YARIN PAZAR

Nâzım Hikmet’in:

“Bugün pazar...

Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün

bu kadar benden uzak, bu kadar mavi

bu kadar geniş olduğuna şaşarak

kımıldamadan durdum”

diye başlayan ve “bahtiyarım” diye biten şiirindeki gibi adeta...

Bizim 65 yaş üstüne de lütfedildi, pazar günü, yani yarın, 10 haftadır ilk kez sokağa çıkacaklar. Saat 11-15 arası evlerinin civarında volta atacaklar.

Ancak yarın genel sokağa çıkma yasağı da var. Sahiller ve parklar dâhil her yer kapalı. 65 yaş üstü vatandaş berbere veya alışverişe gidemeyecek. Hafta içi de gidemiyor. Bir dostumuz dün yana yakıla anlatıyordu:

- Hafta içinde para çekmek için evimin hemen altındaki bankaya indim, 65 yaşımı geçtim diye içeri almadılar. Bankaya da polis refakatinde gidecekmişiz!

65 yaş üstü yurttaşlar hafta içi bir gün de sokağa çıkış izni istiyor. Dünyanın hiçbir yerinde yok 65+ yasağı. Bizde niye var?

İNTİKAM ÖYKÜSÜ

İşte size yaşanmış bir hikâye içinde bir tutam mizah... Sene 1970’ler... Samimi arkadaşlar olarak zaman zaman toplanıyor, sohbet ediyoruz.

Arkadaşlardan biri maaşının azlığından, patronun zam yapmamasından, hakkının yenmesinden şikâyet ediyor. Patronu Türkiye’de çok ünlü bir isim. Ama eli sıkı mı sıkı. Arkadaşımız bir akşam, “Ohh! Nihayet intikamımı aldım” diyerek geldi yanımıza oturdu.

- Hayrola yahu, ne yaptın?

O günlerde Kıbrıs harekâtı var. Çeşitli yerlerde yardım toplanıyor. Arkadaşımız anlattı:

- Dün hafta sonu, hava da güzel... Hanımı, çocukları aldım, Aksaray’daki Lunapark’a gittik. Bir ara mikrofona çıkan bir çığırtkan Kıbrıs için yardım toplayacaklarını ilan etti. Ortada bir adam dolaşıyor, siz adınızı ve parayı bir zarfa koyup adama veriyorsunuz, zarf sahnede açılıyor, adınız ve verdiğiniz miktar, 50 lira, 100 lira her neyse, mikrofondan okunuyor, millet çılgınca alkışlıyor...

- Sen ne yaptın?

- Patronun adını bir kâğıda yazdım. Parayla birlikte zarfa koydum. Zarfı sahnede açtılar. Mikrofondan patronun adı ve parası okununca topluluk “Yuuuuuuh” diye bağırdı.

- Neden?

- Çünkü zarfa 5 lira koydum... Millet 5 lirayı duyunca yuh çekti...

Arkadaşımız intikamını almış olmanın keyfiyle gevrek gevrek güldü.

SERİK

Antalya’da yapılacak yatırımlarla ilgili olarak bakanların ve AKP’li belediye başkanlarının katıldığı bir telekonferans düzenleniyor. Turizm Bakanı Nuri Ersoy, konuşmasının bir yerinde, Serik Belediyesi tarafından bir işletme sahibinden 500.000 lira rüşvet alındığını söyleyince Serik Belediye Başkanı Enver Aputkan tepki gösteriyor. Bunun üzerine Dışişleri Bakanı:

- Başkan, olay sizinle ilgili değil daha önceki döneme ait bir olaydır, diyor.

Turizm Bakanı Ersoy da aynı şekilde, “Daha önceki döneme ait” diyor.

Başkan Aputkan bunun üzerine: “Devletin Bakanı olarak bunu biliyorsanız neden üzerine gitmiyorsunuz?” diye konuşuyor ve toplantıyı terk ediyor. Eski başkan hakkında neden soruşturma açılmadığı ya da açıldıysa yeni başkanın neden haberinin olmadığı anlaşılamıyor.

OLİMPOS

Turizmin göz bebeği sayılan alanlardan Antalya-Olimpos 1. derece arkeolojik sit alanından 3. derece arkeolojik sit alanına çevrildi. Yani yapılaşmaya açıldı. Kararın koruma amaçlı olduğu, beton inşaata izin verilmeyeceği açıklandı. Bölge imara açıldıktan sonra yapılaşmanın kontrolü zordur. Yapılaşmaya açılan alanların ne kadar korunduğunu daha önceki örneklerden biliyoruz. Olimpos aynı kaderi paylaşacaktır.

FATURA

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği askı kampanyası devam ediyor.

Kampanyada dar gelirli yurttaşlar ödeyemedikleri İSKİ ve İGDAŞ faturalarını bir havuza yolluyor. Faturalar tek tek ilan ediliyor. Yardımsever vatandaşlar da güçleri oranında hangi faturayı isterse ödüyor. Faturanın kime ait olduğu, ödeyenin kim olduğu bilinmiyor. Ne yardım eden, ne yardım alan, ne kamuoyu yardım eden ve alanın adını öğrenmiyor.

Böylece kimse teşhir olmuyor, kimse reklam yapamıyor.

Dün itibarıyla 77 bin 600 fatura ödenmiş olup 118 bin fatura ödeme bekliyordu. Vatandaşlar bu faturalar için 9.9 milyon lira vermişlerdi. Güzel bir yardımlaşma örneği bu...

ZENGİN

“Zenginler yardımsever değildir... Zenginlerin eli sıkıdır. Merhametleri yoktur...”

Yaygın görüş böyledir.

Peki, gerçek böyle midir?

Amerika’da yapılan bir araştırmada zenginlerin yardım konusunda fakirlerden daha cömert olduğu ortaya çıkmış. Zenginler ve ünlüler daha cömertmiş ama bu işi gizli yapıyorlarmış. Çünkü yaptıkları yardım miktarı açıklanınca eleştiriye uğramaktan korkuyorlarmış. Ne kadar çok yardım yapsalar yine kimseye yaranamıyor, “Yaptıkları yardım kazandıkları paranın yanında devede kulak” gibisinden sitemlere hedef oluyorlarmış. Tabii yardım yapmayınca veya açıklanmayınca kimse onları eleştirmiyor.

ÇORAP

Sakarya’nın Adapazarı ve Serdivan ilçelerinde, girdikleri 4 camiden dizüstü bilgisayar, semaver ve para çalan 2 şüpheli, kısa süre içinde yakalanmış.

Sakarya Emniyet Müdürlüğü ekipleri iki hırsıza güvenlik kameralarını inceleyerek ulaşmış. Birisinin zaten 1 yıl 8 ay 20 gün kesinleşmiş cezası varmış.

İlginçtir... Güvenlik kamerasının çekimlerinde hırsızlardan birisinin camiye çorapla girmiş olduğu görülüyordu.

Camiye ve dine saygılı biriydi anlaşılan.

Yeni nesil hırsızlar böyle mutekit (itikat sahibi) demek ki...