Melih Aşık

Melih Aşık

m.asik@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Türkiye’ye neden geldi?
Türk - Amerikan dostluğunu pekiştirmek için geldi diyeceğiz ama...
Biliyoruz ki büyük devletler bir şey vermek için değil almak için gelirler...
Üstelik Biden dostluk deyince en son akla gelecek isim... Ne diyor emekli diplomat Uğur Ergun onu tanımlarken:
“Azılı bir Türk düşmanıdır. Rum ve Ermenilere yaranmak için, ABD Kongresi’nde yürütülen Türkiye aleyhine faaliyetlerde hep baş rolde olmuştur...”
Joe Biden belli ki ABD’nin beklentilerini bildirmek ve kimi konularda bizi ikna etmek için geldi...
Suriye’de Esad rejimini yıkma işini bilabedel bizim gerçekleştirmemizi istiyor Sam amca...
Bilvesile Türkiye’nin İran’la kapışmasını sağlayacaklar...
Karşılığında boş vaatler veriyorlar... Mesela ABD, PKK ile mücadelemize omuz verecekmiş...
Obama Irak’ta 130 bin askeri varken vermediği desteği şimdi bütün askerlerini çektikten sonra mı verecek?

Kim inanır bu yalana?..
Neticede ABD ve İsrail çıkarlarını bedava bar fedailiğine soyunmuş olan Türkiye savunacak...
Onlar da “Bravo kapitano” diye sırtımızı sıvazlayacak, iktidara gaz verecekler.
İktidar bu hizmeti karşılığında koltuk desteği alır... Halk ise bir şey kazanmaz sadece kaybeder...
Nitekim Türkiye artık komşuları için “sağlam ve güvenilir” dost değil... ABD adına komşularına kazık atan, onların çetelerine yataklık eden casus ülke konumundadır. Bölgede dostumuz olan ülke kalmadı. Komşu ülkeler yarın Türkiye’ye saldıran çete ve teröristlere yataklık etseler diyecek sözümüz de yoktur artık...


Üst düzey bir PKK’lı yakalanmış.
Oh nihayet bizim komutanlardan sonra sıra onların komutanlarına geldi...
* * *
İstanbul’da taksi plakası 825 bin lira olmuş.
O kadar parayı veren adam müşteri kazıklamaya çalışmasın da ne yapsın...
Haldun Ertem



Kanun devleti!..

Ülkemizde iktidar partisiyle akrabalık ilişkisi bulunanların yasalardan muaf olduğuna ilişkin en son ve güzel örnek Göksel Gümüşdağ’ın durumu.. Gümüşdağ’ın iddianamede “şike girişiminde” bulunduğu iddia ediliyor ve maçlara girmesi yasaklanmış bulunuyor. Tribünden maç izleyemeyecek. Ama Futbol Federasyonu Başkanvekilliği görevini sürdürüyor. Bu satırların yazıldığı dün akşam saatlerinde Gümaşdağ hâlâ görevde bulunuyordu. Kendileri Emine Erdoğan’ın akrabası. Bu arada maç izlemesi yasaklanan 78 kişinin, ilişkili oldukları kulüplerin maçları olduğunda tam maç saatinde ve bir saat sonra karakola başvurmaları gerekiyor. Bu kişiler maçları televizyondan izlemekte bile zorlanacaklar...
Ne ceza!..

Kadın istemezse...

5 Aralık Türk kadınının siyasi haklarını kullanmaya başlamasının 76. yıldönümü. Fransız kadınları bu hakka Türkiye’den 11 yıl, İsviçre kadınları 37 yıl sonra kavuştular. Atatürk’ün öncelikli hedeflerinden biri kadın erkek eşitliğiydi. Şöyle diyordu: “... Bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça öteki yarısı göklere yükselebilir mi? Bizim toplumsal başarısızlığımızın sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz kayıtsızlık ve kusurdan ileri gelmektedir.”
Bugün hangi noktadayız? Türkiye kadın erkek eşitliğinde 122. sırada. Meclis’te kadın milletvekillerinin oranında dünyada 82. sıradayız. Uganda, Etiyopya. Afganistan, Pakistan Bangladeş’te bile bizden fazla kadın milletvekili var. Kadının durumu parlak değil. Peki kendileri fazlasını istiyor mu? Bir soru da bu..

Haberin Devamı



Korku dağları...

CHP’nin pazar günü İzmir’de düzenlediği mitinge kimi gazetelere göre 50 bin, kimilerine göre 100 bin insan katıldı. 50 bin de olsa rakam televizyonların, özellikle de haber kanallarının görmezden gelemeyeceği ölçüde büyük. Peki gördüler mi? Arkadaşımız Aslı Aydıntaşbaş dün köşesinde anlatıyor:
“Ağız birliği yapmışçasına haber kanallarının hiçbiri mitingi yayınlamadı. Hem de programlar açısından ölü saat sayılan pazar öğle vakti olmasına karşın... Neyse ki NTV 10 dakikasını verdi ama sonra onlar da yemek programına geçti.”
Medyanın tek partiye kapılandığı bir ülkede demokrasi var denebilir mi?



Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar,
“Allah’ın sayesinde milletvekili oldum” demiş.
Tamam da... Allah bu iş için kimi aracı yaptı!
Fahrettin Fidan




Yine yargısız infaz

Şike iddianamesi daha mahkemece kabul edilmeden savcılık tarafından basın açıklaması yapıldı. Bu aşamada basın açıklaması yapılır mı? Hukukçu Noyan Özkan’ın görüşü:
- Yapılabilir. Ancak açıklama kamuoyunda kişinin suçlu olduğu kanısını uyandırmamalı, yargıçları etkilememeli...
Açıklama bu sınırları aşıyor. Kamuoyu kendince kanaat oluşturuyor. Şüpheli vekilleri iddianameyi henüz görmedikleri için medyadaki yargısız infazlar karşısında çaresiz kalıyor...