoğan Bayraktar...


Tavuk dönere inek memesi katıyorlarmış.
Ne yani, adamlar kendimizden de bir şeyler katalım, demiş olamazlar mı?
Fahrettin Fidan